Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/10001 E. 2015/19215 K. 30.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10001
KARAR NO : 2015/19215
KARAR TARİHİ : 30.11.2015

Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : MERSİN 3. AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/04/2015
NUMARASI : 2014/622-2015/273

Taraflar arasındaki iştirak nafakasının artırımı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda asıl davanın kısmen kabulüne ve karşı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı (k.davalı) ve davalı (k.davacı) tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde; Aksaray 2. Aile Mahkemesi’nin 2012/39 Esas- 2013/97 Karar sayılı ilamı ile müşterek çocuk 2000 doğumlu H.. N.. ve 2005 doğumlu İskender’in velayetlerinin müvekkiline bırakıldığını, söz konusu karar ile müşterek çocuklar için ayrı ayrı 125 TL iştirak nafakasına hükmedildiğini, müşterek çocukların artan ihtiyaçları nedeni ile nafakaların yetersiz kaldığını, bu nedenle iştirak nafakasının her bir çocuk için aylık 300 TL’ye çıkartılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili cevap dilekçesinde;davanın reddini istemiş, karşı davasında ise , nafakanın her yıl TÜİK tarafından açıklanan ÜFE-TÜFE oranında artırılmasını talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; asıl davanın kısmen kabulü ile müşterek çocuk 2000 doğumlu H.. N.. ve 2005 doğumlu İskender lehine ayrı ayrı taktir edilen 125,00 TL iştirak nafakasının dava tarihinden geçerli olmak üzere her biri için aylık 145 TL ye çıkartılmasına, nafakaların her yıl TÜİK tarafından açıklanan ÜFE-TEFE oranında artırılmasına, karşı davanın ise reddine karar verilmiş, hüküm davacı (karşı davalı vekili) ve davalı (karşı davacı vekili) tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı-karşı davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Davacı -karşı davalı vekilinin temyiz tirazları yönünden;
Dava, iştirak nafakasının artırılması istemine ilişkindir.

TMK. 182/2.maddesine göre; “Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır”. Aynı Yasanın 328/1.maddesine göre de; “Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile anne ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de gözönünde bulundurulur” (TMK. 330/1).
İştirak nafakasının; çocuğun yaşı, eğitim durumu, günün ekonomik koşullarındaki paranın alım gücü ile genel ihtiyaçlarına uygun olarak ana babanın mali durumları da gözetilmek suretiyle takdiri gerekir.
Somut olayda; dosyadaki bilgi ve belgelerden, tarafların 05.02.2013 tarihinde boşandığı,müşterek çocuk 2000 doğumlu H.. N.. ve 2005 doğumlu İskender’in velayetinin davacı-karşı davalıya bırakıldığı ve müşterek çocuklar lehine ayrı ayrı 125 TL iştirak nafakasına hükmedildiği, bu davanın açıldığı tarih itibariyle aradan yaklaşık iki yıllık süre geçtiği, davacı annenin, Özel Yenişehir Öğrenci Etüd Eğitim Merkezinde asgari ücretle çalıştığı, 300 TL kira ödediği, davalının ise Özdemir Petrol Ürünleri Petrol Cih.İnşaat Oto Sanayi Ticaret Ltd. Şti’nin merkez işyerinde pompacı olarak çalıştığı, 958.23 TL aylık aldığı, 250 TL kira ödediği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; tarafların tespit edilen sosyal ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocukların yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, ekonomik göstergelerdeki değişim dikkate alındığında, mahkemece; TMK.nun 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun nafaka artışına hükmedilmesi ve bu suretle dengenin yeniden sağlanması gerekirken,yanılgılı değerlendirme ile düşük nafaka takdiri doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.