YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/20059
KARAR NO : 2015/16891
KARAR TARİHİ : 28.10.2015
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 13.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/04/2014
NUMARASI : 2013/824-2014/105
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın yetkisizlik nedeni ile reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkilinin davalı şirketle…………. Enerji Nakil Hattı ve ……….Yapımına İlişkin İşbirliği Protokolü akdedildiğini, protokole göre davalı tarafça yapılması gereken bir kısım işlerin projenin devamlılığını sağlamak için müvekkili tarafından yapıldığını, yapılan harcamaların davalı adına faturalandırıldığını, davalının fatura bedellerinin ödememesi nedeniyle davalı aleyhine takibe başlandığını iddia ederek, takibe vaki itirazın iptalini talep ve dava etmiş,
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının taşerona havale edilen işler için harcama yaptığını, kendilerine bildirim yapılmadan sözleşmeye aykırı olarak yapılan ödemeleri kabul etmediklerini, temerrüde düşürülmediklerini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; taraflar arasındaki sözleşmede protokolün uygulanmasından meydana gelecek anlaşmazlıkların çözümünde Ankara Mahkemelerinin yetkili olduğu belirtildiğinden HMK 17. Maddesine göre sözleşmede belirtilen mahkemenin tarafları bağlayacağından ve kesin yetkili olduğundan davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine, ve dosyanın karar kesinleştiğinde ve talep halinde Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından mahkemenin yetkisine herhangi bir itirazlarının olmadığından bahisle temyiz edilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 17.maddesine göre; ”Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.”
Somut olayda; taraflar arasındaki protokolün 13.maddesinde; ”…iş bu protokolün uygulanmasından meydana gelecek anlaşmazlıkların çözümünde Ankara Mahkemeleri ve İcra Müdürlükleri yetkilidir” şeklinde yetki şartı bulunmaktadır. Taraflar tacir olduğundan 6100 sayılı HMK’nın 17.maddesi uyarınca anılan yetki şartı geçerlidir.
Ne var ki yetki sözleşmesi ya da sözleşmeye konulan yetki şartı ile belli bir veya birden fazla mahkemenin yetkili kılınması hususu kesin yetki olarak değerlendirilemez. Zira kesin yetki halleri 6100 sayılı HMK’nın yetki ile ilgili hükümlerinde açıkça belirtilmiştir. Örneğin; anılan kanunun 11.maddesinde mirastan doğan davalarda, 12.maddesinde ise taşınmazın aynından doğan davalarda kesin yetki kuralı düzenlenmiştir. Kesin yetki bulunan durumlarda taraflar sözleşme ile başka bir mahkemeyi yetkili kılamazlar. Oysa HMK’nın 17.maddesinde tarafların, yetki sözleşmesine rağmen sözleşmede belirtilen mahkeme dışındaki kanunda yetkili olduğu hükme bağlanan mahkemelerin de yetkilerinin devam edeceğini kararlaştırabilecekleri öngörülmüştür. Kesin yetki durumunda yetki sözleşmesi yapılamaz. Nitekim HMK’nın 18.maddesinde açıkça; “Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hallerinde yetki sözleşmesi yapılamaz.” hükmüne yer verilmiştir. Tüm bu hususlar gözetildiğinde yetki sözleşmesi ya da yetki şartında yetkili olduğu belirtilen mahkemenin kesin yetkisinden söz etmek mümkün değildir.
HMK’nın 19/2 maddesine göre; “Yetkinin kesin olmadığı davalarda yetki itirazının cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf yetkili mahkemeyi, birden fazla yetkili mahkeme varsa istediği mahkemeyi bildirir. Aksi halde yetki itirazı dikkate alınmaz.” Aynı maddenin 4.fıkrasında ise; “Yetkinin kesin olmadığı davalarda , davalı, süresi içinde ve usulüne uygun yetki itirazında bulunmazsa davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir.” hükmü yer almaktadır.
Bu açıklamalar karşısında, somut olayın değerlendirilmesine gelince; davalının cevap dilekçesinde yetkiye yönelik herhangi bir itirazının olmadığı dosya içeriğinden anlaşılmış olup ortada kesin yetki bulunmadığından mahkemece sözleşmede yer alan yetki şartının kendiliğinden araştırılamayacağı gözetilmeden somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.