Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/11586 E. 2016/7466 K. 11.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/11586
KARAR NO : 2016/7466
KARAR TARİHİ : 11.05.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, dava şartı yokluğu yönünden reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dilekçesi ile; davacı …’nin hal işgaliyesi kullanımı, su ve atık su alacağı nedeniyle yapılan ilamsız icra takibine davalının yaptığı itiraz üzerine takibin durduğunu, takibin dayanağı olan …. Beldesi’nde bulunan haldeki dükkânların davalı firma tarafından kullanılması ile ilgili kesinleşmiş 4740 sıra nolu 16.02.2012 tarihli ödeme emrinin iptali ile ilgili davalı şirket tarafından dava açılmadığından ödeme emrinin kesinleştiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamını, davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; dava açılmadan önce davacı … ile anlaşarak ekli makbuzlarla toplam 86.695,24 TL ödeme yaptığını, takibe konu alacaktan fazla ödeme yaptığını, davacı belediyenin dava açmasında hukuki yararının bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; somut olayda Belediyenin alacağını 6183 sayılı kanun kapsamında daha basit ve daha masrafsız şekilde tahsil edebilme imkanı varken Adli Yargı mercilerinde takip ve dava açarak istemde bulunmasının hukuken himaye görmeyeceği, alacağın esasen idari niteliğini de ortadan kaldırmayacağı için Adli Yargının uyuşmazlığın çözümünde görevli olmadığı, gerekçesi ile davanın HMK’nın 114/1-b maddesi gereğince dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2577 Sayılı İdare Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı” başlıklı 2.maddesinde; idari dava türleri sayılmıştır. Bu hükme göre idari davalar; idari işlemler hakkında açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalardan ibarettir.
Somut olayda; davacı … tarafından davalı hakkında hal işgaliye ücreti ile taraflar arasındaki abonelik sözleşmesinden kaynaklanan su ve atıksu bedelleri için düzenlenen ödeme emrinin tahsili amacıyla, yine davacı … tarafından davalı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığı, takibin 6183 sayılı kanuna dayalı bir takip olmayıp ilamsız icra takibi olduğu, bu nedenle davanın adli yargının görevi içinde olduğu anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece; yukarıdaki açıklamalar ve gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri aleyhine idare mahkemelerinde dava açılamayacağı da göz önünde bulundurularak, işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve yukarıdaki gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.