Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/12280 E. 2015/20089 K. 10.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12280
KARAR NO : 2015/20089
KARAR TARİHİ : 10.12.2015

MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın dava şartı yokluğundan reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı arasında düzenlenen abonelik sözleşmesi gereğince davacıdan kayıp-kaçak, sayaç okuma bedeli adı altında ücretlerinin tahsil edildiğini belirterek, abone sözleşmesinde yer alan ilgili sözleşme maddelerinin haksız şart olduğunun tespiti ile iptaline, bundan sonra bu isimler altında kesinti yapılmamasına ve haksız tahsil edilen bedellere mahsuben fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100 TL’nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece; dosya üzerinde yapılan inceleme ile birlikte, dava konusu alacak miktarının 2200 TL’den az olması nedeniyle Tüketici İl Hakem Heyetine başvurulmadan doğrudan Tüketici Mahkemesine dava açılamayacağından bahisle, dava şartı bulunmadığından dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı vekili temyiz etmektedir.
Taraflar arasında düzenlenen elektrik abone sözleşmesi gereğince davacının meskeni ile ilgili abone kaydına gelen faturalarda perakende satış hizmet bedeli, sayaç okuma bedeli, iletim bedeli gibi unsurların yer aldığı anlaşılmaktadır.
12.01.2015 dava tarihi itibariyle 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 68/1.maddesinde; “Değeri 2.000 TL’nin altında bulunan uyuşmazlıklarda ilçe tüketim hakem heyetlerine, 3.000 TL’nin altında bulunan uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine, büyükşehir statüsünde bulunan illerde ise 2.000 TL ile 3.000 TL arasındaki uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine başvuru zorunludur. Bu değerlerin üzerindeki uyuşmazlıklar için tüketici hakem heyetlerine başvuru yapılamaz.”, aynı maddenin 4.bendinde “Bu madde de belirtilen parasal sınırları her takvim yılı başından itibaren geçerli olmak üzere, o yıl için 04.01.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298.maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır” hükmü getirilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde; abone sözleşmesinde yer alan kayıp-kaçak, sayaç okuma bedeli gibi dayanak yapılan ve faturaya yansıtılan madde ve sair düzenlemelerin haksız şart olduğunun tespiti ile iptalini ve ayrıca ileriye dönük olarak bundan sonra bu isimler altında kesinti yapılmamasını istemiş, ödenen bedellerden ise fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100 TL’nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davacının bu talepleri bütün olarak değerlendirildiğinde; taraflar arasında kurulan sözleşme(abonelik) ilişkisi sırasında davalı tarafından kayıp-kaçak ve diğer bedellerin davacı tarafından ödeme yükümlülüğü altında olup olmadığı konusunda yaratılmış bir muaraza(çekişme) olduğu, davada da muarazanın(çekişmenin) giderilmesinin talep edildiği açıktır.
Hukuk Genel Kurulunun 29.09.2004 tarih, 2004/13-417 E.-2004/442 K.sayılı ilamında da açıklandığı üzere; muarazanın men’i(çekişmenin önlenmesi) davaları, usul hukuku anlamında tespit değil, eda davası niteliğindedir. Bu tür davalarda hem muarazanın(çekişmenin) varlığının tespiti ve hem de onun önlenmesi(men’i) talep edilir.
Bu durumda, taraflar arasındaki abonelik sözleşmesi feshedilmediğine ve davacının sözleşme ilişkisine yönelik davalının muaraza yarattığı ileri sürülerek, muarazanın önlenmesi, sözleşmede yer alan haksız şartların tespiti ile iptali ile ileriye yönelik talep de bulunduğuna ve davanın müddeabihinin 3.300 TL’den az olmadığı anlaşıldığına göre, davanın Tüketici Hakem Heyetine başvurulmadan doğrudan Tüketici Mahkemesinde görülmesi gerekmektedir, dava şartı oluşmuştur.
Mahkemece; davacının talebi hakkında davanın esası hakkında inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.