YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/13288
KARAR NO : 2016/7417
KARAR TARİHİ : 10.05.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar vekili dilekçesinde; davacının eşi, diğer davacıların babaları olan …’ın 27.05.2012 tarihinde vefat ettiğini, muris.. hayatta iken davalı annesi olan ..’ye ait boş arsa üzerine tek katlı müstakil bir ev yaptırdığını, söz konu evin tüm yapım ve inşa masraflarının davacı ve ölen eşi.. tarafından karşılandığını, bu nedenle davacı ve ölen eşinin birçok bankadan kredi kullandıklarını, yapım masraflarının yaklaşık olarak 35.000 TL’yi bulduğunu, sonrasında ise bu kredi borçlarının düzenli ödenmemesi nedeniyle ilgili bankalar tarafından hacizler başlatıldığını, söz konusu davaya konu edilen evde davacı, çocukları ve ölen eşinin 4 yıl boyunca oturduklarını, muris ,,,İ’den çıkan evde ise davalı …’nin ikamet ettiğini, ancak muris..’ın ölümü ile davacının,,’deki evin taksitlerini ödemekte zorlanması nedeniyle davacının murisin hissesini dava dışı 3.kişilere devrettiğini, davalının murisin ölümü sonrasında davacılara baskı yaparak onları bu evden çıkarttığını ve halihazırda da davalının burada ikamet ettiğini belirterek, davalı adına kayıtlı taşınmaz üzerine inşa edilen tek katlı evin yapımında kullanılan malzeme ve diğer masrafların değeri oranında davacı lehine maddi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; ölen oğlunun sağlığında ilgili yerin inşasına başladıklarını, muris ..’den ev çıkması üzerine bu evin taksitlerini kendisinin ödediğini, yine inşa masraflarını da kendisinin karşıladığını, muris .. kumara düşkünlüğü olduğunu, elinde son 6.000 TL’sinin kaldığını ve bununla bir ev yapmasını kendisinden istediğini, kendisinin de bunun üzerine söz konusu davaya konu meskenin inşasına onlarla birlikte başladığını, muris…’ın piyasaya olan tüm borcunu da kendisinin ödeyip kapattığını, davacının iddiasının asılsız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davacının davaya konu taşınmaz üzerine bina yaptığını belirterek buna ilişkin masrafları talep etmiş ise de, buna dair fatura ve yazılı belge ibraz etmediği, dinlenen tanık anlatımlarından ise davacı tarafından evin yapıldığı sonucunun çıkartılamayacağı, davacının yapılan mali ve sosyal durum araştırma sonuçlarına göre 2012 yılından itibaren işçi olarak çalışmaya başladığı ve öncesinde çalışmasının olmadığı, buna göre de evin davacı tarafından yapıldığına dair iki davacı tanığı dışında delil bulunmadığı, tanıklardan …’in de beyanında …. annesi olan davalının da inşaat yapılırken yanlarında olduğunu ifade ettiği, dolayısıyla inşaatın yapılmasının davalı tarafından da gerçekleştirilebileceği, nitekim davalı tanıklarının tümünün bu yönde beyanda bulundukları, yine davalı yanca bina masraflarına ilişkin bir kısım faturaların da ibraz edildiği, bu yönden bakıldığında ise esasen inşaatın davalı tarafça yapıldığı yönünde mahkemede kanaat oluştuğu, böyle olmasa dahi en azından davacı tarafça yapıldığı yönünde yeterli ve kesin delil bulunmadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacılar vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Somut olayda, davaya konu taşınmaza ilişkin davacılar tarafından yapılan imalat bedellerinin sebepsiz zenginleşme kurallarına göre davalıdan tahsili talep edilmektedir.
HMK’nun 188.(HUMK’nun 236.) maddesi gereğince; “Tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettiği vakıalar, çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerekmez” hükmüne göre ikrar, bir tarafın diğer tarafın ileri sürdüğü vakıanın doğru olduğunu bildirmesidir.
Mahkemeye karşı yapılan mahkeme içi ikrar ile ceza davasındaki ikrar geçerli olup, bağlayıcıdır. İkrar eden, kural olarak ikrardan dönemez, ikrarı ile bağlıdır. İkrar edilen hususlar çekişmeli olmaktan çıkar ve ikrarı yapan taraf aleyhine kesin teşkil eder.
Somut olaya gelince; davalının cevap dilekçesinde muris olan oğlu…’ın elinde kalan son 6.000 TL’ye ilişkin olarak bununla kendisinden bir ev yapmasını istemesi üzerine davaya konu edilen meskenin inşasına başladıkları yönündeki beyanı kısmi ikrar niteliğindedir.Yine evin yapımında çalışan ve duruşmada beyanları tespit edilen davacı tanıkları … ve …’in de beyanlarında davaya konu evin yapımında 6-7 yıl önce çalıştıklarını, evin yapım masraflarını muris… ‘ın verdiği, kendilerinin muristen 14.000,00 TL aldıkları, evin tamamını yaptıkları yönündeki beyanları da dikkate alındığında davacıların murisi olan… …’ın davaya konu edilen evin yapımına katkı sağladığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle bu hususlar gözetilmeden mahkemece davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Hal böyle olunca mahkemece; yukarıda ifade edilen yasa hükümleri ve açıklamalar dikkate alınmak suretiyle, davalının cevap dilekçesinde 6.000 TL’lik kısma yönelik kısmi ikrarı bulunduğu ve davaya konu evin yapımında çalıştığı belirtilen ve bilgilerine başvurulan davacı tanıkları … ve …’in de beyanlarında davaya konu evin yapımına ilişkin olarak 14.000,00 TL’yi muristen aldıklarını beyan ettikleri de nazara alındığında davaya konu evin yapımında davacıların murisinin katkısı olduğu anlaşılmakla, bu beyanlar ve dosyadaki tüm deliler değerlendirilmek suretiyle davacıların murisinin davaya konu evin yapımındaki katkısı belirlenerek buna göre değerlendirme yapılması gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş,bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.