Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/10731 E. 2016/8145 K. 25.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10731
KARAR NO : 2016/8145
KARAR TARİHİ : 25.05.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkilinin babası adına ait olan tarımsal sulama kuyusunun elektrik borçlarını 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırdığını ve kuruma müracaat ederek sayaç takılmasını talep ettiğini, davalı kurum personelinin bu talebi yerine getirmek için 02/08/2011 tarihinde geldiklerinde sayacın olmadığı ve kablonun düz bağlandığı gerekçesiyle kaçak uygulaması yapıldığını, sulama kuyusunun çalışır vaziyette olmadığını belirterek; kaçak kullanım nedeniyle davalı tarafından tahakkuk ettirilen 23.705,20 TL borçtan, müvekkilinin borçlu olmadığına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; kurum görevlilerinin davalının kaçak elektrik kullandığını tespit ettiklerini, tanzim edilen kaçak tutanağına istinaden faturalandırma yapıldığını savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; kaçak tutanağı tespit tarihinde taşınmazda sulamayı gerektirecek bir ürünün bulunmadığı, dağıtım şirketleri elemanlarınca kaçak kullanıma ilişkin fotoğraflama da yapılmadığı, davacının kaçak elektrik kullandığına ilişkin bir delil ya da belge olmadığı, sayaç başvurusu yapan kişinin 3 gün için kaçak elektrik kullanmasının da hayatın olağan akışına uygun olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş;hüküm, davalı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Somut olayda; davacının 30.07.2011 tarihinde davalı dağıtım şirketine, … numaralı tarımsal sulama aboneliğinin devri için başvuruda bulunduğu, 02.08.2011 tarih, 9300 seri numaralı kaçak tespit tutanağında “abonenin aftan yararlanmak için dilekçesine istinaden abone devri için gidildiğinde, abonenin sayaçsız düz bağlı olduğu dereden 30 KW dinamo ile su çekip tarla suladığı”nın tespit edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, hükme esas alınan ziraat bilirkişi raporunda davacının 2011 yılı için
2.ürün olarak mısır ürünü bildirdiği halde, mısır desteklemesi için müracaat etmediği, tespit tarihi itibariyle ise 1.ürün buğday bitkisinin hasadının yapılmış olduğu, suyun çekildiği kanalda pompayla çekilerek sulama yapılabilecek miktarda su bulunmayacağı;elektrik bilirkişi raporunda ise, kaçak tutanağı tarihinde sulanacak ürün olmadığı, ekilen ürünün belli olmadığından zirai yönden sulama saati hesaplaması yapılamadığından dolayı elektrik tüketiminin de hesaplanmasının mümkün olmadığının bildirildiği anlaşılmaktadır.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; kullanıcı sıfatıyla davacı hakkında, 22.03.2010 tarihli kaçak tespit tutanağı ile, davacının babası Bostan Hamzaoğlu’nun abone olduğu tarımsal sulamada “vekalet mühürlerini bozarak numaratörlere müdahale etmek ve tekrardan sahte mühür takmak” şeklinde tespit yapıldığı, bu tespit ile aynı günlü Abone Kontrol/Mühürleme Tutanağı ile elektriğin direkten kesildiği ve sayacın kontrol amaçlı olarak söküldüğü; davacının, 22.03.2010 tarihli kaçak tespit tutanağı nedeniyle, sanık sıfatıyla yargılandığı İslahiye Asliye Ceza Mahkemesi 2012/535 E.,-2013/415 K.sayılı ilamı ile karşılıksız yararlanma ve mühürde sahtecilik suçlarından sanığın suçu işlediğine dair yeterli delil bulunmadığından beraatine karar verildiği, kararın 19.04.2013 tarihinde temyiz edilmeden kesinleştiği; davacının bu ceza davası soruşturması sırasında alınan 25.04.2012 tarihli kolluk ifadesinde babası adına kayıtlı …. numaralı aboneliği üzerine aldığını ve düzenli olarak kullandığını beyan ettiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, davacının dava konusu tutanağın düzenlendiği yerde tutanak tarihi öncesinden beri faaliyette bulunduğu kendi kabulü ile sabittir. Yalnız tespit tarihinde kanalda su bulunmamasının kaçak kullanımın aksini göstermeyeceği, kaldı ki tespit tutanağında kanaldan su çekilerek tarla sulandığı belirtilmiş olup bu konuda tutanak mümzilerinin tanık sıfatıyla ifadelerine de başvurulmamıştır. Öte yandan, davalı vekilinin 08.05.2012 tarihli delil listesi ekinde sunduğu fotoğrafların dava konusu kaçak kullanıma ilişkin olup olmadığı da değerlendirilmemiştir.
O hade, mahkemece; düzenlenen tutanak tarihinde ve tutanakta belirlenen adreste davalının, faaliyette bulunduğunun kabulü ile, dosya içerisindeki fotoğraflar da sorulmak suretiyle tutanak mümzilerinin tanık sıfatıyla 02.08.2011 tarihli tespite ilişkin beyanlarının alınması, dosyanın önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak konusunda uzman üç kişilik uzman bilirkişi kuruluna verilerek davalının davacı taraftan isteyebileceği kaçak elektrik bedelinin, kaçak tespit tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata uygun şekilde hesaplanması konusunda denetime elverişli rapor alınması, davalının tahsilini istemekte haklı olduğu alacak miktarının bu şekilde belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.