YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12812
KARAR NO : 2016/7262
KARAR TARİHİ : 05.05.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki kusursuz sorumluluğa dayalı maddi ve manevi tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacılar vekili ve davalı… vekilince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; ..’in 15/08/2008 tarihinde davalı tarafın ihmali davranışları dolayısıyla oluşan haksız fiilin neticesinde hayatını kaybettiğini, bu nedenle bir kısım müvekkillerinin babalarını, müvekkili …’in de eşini yitirmiş olması nedeni ile destekten yoksun kaldıklarını, murisin ölümü dolasıyla cenaze ve defin giderleri yapıldığını belirterek davacılar ..’in çocukları .. ve . lehine ayrı ayrı 2.000,00’er TL destekten yoksun kalma tazminatı ile ayrı ayrı 50.000,00’er TL manevi tazminat, davacı eş .r için 2.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı, 2.000,00 TL cenaze ve def’in gideri ile 50.000,00 TL manevi tazminat, ölen ..in 18 yaşından büyük çocukları davacılar Serhat, . ve .. için ayrı ayrı 50.000,00’er TL manevi tazminat olmak üzere toplamda 10.000,00 TL maddi tazminat ile 350.000,00 TL manevi tazminat toplamı olan 360.000,00 TL maddi ve manevi tazminatın 15/08/2008 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçelerinde; davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkemece; davanın kısmen kabul kısmen reddine; …, … ve .. Bölge Müdürlüğü’ne yönelik açılan davanın reddine; .. Birliği’ne yönelik açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; davacı … lehine 26.172,77 TL, davacı … lehine 263,20 TL, davacı … lehine 2.573,90 TL ve davacı … lehine 5.578,79 TL olmak üzere toplam 34.588,66 TL destekten yoksun kalma tazminatının 15/08/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı T… Birliği’nden alınarak davacılar …, …, … ve …’e ödenmesine; Davacı … lehine 10.000,00 TL, davacı … lehine 2.500,00 TL, davacı … lehine 2.500,00 TL, davacı … lehine 2.500,00 TL, davacı … lehine 2.500,00 TL, davacı … lehine 2.500,00 TL ve davacı … lehine 2.500,00 TL olmak üzere toplam 25.000,00 TL manevi tazminatın 15/08/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı T.. Birliği’nden alınarak davacılara ödenmesine; cenaze ve defin gideri talebinin reddine karar verilmiş; sözkonusu karar davacılar vekili ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacılar vekili ve davalı Türkiye Tarım Kredi Kooperatifi Merkez Birliği vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
1-) Uyuşmazlık, kusursuz sorumluluğa dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta; davacılar; murisleri …i deposundan gübre alırken raydan çıkan 5 yıl boyunca kullanılmayan ve bakımı yapılmaksızın hizmete açılan kapının üzerine düşerek vefatına sebep olması nedeniyle .. hasım göstererek oluşan maddi ve manevi zararlarının tazminini talep etmişlerdir.
6098 sayılı yeni Türk Borçlar Yasası’nın 69’uncu ve önceki 818 sayılı Borçlar Yasası’nın 58’inci maddelerinde “bir binanın veya diğer yapı eserlerinin malikleri, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden” sorumlu ve bir kusurları söz konusu olmaksızın “doğan zararı gidermekle yükümlü” tutulmuşlardır. Bu sorumluluğa öğretide “kusursuz sorumluluk” veya daha geniş tanımıyla “kusura dayanmayan nesnel sebep sorumluluğu” denilmektedir. Burada malike kurtuluş kanıtı sunma olanağı tanınmamıştır. Malik, ancak illiyet bağını kesen sebeplerin (mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru, üçüncü kişinin ağır kusuru gibi ) varlığı durumunda sorumluluktan kurtulabilir
Sorumlu kişi veya işletmenin, kusurlu olup olmaması, özen ödevini yerine getirip getirmemesi, işletme veya nesnede (şeyde) bir bozukluk veya noksanın bulunup bulunmaması, meydana gelen zararın tazmin borcu yönünden bir etkiye sahip değildir. Zira bunların sebep oldukları zararlarda, kusurun bulunup bulunmadığı ya da rolünün olup olmadığının çoğu zaman bilinemediği veya ispat edilemediği gibi, sorumlu kişi veya işletme, her türlü özeni gösterse, gözetim ve denetim ödevini yerine getirse, gerekli bütün tedbirleri alsa bile, gene çoğu zararın meydana gelmesini önlemek mümkün değildir. Bu sebeple sorumluluğunun bağlandığı olgu ile zarar arasında uygun illiyet bağı kurulduğu zaman, sorumluluk da gerçekleşmiş olacağından, bu işletme veya nesnelerin sahip veya işletenleri, bunların sebep oldukları zararı gidermek zorundadır.
