YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10482
KARAR NO : 2016/8558
KARAR TARİHİ : 31.05.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; ek karar ile temyiz isteminin reddine karar verilmiş, karar ve ek kararın davacı vekili tarafından temyizine yönelik temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, dava dilekçesinde; davalı hakkında kaçak elektrik kullanılması nedeniyle, borç tahakkuk ettirildiğini ve bu borcun … 3. İcra Müdürlüğü’nün 2014/615 Esas sayılı dosyası ile takibe konulduğunu; ancak, davalının haksız itirazı üzerine icra takibinin durduğunu ileri sürerek; davalının, … 3. İcra Müdürlüğü’nün 2014/615 Esas sayılı dosyasına vaki itirazının iptali ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; takip tarihi itibari ile dava açılan miktarın, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu’nun 68/1. maddesinde belirlenen hakem heyeti başvuru sınırının altında olduğu ve davacı tarafça öncelikle Tüketici Hakem Heyetine başvurulması gerektiğinden bahisle, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
İşbu kararın davacı vekili tarafından süresinde temyizi üzerine; mahkemece, esas kararın kesin olarak verilmiş olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmiş, temyiz talebinin reddine yönelik ek karar süresinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
5219 ve 5236 sayılı yasalar ile HUMK.nun 427.maddesinde öngörülen kesinlik sınırı 01.01.2015 tarihinden itibaren 2.080 TL’ye çıkartılmıştır.
Hüküm, karar tarihi itibariyle miktar olarak kesinlik sınırı üzerindedir.
Hâl böyle olunca, mahkemece; temyiz isteminin yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi isabetsiz olup, davacı tarafın bu yöne ilişen temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz isteminin reddine ilişkin mahkemece verilen ek kararın oybirliğiyle kaldırılmasına karar verilerek, esas kararın incelemesine geçilmiştir.
Savunma hakkı Anayasada güvence altına alınmış haklardandır. Buna göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia, savunma ve adil yargılanma hakkına sahiptir. (1982 Anayasası m. 36)
Karar tarihinde yürürlükte bulunan HMK’nın 27.maddesi hükmüne göre, davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak; tarafların yargılama konusunda tam bilgi sahibi olmalarını, açıklama ve ispat hakkını eşit olarak kullanabilmelerini, yargı organlarının tarafların açıklamalarını dikkate alarak gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermelerini zorunlu kılmaktadır.
Bu bağlamda hakim, tarafları dinlemeden, açıklama ve ispat hakkını kullanmaları için onları kanuna uygun biçimde duruşmaya davet etmeden karar veremez. (YHGK 2009/52 E., 2009/105 K.)
HMK’nın 297/1-c bendine göre, mahkemelerin gerekçeli kararlarında, tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi ile sabit görülen vakıalar ile bunlardan çıkarılan sonuçlar ve hukuki sebeplerin bulunması gerekir. Bunun için de tarafların duruşmaya davet edilip, dinlenmeleri gerekir
Her ne kadar HMK’nın 320/1.maddesinde mahkemenin, mümkün olan hallerde taraflar duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar vereceği belirtilmiş ise de; bunun ancak ön inceleme aşamasında ve mümkün olan hallerde olduğu belirtilerek uygulama alanı dar bir çerçeve ile belirlenmiştir.
HMK’nın 137. maddesinde; Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılacağı, ön incelemede dava şartlarının ve ilk itirazların inceleneceği, uyuşmazlık konularını tam olarak belirlenip, hazırlık işlemleri ile tarafların delillerini sunmaları ve delillerin toplanması için gereken işlemlerin yapılacağı, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalarda onların sulhe teşvik edileceği düzenlenmiştir. Bu bağlamda, ön inceleme tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilemez. Dosya üzerinden karar verilmesi mümkün olan ön inceleme işlemleri, dava şartları ve ilk itirazlardır.
Dava şartları ve ilk itirazlarda eksiklik yoksa diğer ön inceleme işlemleri için duruşma açılmalıdır. Dava şartları ve ilk itirazlar dışında ön inceleme işlemlerinin duruşmalı olarak incelenmesi, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra gerekli görülmesi halinde tarafların tahkikat için duruşmaya davet edilerek davanın esasına yönelik karar verilmesi gerekir.
Tüm bu bilgiler ışığında somut olay irdelendiğinde; mahkemece, dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden, ön inceleme duruşması yapılmadan, duruşma günü için taraflara davetiye çıkartılmadan dosya üzerinden ve davanın esasına yönelik karar verilmiştir. Yukarıda da bahsedildiği üzere, dava şartları ve ilk itirazlar dışında ön inceleme işlemlerinin duruşmalı olarak incelenmesi; ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra, gerekli görülmesi halinde, tarafların, tahkikat için duruşmaya davet edilerek, davanın esasına yönelik karar verilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, mahkemece; taraflar, iddia ve savunmada bulunmaları için usulüne uygun olarak mahkemeye çağrılıp dinlenilmeden, hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek davanın esasına yönelik hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Bozma nedenine göre, sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 31.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.