Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/10286 E. 2016/6824 K. 28.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10286
KARAR NO : 2016/6824
KARAR TARİHİ : 28.04.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK(AİLE) MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki ziynet eşya iadesi davasının bozma ilamı üzerine mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı (Karşı davacı) vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı karşı davacı ile 1999 yılında evlendiklerini ve sonrasında…. ilçesinde ikamet ettiklerini, ancak evlendikten sonra sürekli kavga ettiklerini, yaşanan kavgalar neticesinde fiilen bir arada olsalar bile iki ayrı dünyanın insanı gibi yaşadıklarını beyanla boşanmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı 21/05/2012 havale tarihli cevap dilekçesi ile, yasal süre içerisinde karşı dava açarak; eşi … ile 1999 tarihinde evlendiklerini, evliliklerinin ilk 6 ayının iyi geçtiğini, ancak daha sonra eşinin sürekli alkol alarak eve gelmemesi, gözünün dışarıda olması, arkadaşlarına ve yakınlarına kefil olarak aile birlikteliğini mali yönden zora sokması, ailesiyle gerektiği gibi ilgilenmemesi, evlilik birlikteliğinin gerektiği yükümlülükleri yerine getirmemesi, dayak atması ve uygulamış olduğu psikolojik baskı nedeniyle karşı boşanma davası açmak zorunda kaldığını, evliliklerinin ilerleyen yıllarında eşinin dayısına kefil olduğunu, dayısının krediyi ödememesi üzerine bunu kendilerinin ödediğini, yine arkadaşının kredi kartına kefil olduğunu ve bu kredi kartı borcu olan 18.000,00.TL’yi de kardeşlerinden aldığı borç para, oğlunun geleceği için sakladığı para ile birlikte kredi çekerek ödediğini, davacının karşı davalıya düğünde takılan ziynetlerini verdiğini ve eşinin üzerine kredi çekerek araba aldığını, davacı eşinin açtığı boşanma davasının reddini, karşı davasının kabulü ile, müşterek çocuğun velayetinin kendisine verilmesini, davacı karşı davalıdan ziynet eşyalarının aynen olmadığı takdirde ise bedeli olan 18.164 TL ile kocasına ait ödemek zorunda kaldığı borçlar nedeni ile kendisine iade edilmeyen 13.000 TL’den ibaret toplam 31.164 TL’nin maddi tazminat olarak tahsili ile kendisi için aylık 600,00.TL, müşterek çocukları için 400,00.TL nafaka talebinde ve 25.000,00 TL manevi tazminatın davacı karşı davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; Davacı karşı davalı …’un boşanma talebinin REDDİNE,
Davalı karşı davacı … …’un boşanma talebinin Kabulü ile; tarafların TMK’nun 166/1 maddesi gereğince boşanmalarına, davalı karşı davacı … …’un tedbir nafakası ve yoksulluk nafakası, manevi tazminat yönündeki taleplerinin REDDİNE, Tarafların müşterek çocukları 18/12/2001 doğumlu, Hakan Ulaş …’un velayetinin davalı karşı davacı … …’a verilmesine, velayeti davalı karşı davacıya verilen müşterek çoçuk lehine 300,00 TL nafaka takdirine; Davalı- karşı davacının 21/05/2012 havale tarihli dilekçesiyle yaptığı maddi tazminat talebine ilişkin isteminin, bu istemin boşanmanın eki niteliğinde olmadığı, davalı karşı davacı tarafından harcı ödenerek usulüne uygun şekilde açılmış bir dava da olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına; karar verilmiş, sözkonusu karar davalı (karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmiş; hüküm, davalı-karşı davacı (kadın) tarafından; kusur belirlemesi, reddedilen tazminat istekleri ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmiş; Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 4.6.2013 tarih, 2013/26814 Esas-2014/15808 Karar sayılı ilamıyla; “Davalı-karşı davacı kadın karşı dava dilekçesi vermiş, boşanma talebi yanında, tek tek saydığı