Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/12751 E. 2016/6149 K. 20.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12751
KARAR NO : 2016/6149
KARAR TARİHİ : 20.04.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davacılardan … tarafından açılan maddi tazminat davasının reddine, davacı … tarafından açılan maddi tazminat davasının kabulüne, davacılar tarafından açılan manevi tazminat davalarının kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Asıl davada kendi adına asaleten oğlu …’a velayeten davacı … vekili dilekçesi ile; …’un sokakta oyun oynadığı esnada davalı …’a ait evin balkonundan başına mermer parçası düşmesi neticesinde ciddi şekilde yaralandığını, kemik kırığının hayati fonksiyonlarında etkisinin ağır olacağına dair rapor verildiğini belirterek müvekkili … lehine 1.000TL maddi, 3.000TL manevi, ..ehine 1.000TL maddi, 10.000TL manevi olmak üzere şimdilik 15.000TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada kendi adlarına asaleten oğlu … ve kızı …’a velayeten davacı … ve … vekili dilekçesi ile; asıl davadaki sebeplerle … lehine 160.530TL bakiye maddi tazminat, … lehine 12.500TL manevi, … lehine 2.500TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile tahsili talep ve dava edilmiştir.
Asıl ve birleşen davalı vekili cevap dilekçesi ile; müvekkilinin satın aldığı evle ilgili bir takım tadilatların yapılması için ustalarla anlaştığını, dava konusu olayın balkon için yapılan mermerden parça kopması ile meydana geldiğini, davacının bu durumdan sorumlu tutulamayacağını, çocuğun ileri yaşlarda tekrar ameliyat olması gerekmesinin olayla bağlantılı olup olmadığı, doğuştan gelen bir rahatsızlık nedeniyle meydana gelip gelmediğinin … Kurumunca tespit edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; davacı … tarafından açılan maddi tazminat davasının reddine, davacı … tarafından açılan maddi tazminat davasının kabulü ile 161.530TL maddi tazminatın 19/06/2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacı …’a ödenmesine, 10.000 TL manevi tazminatın 19/06/2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacı …’a ödenmesine, 3.000 TL manevi tazminatın 19/06/2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacı …’a ödenmesine, 12.500 TL manevi tazminatın 19/06/2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacı …’e ödenmesine, 2.500 TL manevi tazminatın 19/06/2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacı …’a ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Yasası’nın 56/2.maddesi) gereğince hakimin, özel durumları gözönünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminat, bozulan ruh huzurunun, duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabın kısmen ve imkan nisbetinde iadesini amaçladığından hâkim, M.K’nun 4.maddesi gereğince hak ve nesafete göre takdir hakkını kullanarak, manevi tazminat miktarını tesbit etmelidir.
Hakim belirlemeyi yaparken somut olayın özelliğini, zarar görenin ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, maluliyet oranını, beden gücü kaybı nedeniyle duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir ( Hukuk Genel Kurulunun 28.05.2003 gün 2003/21-368-355 ve 23.06.2004 gün 2004/13-291-370 sayılı kararları)
Somut olayda manevi tazminat yönünden; olayın oluş biçimi, olayın niteliği, davacılar üzerinde oluşturduğu elem ve ızdırabın derecesi, günün ekonomik koşulları nazara alındığında anne … lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek miktarda tayin olunduğu açıktır.
O halde; anne … lehine taktir olunacak manevi tazminatın hakkaniyete uygun oranda ve daha düşük şekilde tayin ve taktiri gerekirken yüksek miktarda hükmedilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.