YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/20184
KARAR NO : 2015/16314
KARAR TARİHİ : 21.10.2015
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı hakkında … 1.İcra Müdürlüğü’nün 2011/7874 Esas sayılı dosyası ile elektrik tüketiminden kaynaklanan borçları nedeni ile icra takibi başlatıldığı, davalının yapmış olduğu itiraz üzerine anılan icra takibinin durduğunu, davalı ile müvekkili arasında abone Tip mukavelesi bulunduğunu, bu sözleşme uyarınca abonenin aboneliği değiştirmesi durumunda ilgili birime bilgi vermek zorunluluğu bulunduğunu, abone terk işlemini yaptırmayan kişinin elektrik borcundan sorumluluğunun devam ettiğini, davalının alacağın zamanaşımına uğradığına dair iddilarının yersiz olduğunu ileri sürerek davalının takibe vaki itirazının iptali ile %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalıya dava konusu edilen 9 adet faturanın ödeme emri ekinde tebliğ edilmediğini, borçların 2001-2002 ve 2003 yıllarına ait olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını, aradan 8-10 sene geçtiğini, müvekkilinin elektrik tüketiminin faturalandırıldığı … … Mah.1116 sk.Sinem Apt.altı N:4/A adresinde faaliyet gösteren … Pastacılık ve Gıda San.Tic.deki hisselerininin tamamını … 9.Noterliğininden tanzimli 08.03.2002 tarihinde hisse devir sözleşmesi ile … …’a devrederek bu adresten ayrıldığını, dava konusu pastanenin bir çok kişi tarafından çalıştırıldığını ve davalı kurumun bugüne kadar kullanılan elektrik tüketim bedellerini tahsil etmediğini, davacı kurumun ağır hizmet kusuru olduğunu, aboneden tahsil ederim mantığı ile hareket edildiğini, müvekkilinin söz konusu pastaneyi devrettikten sonra İstanbul iline yerleştiğini, bu işyeri ile hiçbir ilgisinin kalmadığını ve davaya konu elektriği kullanmadığını, müvekkilinin faaliyet göstermediği bir yerde başkalarının kullandığı elektrik bedelinin 8-10 yıl sonra müvekkilinden talep edilmesini kabul etmediklerini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, 05.10.2011 takip tarihi itibariyle; 20.12.200-20.01.2001-19.02.2001- 20.03.2001-19.04.2001-18.05.2001-19.06.2001-19.07.2001-17.08.2001-18.09.2001 tarihli fatura bedellerine karşılık gelen takip miktarının borçlar kanunu uyarınca 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle bu miktarlara yönelik davanın reddi gerektiği, zamanaşımına uğramayan fatura bedelleri toplamı olarak 2.410,65 TL’nin davacının asıl alacağı olduğu, davalının aboneliğini iptal ettirmediği için borçtan sorumlu olduğu, davacının elektrik tarifeleri yönetmeliği uyarınca tüketim bedelini ödemeyen abonelerin elektriğini kesmesi gerektiği, belli bir süre ödenmeyen elektriği kesmeyerek davalının aboneliğinde olan fatura bedellerinin artmasına bu bağlamda davalının zararının da artmasına ve durumunun ağırlaşmasına davacının sebebiyet verdiği, davacının somut olayda 1/4 oranında kusurlu olduğunun kabul edildiği, 2.410,65 TL asıl alacak üzerinden 1/4 oranında indirim yapılarak davalının 1.807,23 TL den sorumlu olduğu, 6098 sayılı borçlar yasasının temerrüte ilişkin 120.maddesi gereğince davacının davalıdan yasal faizin %100 fazlasını aşamayacak şekilde talepte bulunabileceği, buna göre mahkemece asıl alacak miktarı olarak kabulüne karar verilen 1.807,23 TL miktar üzerinden yasal faiz hesaplandığı, 18.11.2013 tarihli bilirkişi raporunda yasanın %100 hükmüne rağmen temerrüt faizine ilişkin bu oran yerine, akdi faize ilişkin borçlar yasasının 88.maddesi uyarınca % 50 fazlasını aşamaz hükmü uygulanarak faiz bulunduğu, mahkemece bu oranın yasal faizin % 100’ünü aşamayacak şekilde uygulanarak, bilirkişi raporundaki gibi % 13,5 değil % 18 olması gerektiği kabul edilerek, faiz hesabının rapordaki miktar olan 3.067,87 TL değil % 18 temerrüt faiz oranına göre 4.090,48 TL olması gerektiği, hakkaniyet gereği bu miktardan da davacının kusuru nedeniyle 1/4 oranında indirim yapılarak faiz oranı bu miktar tenkis edildikten sonra 3.067,86 TL olarak hesap edilmiş ve bu miktarlara göre davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak;
1- 09/11/1995 tarih, 22458 sayılı Resmî Gazetede yayınlanan Elektrik Tarifeleri Yönetmeliğinin 26.maddesine göre; aboneliğinin başlangıç tarihinin sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarih olduğu, başka bir yere taşınacak abonenin taşınma tarihinden en az bir hafta önce şirkete yazılı olarak başvurarak sayaç değerinin okunmasını istemek zorunda olduğu, bir hafta içinde sayaç değeri belirlenmediği takdirde abonenin bildiriminin esas kabul edileceği, 38. maddeye göre idarenin faturalama dönemlerinde abone sayacının kaydettiği değeri mahallinde ve zamanında okuyarak faturalamaya esas olacak şekilde kayda geçirilmesinin esas olduğu, 50.maddeye göre fatura bedeli son ödeme tarihine kadar ödenmediği takdirde 20 gün içerisinde Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebligat yapılacağı, “bu tebligattan sonra fatura bedeli 10 gün içinde ödenmediği takdirde abonenin elektriği kesilir” hükmü getirilmiştir.