Bina veya yapı eseri malikinin sorumluluğunu ortadan kaldıran, bir başka deyişle, zarar ile yapımdaki bozukluk ve özen eksikliği arasında uygun “nedensellik bağı”nı kesen nedenler ise mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru ve üçüncü kişinin kusuru olarak belirlenmiştir.
Bina malikinin sorumluluğundan sözedebilmek için; ilk olarak yapılması gereken bina malikinin tespitidir. Somut olayda; ölüme yol açan olayın meydana geldiği taşınmazın tapu kaydının T…adına olduğu anlaşılmış; ancak dayanak kayıtlar getirtilerek sorumlunun tespiti gerekirken bu yönde bir araştırma yapılmamış; eksik incelemeye dayalı hüküm tesis edilmiştir.
2-) Ölümün meydana geldiği taşınmazı kullananın … olduğu kullanımında olan iş yerinde gerekli bakım ve zararı önleyici önlemleri almayarak zarara neden olduğu dikkate alınarak oluşan sonuçtan sorumlu tutulması gerekirken; … yönünden açılan davada davanın, gerekçesiz olarak husumet yönünden reddine dair verilen karar isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir .
3-) Somut olayda; ölüme yol açan olayın meydana geldiği taşınmazın tapu kaydının T.. adına olmasına rağmen, mahkemece sözkonusu taşınmaz malikinin ayrı bir tüzel kişiliğe haiz .. olarak kabulüyle; .. taşınmazla somut bir bağı tespit edilmemesine rağmen .. celbolunan tapu kaydı hilafına kayıt maliki sıfatıyla oluşan zararlı sonuçtan sorumlu tutmak isabetsizdir.
1 nolu bent uyarınca dayanak kayıtlar getirtildiğinde;..n taşınmazla somut bir bağının getirtildiğinde varlığının tespiti halinde sorumluluğu yoluna gidilmesi gerekirken ilgi davalı yönünden somut bir bağ tespit edilmemesine rağmen aleyhe hüküm tesisi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
4-) Cenaze ve defin (gömme) giderleri 818 sayılı BK. 45/1 maddesinde şöyle açıklanmış “Bir adam öldüğü takdirde zarar ziyan özellikle defin giderlerini kapsar” denilmiştir. 6098 sayılı yeni Türk Borçlar Kanunu 53(1).maddesinde de aynı düzenlemeye yer verilmiştir.
Cenaze giderleri için mutlaka belge sunulması gerekli değildir. Belge sunulmasa bile, geleneklere ve dinsel kurallara göre yapılan masrafların takdiren hesaplanıp hüküm altına alınması gerekir. Herkesçe bilindiği gibi, ölüm nedeniyle yapılan masraflar için alınabilecek belgeler yok denecek kadar azdır. Çoğu ödemeler kayıt dışıdır. Daha çok geleneklere göre yapılan cenaze törenleri ile gömme sırasında ve sonrasında yapılan dinsel ödevlerin belgelenmesi neredeyse olanaksızdır. Bu tür zarar kalemlerinin TBK 50/2(BK. m.42/2) çerçevesinde yargıç tarafından değerlendirilmesi ve uzman bilirkişinin de gelenekleri ve dinsel töreleri dikkate alarak günün koşullarına uygun bir hesap sonucunu ortaya koyması gerekir.
