Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/10905 E. 2016/6993 K. 03.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10905
KARAR NO : 2016/6993
KARAR TARİHİ : 03.05.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait buğday tarlasında, elektrik hattından çıkan kıvılcımlar sonucu yangın çıktığını ve müvekkilinin yaklaşık 100 dönüm buğdayının yandığını, bu elektrik hatlarının davalı kurumun sorumluluğunda bulunduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 5000 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 26.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçmiş olduğunu, dava konusu yangının meydana gelmesinde davalı kurumun hiçbir kusurunun bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle, dava konusu yangının davalı …’ a ait direklerin yönetmeliğe ve standartlara uygun olmaması nedeniyle çıktığı ve davalı kurumun % 100 kusurlu olduğu ve böylece davalı kurumun davacının uğradığı zarardan sorumlu tutulması gerektiği ancak dava konusu yangının hasat mevsimi olan Haziran ayında meydana geldiği, bölgenin sıcaklık ortalamasının söz konusu günlerde yüksek olduğu, bölgede kaçak kullanım oranının yüksek olduğu, söz konusu günlerde elektrik hatlarına fazla yüklenme olduğu, davalı kurumun bu sebeple oluşan pek çok yangına engel olamadığı, hizmetinin kamu hizmeti niteliğinde bulunduğu, davacının daha dikkatli ve özenli davranması gerektiğinden dolayı TBK’nın 50-52 maddeleri gereğince hesaplanan zarardan % 20 hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne ve 14. 851,24 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, TBK 69. maddesine dayanan bina ve yapı eseri malikinin sorumluluğuna dayalı tazminat isteminden ibarettir. Enerji nakil hatları da maddede belirtilen yapı eseri kapsamında olduğundan enerji nakil hattının sahibi bu tesisin korunmasından, bu bağlamda bakım eksikliğinden doğan zarardan kusursuz olarak sorumludur.
Ancak TBK. m.69’de öngörülen sorumluluğun söz konusu olması için, yapı eserinin yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinden kaynaklanan bir zararın doğması gerekir. Eş söyleyiş ile meydana gelen zarar ile yapı eserinin bozukluğu ve ya bakım eksikliği şekildeki eylem arasında illiyet bağı olması gerekir. Yapı eseri sahibi ancak, davacının kusuru, üçüncü kişinin kusuru ve mücbir sebebin varlığı ile bu illiyet bağının kesildiğini ispatlaması halinde sorumluluktan kurtulabilecektir.
Davalı şirketin bakım ve gözetim sorumluluğu altında bulunan enerji nakil kaynaklandığı iddia olunan yangında, yangının çıkış sebebinin, kesin bir şekilde belirlenmesi, meydana gelen zarar ile yapı eserinin bozukluğu ve ya bakım eksikliği şekildeki eylem arasında illiyet bağının ispat edilmesi gerekir.
Bu bağlamda hâkim, bilirkişi raporunu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasında çelişki varsa, çelişki giderilmeden karar verilemez.
Somut olayda uyuşmazlığın çözümünün, özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği ve bilirkişinin görüşünün alınmasının gerekli olduğu açıktır.
Yargılama sırasında elektrik mühendisi (iş güvenliği), kimya mühendisi (iş güvenliği) ve ziraat mühendisinden oluşan uzman bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 08.10.2014 havale tarihli raporda; “…dava konusu yangının çıktığı bölgede bulunan iki direk arasındaki iletkenlerde standartlara uymayan eklerin bulunduğu, tespit dosyasındaki bilirkişi raporunda davacının tarlasının üzerinden geçen tellerin yüksekliğinin standartlara aykırı şekilde yaklaşık 4-4.5 m. olarak belirlendiği, olay günü havanın rüzgarlı olmasının da etkisi ile iletkenlerin birbirine temas etmesi sonucu çıkan kıvılcımlar nedeni ile yangının meydana geldiği ve davalı kurumun %100 kusurlu olduğu, yangın nedeniyle davacının maddi zararının ise 18.564,05 TL olduğu belirtilmiştir.