25/09/2002 tarihli ve 24887 sayılı Resmî Gazetede yayınlanan Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 24.maddesine göre; zamanında ödenmeyen borçlar başlığı altında “müşterinin perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşmalar kapsamında öngörülen ödemeleri zamanında yapmaması hâlinde dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından elektriği kesilebilir” şeklindedir.
01/03/2003 tarihinde yürürlüğe giren Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 24/2.maddesine göre, “müşterinin perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşmalar kapsamında öngörülen ödemeleri zamanında yapmaması hâlinde nihai tüketicilere enerji tedarik eden lisans sahibi şirketlerin bildirimi üzerine en az 5 iş günü içerisinde dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından elektriği kesilir” söz konusu durum 2 gün içerisinde dağıtım şirketi tarafından ilgili tedarikçiye bildirilir.
09/11/1995 tarihli Elektrik Tarifeleri Yönetmeliği ve 01/03/2003 tarihli Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin ilgili hükümleri gereğince zamanında ödenmeyen faturalardan dolayı elektriğin kesilmesinin amir hüküm olduğu anlaşılmaktadır.
HMK’nun 266.maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkes gibi hakimin de bildiği konularda bilirkişi dinlenmesine karar verilemeyeceği gibi, hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konularda da bilirkişi dinlenemez. Her halde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir.
Somut olayda; davalı, davacının elektrik abonesidir. Davacı kurum, 2000/12.dönem ila 2002/9.dönem elektrik tüketim fatura bedellerinden oluşan alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine takip başlatmıştır. Davalı aboneliği iptal ettirmedikçe abonelik üzerinden tüketilen normal veya kaçak enerji bedelinden fiili kullanıcı ile birlikte davacı kuruma karşı müteselsilen sorumludur. Davacının uzun sayılabilecek bir süre elektrik tüketim bedeline esas faturaların ödenmemesine rağmen yönetmelik gereği elektriği kesmemesi davacı açısından müterafik kusur teşkil etse de bu kusur tüketilen enerji bedelinin aslından davalının beraatını gerektirmeyeceği gibi tüketim bedeli olan ana borçtan hukukî sorumluluğunu da ortadan kaldırmaz. Olsa olsa davalının (normal tüketim bedeli dışında) gecikme zammı ve işleyecek faizden kusur oranında indirim gerektirir. Aksine düşünce davalının sebepsiz zenginleşmesine yol açar. Davalının normal tüketim bedelinin aslından (ana borçtan) her halükarda sorumlu olduğu, davacının elektriği kesmemesinin müterafik kusur teşkil edeceği ve bunun da ancak davacı için gecikme zammı ve faizden indirim sağlayacağı nazara alınması gerekirken ana borçtan da müterafik kusur indirimi yapılması doğru görülmemiştir.
2)Mahkemece yargılama sırasında bilgisine başvurulan hukukçu bilirkişinin raporu kısmen kabul edilerek mahkeme hakimi tarafından yeniden değerlendirme yapılarak faiz miktarı belirlenerek, karar verilmiştir. Rapor düzenleyen bilirkişinin elektrik tarifeleri ve elektrik tüketim bedeli hesabı konusunda uzman olmadığı, bu nedenle bilirkişi olarak dinlenemeyeceği kuşkusuzdur.
…nun 266 ve devamı maddeleri uyarınca çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde hakim bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Bilirkişi raporunu hazırlarken, raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. HMK.’nun 278-279.maddesine göre, bilirkişi raporu; Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde bilgi ve belgelere dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak, bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hükme dayanak yapılabileceğinin gözden uzak tutulmaması gerekir.
Hukukçu bilirkişi tarafından hazırlanan rapor incelendiğinde; dava konusu bedellerin hangi usullere göre hesaplandığı ayrıntılarıyla açıklanmadığı, içeriğinin ayrıntılı ve açıklayıcı olmaması nedeniyle hüküm kurmaya yeterli ve Yargıtay denetimine elverişli görülmemiştir.
