Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/13469 E. 2016/7836 K. 23.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/13469
KARAR NO : 2016/7836
KARAR TARİHİ : 23.05.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, mahkemenin görevsizliğine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, dava dilekçesi ile; Hazine adına kayıtlı taşınmazın 4 yıldızlı otel yapımı için davacıya tahsis edildiğini, 49 yıllık müstakil üst hakkı kurulduğunu; davacının, inşaatın % 85’ini bitirdiğini; davalının ise tahsisi iptal ettiğini; davalının, davacının yaptığı yatırımlara, ürettiği hizmetlere bedelsiz sahip olduğunu, sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek; tespit edilecek zararın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir .
Davalı vekili, cevap dilekçesi ile; idari yargının görevli olduğunu, tahsisin iptalinin sonuçlarına katlanması gerektiğini belirterek; davanın reddini istemiştir .
Mahkemece; idari yargının görevli olduğu gerekçesi ile, mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, davacıya otel yapımı için tahsis edilen taşınmaza davacı tarafından yapılan masrafların, tahsisin iptali nedeni ile davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı” başlıklı 2. maddesinde idari dava türleri sayılmıştır. Bu hükme göre, idari davalar; idari işlemler hakkında açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalardan ibarettir.
Bir davanın tam yargı davası olarak nitelendirilebilmesi için, ortada öncelikle bir idari işlem veya eylemin bulunması ayrıca, bu işlem veya eylem sebebiyle kişisel bir hakkın ihlal edilmiş olması gerekir.
İdari işlemler, idari makamların kamu gücüne dayanarak, idare işlevine ilişkin olarak yaptıkları, tek yanlı, doğrudan uygulanabilir nitelikte ve ilgililerin hukuki durumlarını etkileyen irade açıklamalarıdır. İdari işlemlere karşı yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka aykırı oldukları iddiasıyla menfaatleri ihlal edilenler tarafından idari yargıda iptal davası açılabileceği gibi; idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan istenerek, bu istemin reddedilmesi üzerine iptal davası açılabilir.
İdari Yargı’nın konusu, idarenin idare (kamu) hukuku alanındaki faaliyeti ile ilgili davalardır.
İdare, bir işlemi, eylemi veya sözleşmeyi yaparken özel hukuk kişilerinin üstünde bir kamu tüzel kişisi olarak hareket etmiş ise, uygulanacak hukuk idare hukukudur.
Dava konusu uyuşmazlık; Hazine adına kayıtlı taşınmaza 4 yıldızlı otel yapımı için davacıya yapılmış olan tahsisin iptali nedeni ile yapılan masrafların talep edilmesine ilişkindir. Taraflar arasındaki çekişme özel hukuk hükümlerine tabidir; diğer anlatım ile, davalının kamusal çalışmaları ile ilgili değildir. Bu nedenle, davanın, adli yargıda çözümlenmesi gerekir.
Mahkemece; işin esasına girilerek, taraf delilleri toplanarak, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken; idari yargının görevli olduğundan bahisle davanın görev yönünden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.