Davalı vekili bilirkişi raporuna itiraz ederek; bilirkişinin raporuna esas aldığı, tespit dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunda, elektrik hatlarının yerden yüksekliğinin yaklaşık olarak belirlenmiş olduğunu (yaklaşık 4-4,5 m.), bunun sağlıklı bir değerlendirme olmadığını, bilirkişinin teknik aletler ile çok daha net bir ölçüm yapmasının gerektiğini, , ayrıca kuru görevlisinin ifadesinde de belirttiği üzere olay günü bu mevkiideki hiçbir hatta elektrik kesintisi olmadığını, oysa iletkenlerin birbirine çarparak kıvılcım çıkarması ve yangına sebebiyet vermesi durumunda mutlaka bu hatta bir kopma ve dolayısıyla da elektrik kesintisi olması gerektiğini beyan etmiştir.
Dosyada mevcut … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/17 değişik iş sayılı tespit dosyasında alınan 10.12.2013 havale tarihli bilirkişi raporunda ise, yangının çıktığı belirtilen alanda yer alan iki elektrik direği arasındaki iletkenlerde çok sayıda ek bulunduğunu, ayrıca elektrik hatlarının yerden yüksekliğinin yaklaşık 4-4,5m. olduğu, her iki durumunda yönetmelikler ile belirlenen standartlara uygun olmadığı, jandarma tutanağında belirtilen rüzgarın esme yönü de göz önüne alındığında, rüzgarı etkisi ile salınım yapan hatların teması sonucu çıkan arklar neticesinde yangının meydana geldiği görüşene varıldığı belirtilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporu ile tespit dosyasında düzenlenen bilirkişi raporu içerik itibari ile birbirine benzer sonuçlar içerir şekilde düzenlenmiş olsa da, davalı vekilince tespit dosyasında düzenlenen bilirkişi raporuna karşı da aynı gerekçeler ile itirazda bulunduğu anlaşılmaktadır.
Ne var ki, davalı vekili tarafından söz konusu rapora gerekçeleri de belirtmek sureti ile itiraz edilmiş olmasına karşın bu itiraz doğrultusunda bilirkişilerden ek rapor veya yeni bir bilirkişi kurulundan yeni bir rapor alınmaksızın, HMK.’nın 281.maddesine aykırı olacak şekilde itiraza konu bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulmuştur.
Bunun yanında, davacı tarafça dava dilekçesi ekinde “aslı gibidir” şerhi ile sunulmuş olan … Belediyesi yangın rapor formu içeriği ile aynı belgenin belediye tarafından gönderilen onaylı suretinin içeriğinin birbirinden farklı olduğu, davacı tarafça sunulan belgede, yangın sebebinin “elektrik kablosundan” şekilden açıklandığı, belediye tarafından gönderilen surette ise yangın sebebinin “bilinmiyor” olarak belirtildiği, ayrıca iki belge arasında olay tarihi açısından da farklılık bulunduğu (26/06/2013- 26/06/2012 ) ancak dosya kapsamı itibari ile bu çelişkinin de giderilmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece öncelikle, dava konusu yangın olayına ilişkin … Belediyesi İtfaiye Amirliği tarafından düzenlendiği belirtilen yangın raporlarındaki çelişkinin giderilmesi için, ilgili belediyeden bu durumun sorulması ve yangın ile ilgili olarak itfaiye görevlileri tarafından düzenlenen doğru belgenin istenmesi, ayrıca dava konusu olaya ilişkin ceza davası dosyasının (… Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2013/559 soruşturma, 2013/193 esas, 2013/63 iddianame numarası ile … Sulh Ceza Mahkemesi’nde açılan), olay gününe ilişkin elektrik arıza ihbar kayıtlarının ve olay yerinde bulunan elektrik hattının tesisine ilişkin tüm bilgi ve belgerin ilgili kurumlardan temin edilerek, dosyanın önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kuruluna tevdii ile, taraf vekillerinin iddia ve savunmaları, soruşturma dosyası, dosyada mevcut tutanaklar (itfaiye,jandarma) ve yine tarafların bilirkişi raporlarına karşı itirazları da değerlendirilmek sureti ile, dava konusu yangının çıkış sebebinin kesin bir şekilde belirlenmesi ve dava konusu olayda tarafların kusur ve sorumluluklarına ilişkin, taraf ve Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alınarak hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.