YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/11955
KARAR NO : 2015/19327
KARAR TARİHİ : 02.12.2015
Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ÇAY ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/05/2014
NUMARASI : 2012/329-2014/246
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkillerinin amcası olan muris M…. D…..’ın 09.03.2009 tarihinde vefat ettiğini, miras bırakanın geriye 1242 parsel ve 1240 parsel no.lu kiraz bahçesi vasfındaki taşınmazlarının kaldığını, söz konusu taşınmazların murisle ortaklığı nedeniyle davacılardan A.. D.. tarafından karşılandığını, davalıların, davacıların muvafakatları olmadan bahçeye müdahale ederek, ürünleri topladıklarını, bu hususta Sultandağı Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/4 D.İş sayılı dosyasıyla davalılar aleyhine tespit yapıldığını, söz konusu tespitte bilirkişiler tarafından sunulan raporda ürün bedeli olarak toplam 18.086,00 TL belirlendiğini, ayrıca söz konusu bahçelerin bakımıyla ürünlerin yetişinceye kadar davacılardan A.. D..’ın ilgilendiğini, bu nedenle çeşitli masraflarının olduğunu, bu masrafların budama, sulama, gübreleme olarak toplam 6.330,00 TL olduğunu iddia ederek davacıların hissesine düşen ürün bedeli olarak 6.028,00 TL’nin ve bahçenin bakım masraflarından davalıların hissesine düşen 4.220,00 TL’nin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; ürünün müvekkilleri tarafından hasat edilmediğini, Sultandağı Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/137 Esas- 2009/180 Karar sayılı kararı ile tereke temsilcisi tayin edilen dava dışı R.. K.. tarafından temsilciliği kaldırılana kadar bahçenin bakımı ve ürünün hasadının gerçekleştirdiğini, hasat edilen ürünün yaklaşık değerinin 9.350,00 TL olduğunu, bunun bir kısmının tahsil edilmediği gibi masraflarında bu değerden düşülmediğini, davacılardan A.. D..’ın ortak olarak yaptığı iddia ettiği masrafların ise tamamıyle hayal olduğunu, davacının iddia ettiği gibi bahçenin budanmadığını, bahçeye herhangi bir gübre atılmadığını, davacının sadece kuru ayıklama diye tabir edilen kuru dalları ve ağaçları keserek odun olarak sattığını, burada alacaklı değil aksine sattığı odunlar dolayısıyla diğer mirasçılara borçlu durumda olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, 6.027,00TL bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan muris M…. D….’ın veraset ilamına göre payları eşit olduğundan eşit oranda tahsili ile davalılar arasında eşit olarak bölünerek ödenmesine, 3.319,00TL bakım masrafının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan eşit oranda tahsili ile davacı A.. D..’a ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
Somut olayda; davalıların istemi üzerine Sultandağı Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/137 E.-180 K. sayılı ilamı ile 23.06.2009 tarihinde dava dışı R.. K.. (davalılardan K.. K..’ın oğlu) terekeye temsilci olarak atanmış, davacılardan A.. D..’ın itirazı üzerine de 16.07.2009 tarihinde R.. K..’ın temsilci olarak atanmasına ilişkin kararın iptaline karar verilmiştir.
Yargılama sırasında tanık olarak dinlenen tereke temsilcisi R.. K.. ifadesinde; ”Davalılardan Kevser benim annem olmaktadır. Ben Sultandağı Sulh Hukuk Mahkemesi kararı ile terekeye temsilci olarak atandım. Bunun üzerine tam tarihini hatırlatamamakla birlikte 2009 yılının Temmuz ayında dava konusu parsellerdeki kiraz ağaçlarındaki kirazları işçilere toplattırdım. Kirazların toplanması esnasında davalılardan Kevser ve Fatma da işçi olarak çalıştı. Onlara da işçi olarak yevmiyelerini kiraz gelirinden ödedim. Rakamlarını tam olarak hatırlayamıyorum, ancak tereke dosyasına sunmuş olduğum rakamlar bellidir. Ben topladığım kirazları satmam sonucu elde ettiğim geliri tüm mirasçılara paylaştırdım ve posta havalesi ile mirasçılara gönderdim. Davacıların hiçbirisi göndermiş olduğum parayı almadı. Davalılar F.. E.. ve K.. K.. parayı aldı. Arta kalan para şu an bendedir. Ben tereke temsilciliğim iptal olduktan sonra dava konusu parsellerle hiçbir şekilde ilgilenmedim.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Buna göre; davaya konu bahçelerdeki ürünlerin dava dışı R.. K.. tarafından tereke temsilcisi olduğu dönemde toplattırıldığı ve elde edilen gelirin halen adı geçende olduğu, yukarıdaki imzalı kabul beyanı ile anlaşılmaktadır. Davacılar tarafından da bu beyanın aksi ispat edilememiştir. O halde, ürün bedelinden tereke temsilcisinin sorumlu olduğunun kabulü zorunlu olup, davalılar yönünden bu talebin reddine karar verilmelidir.
Bunun yanında; davacılar vekili dilekçesi ile, söz konusu bahçelerin bakımıyla ürünlerin yetişinceye kadar davacılardan A.. D..’ın ilgilendiğini, bu nedenle budama, sulama, gübreleme olarak toplam 6.330,00 TL masraf yaptığını iddia ederek, bu masrafın davalılardan miras payı oranında tahsilini talep etmiş, ancak; mahkemece, alınan bilirkişi raporu hükme esas alınarak, davacı vekilinin talebi dışında bulunan ilaçlama, traktörle çapa çektirme, traktörle ızgara çektirme gibi masraf kalemleri yönünden talebin kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm tarihinde yürürlükte olan 6100 sayılı HMK’nun 26.maddesine göre; ”Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.”
O halde, mahkemece; davacı vekilinin talebi ile bağlı kalınarak; budama, sulama, gübreleme masraflarının tespit ettirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, HMK’nın yukarıdaki hükmüne aykırı olarak talepten farklı hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.