Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/11572 E. 2015/19485 K. 02.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/11572
KARAR NO : 2015/19485
KARAR TARİHİ : 02.12.2015

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilin murisi İhsan Temiz’ in 21.11.2000 tarihli el yazısı vasiyetname ile davacı oğlunu mirasçılıktan çıkardığını, vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte, murisin akıl sağlığının yerinde olmadığını, çıkarma sebebinin TMK.’ nun 510. maddesinde sayılan şartlardan olmadığını, belirterek vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte, murisin akıl sağlığının yerinde olduğunu, murisin malvarlığının çoğunun, murisin sağlığında, davacı tarafından harcandığını savunurak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; vasiyetnamede belirtilen ıskat sebebinin ispatlandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, davacının süresi içerisindeki temyizi ile, dairemiz 04.07.2012 tarih 2012/3661 E.- 2012/16811 K. Sayılı ilamı ile “…mirasçılıktan çıkarma sebebinin varlığını ve aile hukukundan doğan yükümlülüklerin yerine getirilmediği olgusunu davalı tarafın kanıtlayamadığı anlaşılmaktadır…TMK’ nun 512/son maddesi gereğince , mirasçılıktan çıkarmaya yönelik ölüme bağlı tasarrufun davacı mirasçının saklı payı dışında (tasarruf nisabı oranında) yerine getirilmesi gerektiği…” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Mahkeme tarafından bozma ilamına uyulmasına karar verildiği, yargılama neticesinde davanın kabulü ile, vasiyetnamenin davacının saklı payı oranında iptaline karar verilmiş, hüküm, davalı … vekili tarafından, süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
HMK. 297. Maddesi (HUMK. md. 388) gereğince; mahkemenin, hüküm fıkrasında asıl ve yardımcı taleplerin hepsi hakkında, açık ve tereddüde yol açmayacak şekilde infazı kabil karar vermesi gerekir.

Tenkis davası, TMK’nun 560-562 maddelerinde düzenlenen, mirasbırakanın saklı payları zedeleyen gerek ölüme bağlı ve gerekse sağlararası kazandırmalarının kural olarak saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar tarafından mirasbırakanın tasarruf edebileceği sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu davalardandır. Bu yönüyle bakıldığında, tenkis davası, Miras Hukukuna özgü bir iptal davası olarak kabul edilmelidir. (G.Antalya, Miras Hukuku, İstanbul, 2003, s.305). Tenkis, açıkladığımız sebeplerle saklı payın yaptırımıdır (H.Hatemi, Miras Hukuku, İstanbul, 2004, s.23).
Tenkis, saklı pay tamamlanıncaya kadar, önce ölüme bağlı tasarruflardan, bu yetmezse, en yeni tarihlisinden en eskisine doğru geriye gidilmek üzere sağlararası kazandırmalardan yapılır (TMK.md.570).
Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi için, kazandırma konusu tereke ile kazandırma dışı terekenin tümü ile bilinmesi gerekir. Bunun için, tereke ile ilgili bütün kayıt ve belgeler dosyaya getirtilmelidir. Murisin, temlik dışı taşınmazların tapu kayıtları ve diğer belgeleri mahkemece re’sen tespit edilir (Yargıtay 2.HD.23.06.2005, 8487-9834).
Mirasbırakanın, saklı payı zedeleyip zedelemediği “net tereke” üzerinden hesaplanır. Net tereke ise, terekenin aktifinden terekenin pasifin indirilmesi ile bulunur. Terekenin aktifi; mirasbırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu malvarlığı ile denkleştirmeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Terekenin aktifini, temlik edilenler ile temlik dışı bırakılanlar oluşturmaktadır. Temlik edilenler ve temlik dışı olan taşınmazların mirasbırakanın ölüm tarihindeki değerine göre hesaplanır.
Saklı paya elatmanın doğru olarak belirlenmesi için temlik konusu olmayan, mirasbırakana ait her türlü mal varlığı değerinin saptanması gerekir. Bunun için taşınmazın bulunduğu yerde keşif yapılması zorunludur(Yargıtay, 2.HD,15.11.2001, 14464-15834).
Terekenin pasifini, TMK’nın 507/2.maddesinde açıklandığı gibi, mirasbırakanın borçları, cenaze giderleri, terekenin mühürlenmesi ve yazım giderleri, mirasbırakan ile birlikte yaşayan ve onun tarafından bakılan kimselerin üç aylık geçim giderleri terekeden indirilir.
Net tereke, bu şekilde tespit edildikten sonra; davacıların, net tereke üzerinden miras payı bulunur ve daha sonra saklı payları belirlenir.
Bu durumda, davanın, TMK’nun 565.maddesi gereğince, tenkis hükümlerine göre incelenmesi gerekir. Tenkisde, tasarrufa konu malın paylaşımı yönünden araştırma yapmak için sabit tenkis oranı belirlenmelidir.
Sabit tenkis oranı, 11.11.1994 gün ve 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile “tasarrufun tümünün değeri ile davalılara yapılan fazla teberru arasında kurulan orandır”. Sabit tenkis oranı ile el atılan saklı payın, tasarrufun değerine oranı ile bunun her davalıya yapılan tasarruf tutarları yönünden ayrı ayrı belirlenmesi gerekir. Sabit tenkis oranında tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (MK.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir.
Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir ki o zaman davalıdan tercihi sorulmak ve 11.11.1994 günlü 4/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı uyarınca sür’atle dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, karar tarihindeki fiyatlara göre değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktin ödetilmesine karar verilmelidir.

TMK’nun 564.maddesinde vasiyet alacaklısı tercih hakkını iki şekilde kullanabilir; ya dilerse tenkisi gereken kısmın değerini ödeyerek malın verilmesini ya da dilerse tasarruf edilebilir kısmın değerini karşılayan parayı isteyebilir.
Somut olayda; mirasbırakan, vasiyetnamesinde, mirasçılıktan çıkarma (ıskat) sebebini açıklamıştır. Ancak, gösterilen sebep, mahkemenin de kabulünde olduğu gibi, davalılarca kanıtlanamamıştır. Bu durumda, davaya tenkis davası olarak devam edilmesi ve vasiyetnamenin mirasçıların tasarruf nisabı oranında yerine getirilmesi gerektiği konusundaki mahkemece uyulan bozma ilamına rağmen “vasiyetnamenin saklı payı oranında iptaline” denilmek suretiyle infazı kabil olmayan hüküm tesis edilmiştir. Oysa, davaya tenkis davası olarak devam edilmesi ve infazı kabil bir karar verilmesi gerekmektedir.
O halde, mahkemece, vasiyetnamenin saklı pay oranında iptaline denmesinin sonucu olarak, davaya tenkis davası olarak devam edilmesi, saklı paylı mirasçı olan davacının saklı payı oranında tenkise karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya uygun görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.