YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10663
KARAR NO : 2016/8010
KARAR TARİHİ : 24.05.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde;davalının belirtilen adreste elektrik kullandığını,davalı hakkında ödenmeyen elektrik faturaları ile bu faturalara ait gecikme zammı ve gecikme zammına ait… ile birlikte … 15. İcra Müdürlüğü’nün 2011/20589 E.’lı dosyası ile icra takibi yapıldığını,davalının itiraz etmesi nedeniyle takibin durduğunu belirterek, zamanaşımına uğramamış toplam 6.328,52 TL alacağa yönelik itirazın iptali ile takibin devamına ve davacı lehine %20 inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde;tesisat kendisi adına olmadığından husumetten red gerektiğini,esas yönünden;işyerini 30.06.1993 tarihinde kapattığını,cari hesap borç dökümünün 01.09.1998’den 27.04.2002 tarihine kadar yaklaşık 4 yıllık dönemi kapsadığını,işyerini kapattıktan sonra bu taşınmazın kimlere kiraya verildiğini bilmediğini,kendisinin işyerini kapatması sonrasında aboneliğini kapattırmak için davacı kuruma gittiğini, ancak kendisinden sonra bu taşınmazı kullanan kişilerin borçları nedeniyle kapatma talebinin kabul edilmediğini,davacı kurumun borçların ödenmemesine rağmen 4 yıl süre ile elektriği kesmeden hizmet vermesinin hatalı olduğunu,söz konusu taşınmazdaki kaçak elektrik kullanımı nedeniyle ceza yargılaması yapıldığını ve kendisinin bu davada tanık olarak dinlendiğini,davacı kurumun da bu ceza davası ile kendisinin işyerini kapattığını öğrendiğini,davacı kurumun taleplerinin zamanaşımına uğradığını, yine icra inkar tazminatı talebinin de yerinde olmadığını savunarak,davanın reddi ile %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece; takibe dayanak yapılan fatura döneminde davalının davaya konu elektrik tüketilen adresle ilgisinin olmadığının davacı kurum tarafından ceza dosyası içeriği ile bilinebilir olduğu,her ne kadar sayaç ve abonelik halen davalı adına ise de davalının kullanıcı olmadığı biliniyor olmasına rağmen gerekli işlemleri yapmayan davacı kurumun davalıdan kullanım bedeli talep etmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu,kullanım durumu ve fiili durumun yargılama ile belirlenebilir olması gerekçe gösterilerek davanın reddine ve davalının tazminat isteminin reddine karar verilmiş,hüküm süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kural olarak abonelik sözleşmelerinde kullanılan elektrik tüketiminden abone ile birlikte fiili kullanıcı da sorumludur. Abonelik sözleşmesi bulunmayan yerlerde kullanılan kaçak elektrik bedelinden ise, ancak kaçak kullanım yapan gerçek ve tüzel kişiler sorumludur.
Alacak davalarında davalı olma sıfatı, alacağın borçlusuna, haksız fiillerde zarar sorumlularına aittir. Borçlu veya zarar sorumluları dışında üçüncü bir kişiye karşı dava açılması durumunda davanın sıfat yokluğu, bir başka deyişle husumet yönünden reddine karar verilmesi zorunludur.
Somut olaya gelince;davalının belirtilen adresteki işyerine ilişkin olarak 25.09.1991 tarihinde davacı kurum ile imzaladığı sözleşme ile davacı kurumun yasal abonesi olduğu ve aboneliğinin halen devam ettiği,davalının dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında söz konusu işyerini 30.06.1993 tarihinde kapattığını,takibe konu edilen elektrik faturalarının 01.09.1998-27.04.2002 tarihleri arasındaki 4 yıllık dönemi kapsadığını,işyerini kapattıktan sonra aboneliği iptal ettirme talebinin ise kendisinden sonra taşınmazı kullanan kişilerin borçları olması nedeniyle kabul edilmediğini,yine bu taşınmaza ilişkin yapılan ceza yargılamasında da kendisinin tanık olarak dinlendiğini ve davacı kurumun da bu bu ceza davası ile kendisinin işyerini kapattığını öğrendiğini beyan ederek söz konusu takibe konu edilen borçtan fiili kullanıcı olmaması nedeniyle sorumlu olmadığını iddia ettiği sabittir.
Dosyada bulunan … 15.İcra Müdürlüğü’nün 2011/20589 E. sayılı takip dosyasının incelenmesinde ise;6.579,51 TL asıl alacak,87,73 TL işlemiş faiz,15,79 TL KDV olmak üzere toplam 6.683,03 TL’nin takibe konu edildiği,takibin 29.09.1998-09.05.2002 son ödeme tarihleri arasında kalan 26 dönem için tahakkuk ettirilen elektrik faturalarına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece her ne kadar ; takibe dayanak yapılan fatura döneminde davalının davaya konu elektrik tüketilen adresle ilgisinin olmadığının davacı kurum tarafından ceza dosyası içeriği ile bilinebilir olduğu gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de;davalının aboneliğini sona erdirmek için davacı kuruma yazılı olarak başvuruda bulunup bulunmadığı,bulunmuş ise buna ilişkin delillerini sunması için süre verilip gerekli inceleme ve araştırma yapılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Hal böyle olunca mahkemece;yukarıda ifade edilen ilke ve esaslar gözetilmek suretiyle,davalının aboneliğini sonlandırmak için davacı kuruma yazılı olarak başvuruda bulunup bulunmadığı,bulunmuş ise buna ilişkin delillerini dosyaya sunması için süre verilip sonucuna göre inceleme ve değerlendirme yapılması gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş,bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.