Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2014/16821 E. 2015/10241 K. 04.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/16821
KARAR NO : 2015/10241
KARAR TARİHİ : 04.06.2015

MAHKEMESİ : İSTANBUL 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/06/2013
NUMARASI : 2011/329-2013/195

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin İstanbul, B…, Y… de bulunan ve … ada 1 parsel sayı ile tapuda kayıtlı taşınmazın sahibi olup, taşınmazın tapu kaydında Sultan Mahmut Hani Sani Vakfına ait Vakıf şerhi bulunduğundan müvekkili tarafından 2762 sayılı Vakıflar Yasasının 4203 sayılı yasa ile değişik 27. Maddesi gereğince Vakıflar İdaresine 111.701,00 TL taviz bedeli yatırıldığını, ancak taşınmazın gayrisahih vakıflardan olup, 17/02/1341 tarih ve 552 sayılı Aşarın Ilgası ve Yerine İkame Edilecek Mahsulatı Arazi Vergisi Hakkında Kanun gereğince taviz bedeline tabi olmadığını ileri sürerek taşınmazın gayrisahih vakıflardan olduğunun tesbiti ile davacının davalı İdareye taviz bedeli ödemekle yükümlü ve borçlu olmadığının tespiti ile ödenmiş olan 111.701,00 TL taviz bedelinin ödeme tarihi olan 03/11/2010 dan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız olarak açıldığını, dava konusu edilen taviz bedelinin 5737 sayılı Kanunun 18. Maddesine uygun olarak alınan bir bedel olup, iadesinin talep edilemeyeceğini, dava konusu taşınmazın geldisine ait tapu kaydında icareli olduğunun açıkça belirtildiğini, vakfiyenin düzenlenmesinden sonra vakıf parayla rayiç bedelleri ödenmek suretiyle alınan taşınmazların sahih vakıf emlakinden sayıldığını, arazinin miri arazi olduğuna dair kesin bir delil olmamakla beraber, miri arazi olduğu kabul edilse dahi mukaatalı olarak hayrata tahsis edilen vakıflı yerlerden taviz bedeli alınmasının Vakıflar Kanununun 18. Maddesinin amir hükmü olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, 18/05/322 tarihli bidayet tapu zabıt kaydı kapsamından taşınmazın, nev’i muhassası’nın Cennetmekan Sultan Mahmut Han Sani Hazretleri gedikatından, senevi dört kuruş otuz beş para icare-i mubibe’li olduğunun açıkça belirtilmiş olduğu, gedik ve mülk’ün bir şahsın uhdesinde olmadığı gibi, taşınmazın tamamının mülk bedeli’nin ödenmesi suretiyle, mülkün tamamının gedik sahibine geçmesi hususunda talepte bulunulduğuna dair dosyaya bir belge sunulmadığının anlaşıldığı, icareli gedik’in ilgası ve tasviyesi’nin 2762 sayılı Vakıflar Kanununa tabi olduğundan ve taşınmazın vakıf nev’isinin icareteynli vakıf ve dolayısı ile sahih vakıf olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
5737 Sayılı Vakıflar Kanunu 27.02.2008 tarihli Resmi Gazetede yayınlanmış ve aynı tarihte yürürlüğe girmiştir. Sözü edilen 5737 Sayılı Vakıflar Kanununun 18.maddesinde; “Tapu kayıtlarında, icareteyn ve mukataalı vakıf şerhi bulunan gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde veya tasarrufundaki taşınmazlar, işlem tarihindeki emlak vergisi değerinin yüzde onu oranında taviz bedeli alınarak serbest tasarrufa terk edilir. Ancak miri arazilerden mukataalı hayrata tahsis edilmeyenler ile aşar ve rüsumu vakfedilen taşınmazlar tavize tâbi değildir.” hükmüne vaz’olunmuştur.
Yasanın 3.maddesinde yapılan tanıma göre de; mukataalı vakıf: zemini vakfa, üzerindeki yapı ve ağaçlar tasarruf edene ait olan ve kirası yıllık olarak alınan vakıf taşınmazlarını, icareteynli vakıf ise; değerine yakın peşin ücret ve ayrıca yıllık kira alınmak suretiyle süresiz olarak kiralanan vakıf taşınmazlarını ifade eder.
Mahkemece; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, “…genel harita üzerinde yazılı olan mesafelere göre, kadim;köy, kasaba ve şehir merkezine, uzakta olduğu anlaşılan, dava konusu taşınmazın; ilk etap da, tarla, çayır, bostan ve saire gibi, gayr-i sahih vakıflardan olan, taşınmazların niteliğinde imiş gibi mütalaa edilmesi gerekir ise de; taşınmazın geldisini teşkil eden zabıt kaydının yeni Türkçe’ye çevrili, vakıf nevisinin Cennetmekan Sultan Mahmut Han Hazretleri gedikatından, senevi 4 kuruş, otuz beş para icare-i musibeli olduğu anlaşılmakla(……Cennetmekan Sultan Mahmut Han Sani Hazretleri Vakfına ve Harameyni Muhteremeyn Vakfı’na ait gediklerin, nizamlı gedik niteliğinde olması ve nizamlı gediklerin ise, aynen icareteynli vakıflarda ki gibi işleme tabi tutulduğu….) anlaşılmakla taşınmazın vakıf nev’i sinin, icareteynli vakıf ve dolayısıyla sahih vakıf olduğu” tespitinde bulunulmuştur. Davacı vekilinin bilirkişi raporuna itiraz üzerine aynı bilirkişilerden ek rapor alınmıştır. Ek raporda sonuç olarak; taşınmazın, nev’i muhassası’nın Cennetmekan Sultan Mahmut Han Sani Hazretleri gedikatı’n dan senevi dört kuruş otuzbeş para icare-i mubibe’ li olduğunu ve taşınmazın mülkünün ve dolayısı ile mülk mutasarrıfının Teb’a-i Devlet-i Aliye’nin Rum milletinden Bahçıvan Anaştaş veledi Apostol olduğu; bir bab bostan derunundaki bahçe gediği’nin ise, senevi dört kuruş otuz para icare-i mubibe’nin, yani icareli gediğin ise, Cennetmekan Sultan Mahmut Han Sanu Hazretleri gedikatı olduğu 2762 sayılı Vakıflar Kanununa tabi olduğu yönünde görüş bildirmişlerdir.