Davacılar, defin giderlerinin ödetilmesi isteminde bulunmuşlardır. Mahkemece, anılan istek kalemleri ile ilgili olarak ispatlanmadığı gerekçesiyle ret kararı verilmiştir. Ölüm halinde zarar ziyan özellikle defin giderlerini de içerir. Bu nedenle (BK. m. 45, ilk cümle) mahkemenin, bu noktaya ilişkin olarak vardığı sonuç yasanın açık hükmüne aykırı olduğu gibi, yaşam deneyi kurallarına da uygun düşmemiştir. Her ne kadar, dosya arasında bulunan Belediye Başkanlığı’nın yazısında, ölenin Belediye tarafından karşılıksız defnedildiği bildirilmiş ise de, bu yön, davacıların ölenin dini, sosyo-ekonomik durumuna uygun olarak ve yerel göreneklere göre giderde bulunmadıkları sonucunu doğurmaz. Mahkemece yapılacak iş, yukarda açıklanan ilkeler doğrultusunda davacıların defin giderlerinin kapsamını belirlemektir. ilk olarak Müftülüklerden, Mezarlıklar Müdürlüğünden yöre koşullarına ve geleneklere göre cenaze ve defin (gömme) giderlerinin neler olabileceği sorulabilir. Yargıtay kararlarında da açıklandığı üzere, cenaze giderleri konusunda yeterli kanıt ortaya konulamasa bile, mahkemece TBK 50/2 (BK. m.42/2) çerçevesinde zarar ve kapsamı, yörenin koşullarına ve geleneklere göre hüküm altına alınması gerekirken bu yöndeki talebin reddi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
5-) HUMK’nun 275. ve devamı maddelerinde “bilirkişilik” müessesesi düzenlenmiş olup anılan maddede mahkemenin çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşü alınmasına karar vereceği düzenlendikten sonra 286. Madde de bilirkişinin oy ve görüşünün hakimi bağlamayacağı düzenlenmiş ise de, işin çözümünde teknik bilgi ve birikim gerekliliğine inanılarak bilirkişi incelemesi yaptırıldığına göre verilen raporlar çelişkili ise mahkeme HUMK.’nun 283. maddesi hükmüne dayalı olarak, bilirkişiden açıklama yada ek rapor isteyebileceği gibi, 284. maddesi hükmüne dayalı olarak yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak yeni bir rapor alabilir. Benzer düzenlemeler HMK. 266 ve devamı maddelerinde de benimsenmiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu alınarak hüküm kurulmuş ise de; yargılama sırasında alınan bilirkişi raporları arasında çelişki hali mevcuttur.
Yargılama sürecinde alınan; maddi tazminat takdirine ilişkin bilirkişi raporları arasında çelişki bulunup, hükme esas alınan bilirkişi raporunda asgari ücretin altında bir gelir esas alınarak zarar hesabı yapılmıştır. Mahkemece; davacıların zararının tayin ve tespiti için önceki bilirkişiler dışındaki uzman bilirkişiden mevcut raporlar arasındaki çelişkileri giderecek şekilde taraf ve Yargıtay denetimine elverişli asgari ücret düzeyini esas alan rapor alınıp oluşacak sonuç dairesinde hüküm tesisi gerekirken ölen yönünden asgari ücretin altında bir gelir düzeyini esas alarak hesaplama yapan bilirkişi raporu doğrultusnda hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmişt
6-)Dosya içerisinde bulunan …nün cevabi yazılarından davacılara desteğinin ölümü nedeniyle maaş bağlandığı anlaşılmaktadır. Davacılara bağlanan aylıkların rücuya tabi olup olmadığı ilgili kurumdan sorulmalı ve rücuya tabi ise rücua tabi olan kısmi belirlenerek hesaplanan maddi tazminattan düşülmelidir. Mahkemece bu yönün gözetilmemiş olması da kararın bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.