Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/10711 E. 2015/18723 K. 24.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10711
KARAR NO : 2015/18723
KARAR TARİHİ : 24.11.2015

Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KARAMAN 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/01/2015
NUMARASI : 2014/130-2015/49

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının abone olduğunu, elektrik faturasını ödemediğini belirterek, 32.549,35 TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptalini talep etmiştir.
Davalı vekili cevabında; davalının yurt dışında yaşadığını, borcu bulunmadığını beyan etmiştir.
Mahkemece; 16.05.2013 tarihli ilk kararında davalının yurt dışında olduğundan ve abone olan dükkanın kullanılmadığından bahisle, davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 03.01.2014 tarih ve 2013/15873 E. – 2014/1290 K. sayılı bozma ilamı ile; “Somut olaya gelince; 02.02.2006 ile 18.10.2011 tarihleri arasında tüketilen elektrik bedelinin tahsili amacıyla davacı kurum tarafından davalı aleyhine takip başlatılmıştır. Mahkemece bilgisine başvurulan bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, davalının yurtdışında yaşadığı, söz konusu elektrik abonesinin bulunduğu dükkan mahiyetindeki yerin uzun süredir kullanılmadığı açıklanmış, mahkemece bu rapor benimsenerek karar verilmiştir. Mahkemece dinlenen tanıklar da işyerinin tahakkuk dönemine ilişkin sürede boş olduğunu doğrulamışlardır. Dava konusu abonelikte tahakkuk döneminde takılı sayaca ilişkin sayaç inceleme raporunda, sayaçta mekanik hata bulunmadığı ve sayacın doğru çalıştığı açıklanmıştır. Uyuşmazlık; davacının aboneliğinin bulunduğu yerde elektrik kullanılmasından dolayı sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. İşyerinde elektrik kullanımdan dolayı fiilen kullanan kişinin haksız fiilden kaynaklanan sorumluluğu bulunmaktadır. Ancak, bu sorumluluk davacı olan abonenin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ortadan kaldırmamaktadır. Fiilen elektrik kullanan şahsın haksız fiil hükümleri uyarınca, abonenin de sözleşmeden doğan sorumluluğunun bulunduğu, bu durumda kullanımdan her ikisinin de müteselsilen sorumlu oldukları belirgin olmasına göre alacaklının alacağını sorumluların tamamından isteyebileceği gibi bunlardan biri veya birkaçından da isteyebileceğinin kabulü gerekir. Bu durumda, sayaç inceleme raporunda sayacın doğru çalıştığının bildirilmesi de dikkate alındığında, aboneliğini iptal ettirmeyen ve kullanıma sebebiyet veren abone davacının sözleşme nedeni ile sorumlu bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Nitekim, aynı ilkeler HGK 27.04.2011 tarih ve 2011/19-104 E.-239 K.sayılı kararında da benimsenmiştir.

Hal böyle olunca, mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilerek, mahkemece öncelikle dosyanın önceki bilirkişi dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kuruluna verilmesi, bilirkişi heyetinden davacının davalı taraftan isteyebileceği bedelin Elektrik Tarifeleri Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği hükümlerine göre hesaplanması konusunda denetime elverişli bir rapor alınması, davacının tahsilini istemekte haklı olduğu alacak miktarının bu şekilde belirlenmesi, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek karar verilmesi yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.” denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece hükme esas yapılan bilirkişi raporunda; abone sayacın 68 ayı aşkın zamandır okunmadığını, bu dönemde aboneye dönem faturası düzenlenmediğini, sayacın doğru ve sağlam kayıt yaptığını, ancak endeks rakamının şüpheli görüldüğü, teknik değerlerin yanı sıra iş yerinin kapalı ve kullanılmadığından davacı şirketin bu endekse geldiğini ispat etmesi gerektiğini, dosya kapsamına göre davacının alacağının olmadığını, davacının endeksi ispatladığında ise 26.658,84 TL alacaklı olduğu açıklanmıştır.
Taraflar arasında 13022861 abone nolu elektrik sözleşmesi yapılmıştır. Davada, davalının faturaya dayalı elektrik borcunu ödememesi nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talep edilmektedir. Takip konusu fatura 02.02.2006- 18.10.2011 tarihlerini kapsayan süreye ilişkindir. 02.02.2006 tarihli okumada “65” endeks değeri ile 18.10.2011 tarihindeki “98843” endeks farkı faturaya yansıtılmıştır. İl Bilim Sanayi ve Teknoloji Müdürlüğünün kontrol raporuna göre sayacın sağlam ve doğru kayıt yaptığı belirtilmiştir. Başka bir deyişle, sayaçtan elektrik kullanılmıştır. Davalının yurt dışında olması sayaçtan elektrik kullanılmadığına delil sayılmamalıdır.
Bu durumda, konusunda uzman bilirkişi kurulundan davalının sorumlu olduğu elektrik bedelinin tespit edilmesi için ayrıntılı, hüküm kurmaya yeterli ve ilgili kanun ve yönetmelikler dikkate alınarak Yargıtay denetimine elverişli rapor sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Ayrıca, kayıp-kaçak bedeli hakkında verilen ve Dairece de benimsenen HGK’nun 21/05/2014 gün ve 2013/7-2454 Esas, 2014/679 Karar sayılı kararında da; elektrik enerjisinin nakli esnasında meydana gelen kayıp ile kaçak kullanılan elektrik bedellerinin abonelerden tahsili yoluna gitmenin, hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmayacağı, öte yandan, nihai tüketici olan abonenin; kayıp-kaçak bedeli gibi dağıtım şirketi tarafından faturalara yansıtılan; dağıtım bedeli, perakende satış hizmeti bedeli ve iletim bedelinin hangi miktarda olduğunu apaçık denetleyebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne bedel ödediğini bilmesi, eş söyleyişle şeffaf bir hukuk devletinin vazgeçilmez unsurları olduğu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunca kanunun verdiği genel ve soyut yetkiye dayanarak çıkarılan yönetmelik, kurul kararları ve tebliğlerinin de, Elektrik Piyasası Kanununun temel amaçları ve ilkelerinden olan, şeffaflık ve düşük maliyetli enerji temini unsurlarını taşıdığının kabulünün mümkün olmadığı, gerekçeleriyle; kayıp-kaçak bedelinin faturalara yansıtılamayacağına karar verilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun; 21/05/2014 gün ve 2013/7-2454 E., 2014/679 K. sayılı kararı ile (HGK’nun 17/12/2014 tarih, 2014/7-1884 E., 2014/1045 K. sayılı ilâmı ile elektrik enerjisini kaçak kullanmayan abonelerden kayıp-kaçak bedeli alınamayacağı içtihadında bulunmuştur. Dairede Genel Kurul kararındaki ilkeleride benimseyerek, kayıp-kaçak bedeli yanında, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim sistemi kullanım ve dağıtım bedellerinin de dağıtım şirketleri tarafından elektrik abonelerinden alınamayacağına karar vermiştir.
Mahkemece yapılacak iş; açıklanan hususlarda dikkate alınarak hesaplanacak bilirkişi raporuna göre karar vermek olmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.