YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/11638
KARAR NO : 2016/7467
KARAR TARİHİ : 11.05.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, görevsizlik nedeniyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesi ile; tarafların 05.11.2012 tarihinde … ili, Çankaya ilçesi, Küçükesat Mahallesi, 2529 ada, 15 parsel üzerinde bulunan 14 nolu taşınmazın satımına ilişkin olarak anlaşma yaptıklarını, davacının 10.000 TL kapora ödediğini, ancak davalının daha sonra satıştan vazgeçtiğini iddia ederek, 10.000 TL kaparo bedelinin tahsili amacıyla başlatılan takibe davalının itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı dilekçesi ile; davacı ile hiçbir hukuki, ticari ilişki içinde olmadığını, kendisini tanımadığını, davacı tarafça ibraz olunan belgedeki muhatap olduğu şahsın davacı değil dava dışı … olduğunu, davacının sözleşmenin tarafı olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın gayrimenkul satışına ilişkin sözleşmeye dayandığı bu haliyle dava tarihi itibariyle 6502 sayılı Yasanın 3/l maddesi uyarınca aynı yasanın 73.maddesi doğrultusunda Tüketici Mahkemesi’nin davaya bakmakla görevli olduğu gerekçesi ile mahkemenin görevsizliği sebebiyle davanın HMK’nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun 28.11.2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmış ve Kanun’un 87. maddesi uyarınca, 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2.maddesinde ”Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde; ”Mal: Alışverişe konu olan; taşınır eşya, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallar ile elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri her türlü gayri maddi malları, Satıcı: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi” olarak tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir.
Somut olayda; davacının, tapuda davalı adına kayıtlı olan bir bağımsız bölümü sözlü anlaşma ile davalıdan satın aldığı iddia edilmektedir. Tapuda kayıtlı taşınmazların satışının, MK.706, BK.213, Tapu K.26 ve Noterlik K.60 maddeleri gereğince resmi şekilde yapılması zorunlu olup, haricen yapılan satış sözleşmeleri hukuken geçersizdir.
Ancak müteahhitin, arsa sahibi ile imzalamış olduğu kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince kendisine düşen daireleri, resmi olmayan ancak yazılı bir sözleşme ile üçüncü kişiye satması halinde ise, alacağın temliki söz konusu olduğundan, buna göre yapılan taşınmaz satış sözleşmelerinin de geçerli olduğu, Yargıtay uygulamaları ile kabul edilmektedir.
Dava konusu olayda ise; davalının müteahhit olup olmadığı ya da davaya konu bağımsız bölümü mesleki bir amaçla davacıya satıp satmadığı, bağımsız bölümün üzerinde bulunduğu taşınmazın tapu kaydının davalı adına olup olmadığı, tapu davalı adına kayıtlı değilse ve davalı müteahhit ise davalı ile dava dışı arsa sahibi arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesinin mevcut olup olmadığı anlaşılamamaktadır.
O halde mahkemece; öncelikle davalının mesleki amaçla hareket edip etmediği, müteahhit olup olmadığı, müteahhit ise satışa konu olan bağımsız bölümün bulunduğu taşınmazın tapu kaydı incelenerek, tapu kaydının davalı adına olmadığının tespiti halinde ise söz konusu taşınmaz nedeniyle davalı tarafından imzalanmış kat karşılığı inşaat sözleşmesinin mevcut olup olmadığı, mevcutsa satış konusu dairenin, inşaat sözleşmesinde müteahhite düşen yerlerden olup olmadığı araştırılarak bunun sonucuna göre ve sözleşmenin geçerli olup olmadığının kesin olarak belirlenmesinden sonra sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.