Davacı vekili, ek rapora, aynı vakfa ait Beyoğlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2007/564 Esas 2008//170 Karar sayılı ilamı ile taviz bedelinin iadesi talebinin kabulüne karar verildiğini, söz konusu kararın Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2008/14812 Esas ve 2008/15959 Karar sayılı ilamı ile onandığını beyan ederek, ayrıca gerekçelerini göstererek itiraz etmiştir.
Davacı vekilinin bildirdiği Beyoğlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2007/564 Esas 2008/170 Karar sayılı ilamında hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın menşei miri araziden olduğu için taşınmaz üzerindeki vakıf kaydının da gayr-i sahih vakıf türünden ve dolayısıyla bu kaydın terkini taviz bedeline tabi olmadığı tespit edilmiştir.
Hal böyle olunca, somut uyuşmazlığının çözümü için, kayda işlenen Sultan Mahmut Hani Sani Vakfı’nın mukataalı veya icareteynli vakıf olup olmadığının veya miri arazilerde mukataalı hayrata tahsis edilmeyen ve aşar ve rüsumu vakfedilen taşınmazlardan bulunup bulunmadığı hususunda, taşınmaz mahallinde keşif yapılmak suretiyle konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi heyetinden davacı vekilinin itirazlarını karşılayacak, emsal dosya da bulunan rapor ile iş bu dosyadaki rapor arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde yeterli ve Yargıtay denetimine uygun bilirkişi raporu aldırılarak, sonucu dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.