Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/13325 E. 2016/8130 K. 25.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/13325
KARAR NO : 2016/8130
KARAR TARİHİ : 25.05.2016

MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki kişisel eşyanın iadesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının ve ailesinin müvekkilini evden kovduğunu, davalının müvekkiline şiddet uyguladığını, hiçbir eşyasını almasına fırsat verilmeden üzerindeki kıyafetleri ile sokağa atıldığını, sonrasında tarafların boşandıklarını, dava dilekçesinin 5.maddesinde yazılı müvekkiline ait ziynet eşyalarının ve çeyiz eşyalarının davalı yedinde kaldığını belirterek müvekkiline ait ziynet eşyalarının ve çeyiz eşyalarının aynen iadesine, olmadığı takdirde şimdilik 44.955.90.TL.nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın düğünde takılan altınların nitelik ve niceliklerine ilişkin iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacının evden ayrılıp giderken kişisel eşyalarını ve ziynet eşyalarını valize koyup götürdüğünü, davacıya düğünde takılıp hediye edilen ziynet eşyalarının düğün sonrası davacıya teslim edildiğini, zilyetliğinin hiçbir zaman müvekkiline geçmediğini, dava dilekçesinde talep edilen 31 kalemden ibaret çeyiz eşyalarının tamamının aynen durduğunu, iade etmeye hazır olduklarını belirterek, ziynet eşyalarına yönelik davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; tarafların boşanmalarına ilişkin boşanma ilamında …nitekim taraflar arasındaki geçimsizliğin çoğaldığı ve davalı …’in davacıyı kapı önüne bıraktığı, davacının ailesinin davacıyı evin önünden aldığı…. tespitinde bulunulduğu, mevcut durum itibariyle tanık beyanları ve özellikle tarafların boşanmalarına ilişkin boşanma ilamında yapılan tespit çerçevesinde davacı kadının müşterek haneden serbest iradesi ile ayrılmadığı, dolayısıyla yukarıda cins ve miktarları belirtilen ziynet eşyalarının müşterek haneden ayrılırken götürülmesinin mümkün olmadığı, bu ziynet eşyalarının davalı yedinde kaldığı ve iade edilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile ziynet ve çeyiz eşyalarının aynen iadesine olmadığı takdirde bedellerinin dava tarihinden yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
HMK. 297. Maddesi (HUMK. md. 388) gereğince; mahkemenin, hüküm fıkrasında asıl ve yardımcı taleplerin hepsi hakkında, açık ve tereddüte yol açmayacak şekilde infazı kabil karar vermesi gerekir.
Aynı kanunun 26.maddesi (HUMK’nun 74. maddesi) hükmüne göre ise, mahkeme tarafların iddia, savunma ve talepleri ile bağlıdır. Kural olarak mahkemenin talepten fazlasına veya başka bir şeye hükmetmesi olanak dışıdır. Öğreti ve uygulamada taleple bağlılık olarak adlandırılan bu kural sadece sonuç istem yönünden değil, sonuç istemi oluşturulan her bir alacak kalemi yönünden de uygulanır.
Dosyanın incelenmesinde; davacı tarafın dava dilekçesinde; ziynet eşyası kalemlerinden 35 adet çeyrek altın için 5.110,00 TL bedel talep edildiği, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise 5.285,00 TL değer takdir edildiği anlaşılmaktadır. Böylelikle belirtilen ziynet eşyaları değeri yönünden talep aşılarak hüküm kurulduğu belirlenmektedir.
O halde, mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak, dava dilekçesindeki talebe ilişkin hüküm kurulması gerekirken, taleple bağlılık kuralına aykırı olarak ve infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.