YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/13559
KARAR NO : 2016/8458
KARAR TARİHİ : 30.05.2016
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; mahkemece; 15/07/2015 tarihli ek karar ile, kararın kesin olduğundan bahisle, temyiz talebinin reddine karar verilmiş; anılan ek karar da davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekilinin dava dilekçesinde; fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğu, kısmi dava açtığı, kesinlik sınırının altında kalan bir temyiz talebinin bulunmadığı anlaşıldığından; mahkemece verilen 15/07/2015 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar verilerek, yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesinin incelemesine geçildi:
Davacı vekili, dava dilekçesi ile; davacı şirketten her iki davalı şirketin kayıp kaçak, sayaç okuma, perakende satış, hizmet, iletim ve dağıtım bedeli adı altında tahsilat yaptıklarını, bu tahsilatın yasal olmadığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, 500.00.- er TL’nin ödeme tarihinden en yüksek avans faizi ile davalı şirketlerden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilleri, cevap dilekçeleri ile; davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece; dosya kapsamına göre, dava konusu olayda, talep konusu miktarın açıkça belli olduğu, bu nedenle davacının kısmi dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, dava şartı eksikliği nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacının aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağının veya hakkının tümünü değil, belirli bir kısmını talep ederek açtığı davaya kısmi dava denir. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağının tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve bu alacağın şimdilik bir kesiminin dava edilmesi gerekir.
Kısmi dava, 6100 sayılı HMK 109. maddesinde tanımlanmıştır. 109/1. fıkrasına göre “Talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir.
Davacı, talebinin tümü için dava açmak zorunda olmayıp, şimdilik belli bir bölümünü dava konusu yapabilir. Bu bağlamda kural olarak hiç kimse kendi lehine olan davayı açmaya zorlanamaz. (HMK. 24/2)”
Davacının kısmi dava mı, yoksa tam dava mı açtığı talep neticesinden anlaşılır. Davacı alacağının yalnız bir kesimi için dava açtığını bildirmemiş ise, dava tam dava sayılır.
Davacının davasını açıkça kısmi dava olarak nitelendirmesi zorunlu değildir. Dava dilekçesindeki açıklamalardan, davacının talebinin dava edilenden daha fazla olduğunun ve bunun yalnız bir bölümünün dava edildiğinin açıkça anlaşılması gerekli ve yeterlidir.
Davacının kısmi dava açabilmesi için, bu davayı açmada korunmaya değer bir hukuki yararının bulunması şarttır. Hukuki yarar; dava konusuna ilişkin dava şartlarından olup, dava açıldığı anda var olmalıdır.
Somut olayda; davacı, davalı şirketlerin kayıp-kaçak, sayaç okuma, perakende satış, hizmet, iletim ve dağıtım bedeli adı altında faturalara yansıttıkları bedellerin yasal olmadığını, bu bedellerin faturalardan tam ve kesin şekilde tespit edilemediğini, davalı şirketlerden istenilecek belgeler üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 1.000.00 TL istirdadını isteyerek kısmi dava açmış olup, bu davayı açmakta hukuki yararı olduğunun kabulü gerekir. Diğer anlatım ile, davacının alacağı tam olarak davalıların sunacağı belgelerden tespit edilebileceğinden, davacının kısmi dava açmakta hukuki yararı olduğu tartışmasızdır.
Öyle ise, mahkemece; işin esasına girilerek davacı ve davalıların delilleri toplanarak varılacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken; aksi yazılı düşüncelerle, davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.