YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/13292
KARAR NO : 2016/7900
KARAR TARİHİ : 23.05.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki ziynet eşyalarının aynen olmadığı taktirde bedeli davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının borcu olduğunu ve daha sonra iade edeceğini söyleyerek müvekkiline ait altınları alıp bozdurduğunu ancak iade etmediğini belirterek dava dilekçesinde belirtilen ziynet eşyalarının aynen teslimine,olmadığı takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000 TL nin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 27.01.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 18.388,25 TL ye çıkarmıştır.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile; toplamı 90,00 gram olan 5 adet 22 ayar altın burma bileziğin, toplamı 160,00 gram olan 14 adet 22 ayar altın bileziğin, 35,00 gram olan 1 adet 14 ayar altın set takımın, toplamı 30,00 gram olan 3 adet 14 ayar altın künyenin, 35,00 gram olan 1 adet 22 ayar kilitli altın bileziğin, 100 USD’nin , 44 adet çeyrek altının fiili ödeme günündeki değeri ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiş, 6, Hukuk Dairesinin 27.02.2012 tarih 2011/14640 Esas 2012/2883 Karar sayılı ilamı ile “…Gerek tefhim edilen ve tutanakla belirlenen kararda, gerekse buna uygun düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alınan eşyanın cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekir. Davacının başlangıçtaki talebi herbiri 25 gram olan 19 adet 22 ayar altın bilezik, 1 adet 22 ayar altın gerdanlık, 2 adet 22 ayar altın künye, 2 adet 22 ayar altın kolye, 1 adet altın yüzük, 2 adet kol saati, 100 dolar, 900 TL, 1 adet cumhuriyet altını, 47 adet çeyrek altının değerleri belirlenerek fazlaya ilişkin hakkını saklı tutarak 5.000 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsilini istemiş, ıslah dilekçesi ile de, talep değerini 18.388,25 TL’ye yükseltmiştir. Mahkemece, az yukarıda belirtilen ilkeye uyulmadan ve davacının aynen iade talebi bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır…” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece, davacının ziynet eşyalarının aynen iadesi talebi bulunduğundan bozma ilamına bu yönü ile uyulmadığı diğer hususlarda uyulduğu belirtilerek yapılan yargılama sonucu davanın kabulü ile; 5 adet 90 gram 22 ayar burma bilezik,14 adet 160 gram 22 ayar bilezik,1 adet 35 gram 14 ayar set takım, 44 adet çeyrek altın, 1 adet ziynet lira,100 dolar, 900 TL, 2 adet kol saati, 2 adet 14 ayar yüzük-kolyenin davalıdan alınarak davacıya aynen iadesine, iadesi mümkün olmadığı takdirde 5.000 TL’ye karşılık dava harcının yatırıldığı 24/04/2009 tarihinden 13.388,25 TL’ye ıslah harcının yatırıldığı 19/01/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş,hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Kural olarak bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda mahkeme için zorunluluk doğar.
Mahkemece verilen 15.06.2011 tarihli kararı yalnızca davalı temyiz etmiş, 6. Hukuk Dairesi’nce 27.02.2012 tarihli ilamla hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Davacı temyiz hakkını kullanmadığından mahkemece bozma ilamına uymakla ilk kararda belirtilen ziynet kalemleri yönünden davalı yararına usuli müktesap hak oluşmuştur. Hal böyle iken mahkemece, ilk kararda belirtilen ziynet kalemleri dışındaki bir kısım ziynet eşyası yönünden aleyhe hüküm verme yasağına aykırı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
O halde mahkemece; davacının talep ettiği ziynetlerle bağlı kalınarak ve ilk kararda belirtilen ziynet kalemleri dikkate alınarak hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.