Mahkemece asıl alacak miktarı olarak kabulüne karar verilen 1.807,23 TL miktar üzerinden yasal faiz hesaplandığı, 18.11.2013 tarihli bilirkişi raporunda yasanın %100 hükmüne rağmen temerrüt faizine ilişkin bu oran yerine, akdi faize ilişkin borçlar yasasının 88.maddesi uyarınca % 50 fazlasını aşamaz hükmü uygulanarak faiz bulunduğu, mahkemece bu oranın yasal faizin % 100 nü aşamayacak şekilde uygulanarak, bilirkişi raporundaki gibi % 13,5 değil % 18 olması gerektiği kabul edilerek, faiz hesabının rapordaki miktar olan 3.067,87 TL değil % 18 temerrüt faiz oranına göre 4.090,48 TL olması gerektiği belirtilerek bu miktar üzerinden müterafik kusur indirimi yapılarak faiz oranı belirlenmiştir. Abonelik sözleşmesinin dosyaya celbiyle; temerrüt halinde gecikme zammının uygulanması gerektiğine dair bir hükmün sözkonusu sözleşmede yer alıp almadığı hususu araştırılmaksızın yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Para borçlarında borçlunun borcunu vadesinde ödememesi halinde kararlaştırılan gecikme zammının aslında bir faiz olduğu kabul edilmektedir (HGK’nun 16.06.2004 gün ve 2004/19-357-360; 10.10.2012 gün ve 2012/7-502-707 sayılı kararları)
Faiz bilindiği gibi; Para borçlarında borcun zamanında ödenmemesi -borçlunun temerrüde düşmesi- halinde kanun gereği kendiliğinden işlemeye başlayan ve temerrüd devam ettiği sürece varlığını koruyan, alacaklının zararın varlığını ve miktarını aynı zamanda borçlunun kusurunu ispat etmek zorunda kalmaksızın borçlunun ödemek durumunda olduğu ve miktarı yasalarca belirlenmiş asgari ve maktu bir tazminattır. Temerrüt faizinin miktarı yasalarca belirlenmiş olduğundan, alacaklının bir zararının olup olmadığı veya zararın temerrüd faizi oranından daha düşük olup olmadığı tartışmalarına meydan vermeksizin, borçlunun faiz ödemeye peşinen zorlanması yargı organlarını da büyük bir yükten kurtarmakta ayrıca borçluyu zamanında ödemede bulunmaya sevk etmektedir.
Borçlar Kanunun 105. maddesinde; alacaklının uğramış olduğu zararın geçmiş günler faizinden fazla olması halinde, borçlu kendisine hiçbir kusur isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bu zararın tazmininin dahi istenebileceği hüküm altına alınmıştır. Görüldüğü gibi alacaklı geçmiş günler faizini -yasal faizi- talep ederken bir zararının varlığını ve miktarını ispat etmek zorunda değildir. Zira bu kısım yasada hüküm altına alınmıştır. Ancak, zararının yasal faizden fazla olduğunu iddia ederse, bu miktarı ispat etmelidir.
Mahkemece, öncelikle faturalar ödenmediği için yönetmelik hükümlerine göre abonenin elektriğinin kesilmesi gereken tarih belirlenmeli, bu tarihe kadar işleyen gecikme zammından abonenin sorumlu olacağı, Türk Borçlar Kanununun 88 ve 120. maddeleri de değerlendirilmek suretiyle, suretiyle alacak miktarı bulunmalı; bu tarihten sonra ise, zararın artmasına elektriği zamanında kesmeyen idarenin de sebep olduğu dikkate alınarak gecikme cezasından indirim yapılacağı düşünülmelidir. Ancak bu yapılacak indirim sonucu istenebilecek oranın yasal faiz oranından aşağı olamayacağı gözönünde bulundurularak sonuca gidilmelidir. Zira kanun koyucu alacağını geç alan alacaklının zararının yasal faiz kadar olduğunu kabul ederek düzenleme yapmış ve bu oranın ispatını gerekli görmediği gibi; borçluya zararın bu orandan daha az olduğunu ispat etmesi halinde yasal orandan daha düşük faiz oranından sorumlu olacağına dair bir düzenleme de getirilmemiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece yukarıda açıklanan ilke ve esaslar gözetilerek, öncelikle dosyanın önceki bilirkişi dışında elektrik tarifeleri ile tüketim hesabı konusunda uzman olan mühendis bilirkişilerin de aralarında bulunduğu üç kişilik uzman bilirkişi kuruluna tevdii ile dava konusu alacak döneminde yürürlükte bulunan tarifelerinin ilgili maddeleri uyarınca; davalının normal tüketim bedelinin aslından (ana borçtan) her halükarda sorumlu olduğu, Yönetmelik gereğince elektriğin kesilmesi gereken tarihin belirlenmesi bu tarihe kadar olan borcun tamamının hesap edilmesi, bu tarihten sonraki dönem için ise davacının elektriği kesmemesinin müterafik kusur teşkil edeceği ve bununda ancak davacı için (abonelik sözleşmesinde gecikme zammının alınacağına dair hüküm varsa) gecikme zammından indirim sağlayacağı bu indirimin de en fazla yasal faize kadar olacağı nazara alınarak rapor alınmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle, yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.