Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2014/19567 E. 2015/15394 K. 08.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/19567
KARAR NO : 2015/15394
KARAR TARİHİ : 08.10.2015

MAHKEMESİ : OSMANİYE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/04/2014
NUMARASI : 2012/941-2014/241

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde; ……………Birliğinde çalışan davalıya fazla ücret ödendiğinin tespit edildiğini, davalının iadeden kaçınması üzerine hakkında icra takibi başlatıldığını, itirazla takibin durduğunu belirterek; itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacağın zamanaşımına uğradığını, talebin idari yargının görev alanına girdiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini dilemiş, alacağının %40’dan az olmamak üzere müvekkili lehine icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; fazla ödemenin birlik meclisi toplantısının yapıldığı 22.10.2010 tarihinde öğrenildiği, icra takibini 12.12.2011 tarihinde, 1 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra başlattığı gerekçesiyle, davanın zamanaşımından reddine karar verilmiş, takibin zamanaşımı süresi geçtikten sonra başlatılması ve birlik toplantısında bu paranın davalıdan alınmaması yönünde alınan karara rağmen davalı hakkında takip yapılması nedeniyle, davacının takibi başlatmakta kötüniyetli olduğu kanaatine varılarak, asıl alacağın % 20’si oranında kötüniyet tazminatının, davacıdan alınması cihetine gidilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; yersiz ödenenin iadesisi için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmeyerek reddedilmiştir.
İİK’nın 67/2. maddesi gereğince, açılan itirazın iptali davasının reddi halinde, borçlu lehine tazminata hükmedilebilmesi için icra takibinin haksızlığı yanında alacaklının ayrıca kötüniyetli olduğunun da sübuta ermiş olması zorunludur.
Bu bağlamda temyize konu uyuşmazlık; davacının, davalı aleyhine icra takibi başlatmakta kötüniyetli olup olmadığı noktasında düğümlenmektedir.
Somut olayda, davalı K.. T..’ya yersiz ödeme yapıldığı teftiş raporları ile tespit edilmiş, 22.10.2010 tarihinde yapılan “Osmaniye İli Merkez Köylere Hizmet Götürme Birliği Meclisi” toplantısında, Birlik Müdürü K.. T..’nun, kişi borcunun kaldırılmasına oylama sonucu karar verilmiş, birlik kararından sonra 12.12.2011 tarihinde, icra takibi başlatılmıştır.
İcra takibinin kötüniyetle başlatılıp başlatılmadığı hususunda değerlendirme yapılabilmesi için kişi borcunun kaldırılmasına karar verilen birlik kararlarının denetimine ilişkin usulün incelenmesi gerekmektedir.
5355 Sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanunu’nun 22. maddesinde; mahalli idare birliklerinin denetiminin, İçişleri Bakanlığı’nca yapılacağı, vali ve kaymakamların gerekli gördüklerinde ülke düzeyinde kurulan birlikler dışındaki birlikleri denetleyebileceği hükme bağlanmıştır.
Sayıştay’ın dış denetimine tabi olmayan mahalli idare birliklerinin, İçişleri Bakanlığı, valiler veya kaymakamlarca mali denetimi sonucunda tespit edilen kamu zararı üzerine yapılan kişi borcu teklifleri, birlik meclisinde görüşülerek karara bağlanır. Bu kararın örneği, birlik merkezinin bulunduğu yerin valiliğine, ülke düzeyinde kurulan birlikler ile başkanı vali veya vali yardımcısı olan birliklerde ise İçişleri Bakanlığına gönderilir.
Karara karşı, ülke düzeyinde kurulan birlikler ile başkanı vali veya vali yardımcısı olan birliklerde İçişleri Bakanlığı, diğerlerinde ise valiler veya hakkında kişi borcu çıkarılanlar on gün içinde idari yargıya başvurabilirler. İdari yargı kararı doğrultusunda işlem sonuçlandırılır.
Tüm bu bilgiler ışığında davaya konu olay irdelendiğinde; birlik müdürü olan davalının, kişi borcunun, birlik meclisi’nin aldığı 22.10.2010 tarihli karar ile kaldırılması üzerine, kararın İçişleri Bakanlığı’na bildirildiği, İçişleri Bakanlığı’nın, kişi borcunun kaldırılmasına ilişkin kararın iptali için idare mahkemesinde dava açtığı, idare mahkemesi’nin, 16.04.2012 tarihli kararla davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle davayı süre aşımından reddettiği, icra takibinin, idare mahkemesinin kararından önce başlattığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar mahkemece; birliğin davalının lehine aldığı karar sonrasında bunun iptaline ilişkin veya aksini söyleyen alınmış bir karar olmamasına rağmen davalı hakkında takip yapılması sebebiyle davacının kötüniyetli takip başlattığı kanaatine varılmış ise de, birliğin kararının denetim için İçişleri Bakanlığına gönderilmesi, İçişleri Bakanlığının da kararının iptali için dava açması, icra takibinin idari yargıda açılan davanın yargılaması sırasında başlatılmış olması hususları bir arada değerlendirildiğinde; davacı tarafın kötüniyetli takip yaptığından söz edilemeyeceği açıktır.
Hal böyle olunca mahkemece; davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden ve HUMK 438/7. maddesi anlamında bu husus “Hakimin takdir yetkisi kapsamında” kalmadığından hükmün 2. fıkrasında yer alan; “Takipteki asıl alacağın (7.720,31 TL) % 20’si oranındaki kötüniyet tazminatının davacı alacaklıdan alınarak davalı borçluya verilmesine,” cümlesinin hükümden çıkartılarak yerine “Davalının şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı isteminin reddine” ifadesi eklenmek suretiyle hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 08.10.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.