YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/20925
KARAR NO : 2015/16856
KARAR TARİHİ : 28.10.2015
MAHKEMESİ : MERSİN 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/07/2014
NUMARASI : 2012/343-2014/340
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın davalı C.. K.. yönünden reddine, davalı TEDAŞ yönünden kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı TEDAŞ vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, dava dilekçesinde; davalı TEDAŞ tarafından, müvekkili aleyhine Mersin 1. İcra Müdürlüğünün 209/2281 E. Sayılı dosyası ile toplam 7.386,41 TL bedelli 4 adet kaçak/usulsüz elektrik tespit tutanaklarına dayalı olarak icra takibine girişildiğini; müvekkilinin, takip alacaklısı şirkete ait bir aboneliği ve böyle bir borcu bulunmadığını, icra dosyası ve tutanaklardan maaşına haciz geldiğinde haberdar olduğunu; müvekkilinin, icra dosyasını incelediğinde, davaya konu kaçak tutanaklarının amcası C.. K..’nın sebze yetiştirmek için Fikri Oğul’dan kiralamış olduğu yer için tutulmuş olduğunu gördüğünü, amcası tarafından kiralanan yerden haberi olduğunu, ancak kendisinin adı geçen yer ile hiçbir alakasının olmadığını; davaya konu dört tutanaktan üçünde müvekkilinin adının geçmediğini, bir tutanakta ise oturan ve hazır olan kişi olarak gösterildiğini; ancak, müvekkilinin, o tarihte memleketi Mardin’de olduğunu ve tutanak altındaki imzanın da müvekkiline ait olmadığını; ayrıca, davalı şirket komisyon kararı ile tahakkukun C.. K..’ya yönlendirilmesine karar verdiğini ileri sürerek; müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile takip miktarının %20 si üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. .
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin, Mersin 1. İcra Müdürlüğünün 2009/2281 E. Sayılı dosyası ile alacağının tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, borçlunun tutanaklara itirazının yersiz olduğunu; zira, 10/02/2008 tarihli kaçak /usulsüz elektrik tespit tutanağından da anlaşılacağı üzere borçlunun tutanak düzenlenirken yetkililere kimlik ibraz ettiğini ve bunun neticesinde tutanağa kimlik bilgilerinin kaydedilmiş olduğunu, hazır olarak gösterilmiş olduğu ve imzası alınmış olduğunu savunarak; davanın reddini talep etmiştir.
Davalı C.. K.. vekili cevap dilekçesinde; söz konusu davada husumetin hatalı olarak müvekkiline yöneltildiğini, müvekkilinin Mersin 1 icra Müdürlüğünün 2009/2281 E. Sayılı dosyasının ne alacaklısı nede borçlusu konumunda olduğunu belirterek; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; kaçak elektriğin kullanıldığı ………. Beldesi ………… mah. adresindeki …….. seri numaralı sayacın bulunduğu tarımsal sulama tesisinin davacı ile ilgisinin bulunmadığının anlaşıldığı; bu nedenle, davacının davalı TEDAŞ’a borçlu olmadığı, davalı Cemal tarafından davacı aleyhine yapılan herhangi bir takip bulunmadığı gibi bu davalı tarafından herhangi bir alacak iddiasında da bulunulmadığı kabul edildiğinden, bu davalı hakkındaki davanın husumet yönünden reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle; davacının, davalı C. K. hakkında açtığı davanın husumet yönünden reddine, davalı …………. Elektrik Dağıtım A.Ş. aleyhine açtığı davanın kabulüne, davacının Mersin 1.İcra Müdürlüğünün 2009/2281 E. sayılı dosyasında davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı TEDAŞ vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Kural olarak, abonelik sözleşmelerinde kullanılan elektrik tüketiminden abone ile birlikte fiili kullanıcı da sorumludur. Abonelik sözleşmesi bulunmayan yerlerde kullanılan kaçak elektrik bedelinden ise, ancak kaçak kullanım yapan gerçek ve tüzel kişiler sorumludur.
Somut olayda, davalı görevlileri tarafından düzenlenen 10.02.2008 tarihli kaçak elektrik tespit tutanaklarında, kullanıcı olarak davacının isminin yazdığı, tutanakta kimlik bilgileri ve imzasının bulunduğu, abonesiz elektrik kullandığının tespit edildiği belirtilmiştir. Davacı ile davalı kurum arasında abone sözleşmesi olmadığı için davacının sözleşmeden kaynaklanan sorumluluğu yoktur. Bu noktada davalının fiili kullanıcı olup olmadığının tespiti önem arz etmektedir. Yargılama sırasında dava konusu tutanağın düzenlendiği yerde kimin ve hangi tarihten itibaren faaliyette bulunduğu ilgili tüm kurumlardan araştırılmamış, tutanak tarihi ve tutanağa konu yer itibariyle zabıta araştırması yapılmamıştır. Tutanak mümzii tanık olarak dinlenmiş, tutanak içeriğinin doğru olduğunu belirtmiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece; öncelikle tutanaktaki imzanın davacıya ait olup olmadığının tespiti gerekir. Bundan sonra, tutanak tarihlerinde tutanakta belirtilen yerde davacının faaliyette bulunup bulunmadığının, fiili kullanıcı olup olmadığının, faaliyette bulunmuş veya fiili kullanıcı olmuş ise faaliyetinin hangi tarihten itibaren başladığının zabıta araştırması yapılarak tespit edilmesi, ilgili diğer kurumlardan sorularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.