ziynet eşyalarının davacı-karşı davalı koca tarafından bozdurularak harcandığını ileri sürerek iadesini, mümkün olmadığı takdirde ise bedeli olan 18.164 TL ile kocaya ait ödemek zorunda kaldığı borçlar nedeni ile kendisine iade edilmeyen 13.000 TL den ibaret toplam 31.164 TL’nin maddi tazminat olarak tahsilini de talep etmiştir. Mahkemece boşanma davasının eki niteliğinde bulunmayan bu istekler ile ilgili olarak usulünce açılmış bir dava bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulmuştur. Davalı-davacı kadının maddi tazminat isteklerinin boşanma davasının eki niteliğinde olmadığına ilişkin mahkemece yapılan tespit yerinde ise de; karşı davanın açılması sırasında yatırılan başvurma harcı bu istekleri de kapsar. O halde davalı-karşı davacı kadının maddi tazminat istekleri hakkında açılmış bir dava bulunmakla birlikte, gösterilen değer üzerinden nispi harç tamamlanmamıştır. Mahkemece, nispi harç eksikliğinin tamamlanması (Harçlar Kanunu madde 30-32), yönünde işlem yapılması, nispi harç eksikliğinin tamamlanması halinde, 13.000 TL ödünç verilen para yönünden Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek tefrik kararı verilmesinin de düşünülmesi gerekirken, açılmış bir dava bulunmadığından bahisle yazılı şekilde hüküm burulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Davalı – karşı davacı kadın tarafından açılan karşı boşanma davası kabul edilip, koca tarafından açılan asıl dava reddedildiğine göre, her iki davada kendisini vekil ile temsil ettiren davalı- (karşı davacı) kadın yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ayrı ayrı maktu vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken eksik vekalet ücreti takdiri de isabetsizdir.” gerekçesiyle bozma konusu yapılmıştır .
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 4.6.2013 tarih, 2013/26814 Esas- 2014/15808 Karar sayılı bozma ilamı üzerine dosyanın gönderildiği mahkemece bozma ilamına uyularak harç ikmali yapılmış davacı karşı davalının ödenen borcu nedeniyle talep edilen miktar yönünden dava tefrik edilmiş; ziynet eşyaları yönünden yapılan yargılama neticesinde; davanın reddine karar verilmiştir.
Temyize konu uyuşmazlık; düğünde takılan ziynet eşyalarının aynen iadesi; mümkün olmaması halinde değerinin nakden tahsili istemine ilişkindir.
Kural olarak, düğün sırasında takılan ziynet eşyaları, kim tarafından, kime takılırsa takılsın, kadına bağışlanmış sayılır ve artık kadının kişisel malı sayılır.
Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca; Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer.
Somut olayda; karşı davalı (davacı) beyanları düğünde takılan takıların ilgi yerlere yeri geldiğinde iade amaçlı takıldığı, takılan takılaran davacının iddia ettiği meblağa ulaşmayacağı düşük ayarlı olduğu yönünde olup, takılan takıların karşı davacıdan alınmadığına dair izahlar içermemektedir. Yargılama sürecinde dinlenen ve olaya ilişkin görgüye dayalı bilgi sahibi olduğu anlaşılan tanık … düğünde takılan tolamda 180 gram 9 adet bilezik, 22 ayar set, 26 adet küçük altının karşı davalı tarafından davacının rızası hilafına bozdurulduğunu açıkça beyan etmiştir .
Hal böyle olunca; mahkemece, ziynet eşyalarının kadına ait olduğu ve karşı davalının araba alması aşamasında karşı davacı kadının rızası hilafına bozdurulduğu anlaşılmakla; düğünde takılan karşı davacıya ait olup da karşı davalı tarafından araba alınması esnasında bozdurulan ziynet eşyalarının aynen, aynen iadenin mümkün olmaması halinde ise nakden belirlenecek olan bedelinin iadesine karar verilmesi gerekirken, delillerin yanılgılı değerlendirilmesi sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.