YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/13630
KARAR NO : 2016/6553
KARAR TARİHİ : 26.04.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle; daha önceden belirlenen, 26/04/2016 tarihli duruşma günü için yapılan tebligat üzerine; temyiz eden davalı vekili Av. … geldi. Karşı taraf adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunan davalı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı dilekçesinde; müşterek murisleri (anneleri)’nin 3 Mart 2006 tarihinde vefat ettiğini, murisin ölümünden iki saat sonra banka hesabından davalı tarafından 20.000 TL para çekildiğinin anlaşıldığını; veraset ilamı gereğince 1/2 hissenin maliki olduğundan, 10.000,00 TL alacağın faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/89 Esas sayılı dava dosyasında ise; davalının murise ait 2006 Ocak ve Şubat ayı kira bedellerini …Kordon şubesindeki hesaptan aldığı iddia edilerek, 1/2 hissesine düşen 7.250 TL’nin faiziyle birlikte tahsili istenilmiştir.
Yine, birleşen 8.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/86 Esas sayılı dava dosyasında ise; murisin hesabından muhtelif tarihlerde para çekildiği iddia olunarak, 70.000,00 TL’nin 3.3.2006 tarihinden itibaren temerrüt faizi ile davalıdan tahsili istenilmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, asıl davanın kabulüne, birleşen 8.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/86 Esas sayılı dava dosyasında; taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne, birleşen 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/89 Esas sayılı dava dosyasında ise; davanın kısmen kabulüne dair verilen hüküm, davalı vekilinin temyizi üzerine,
Dairemizin 21.12.2010 gün, 2010/14041 Esas, 2010/21168 Karar sayılı ilamı ve “…Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak,
1) Asıl davada, davalı dava tarihinden önce temerrüde düşürülmüş değildir. Hükmedilen alacağa dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, 3.3.2006 tarihinden geçerli faiz yürütülmesi doğru görülmemiştir.
2) Birleşen 8.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/86 Esas sayılı dava dosyasında; davalı tarafından, murisin hesabından 24.01.2005 tarihinde çekilen 218.130,33 TL’nin tekrar muris hesabına (aynı hesaba veya başka yeni hesaba) yatırılıp yatırılmadığı araştırılmamıştır. Eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru görülmemiş,
Kabule göre de; hükmedilen alacağa dava tarihinden faize hükmedilmesi gerekirken, 3.3.2006 tarihinden hükmedilmiş olması da doğru değildir. ..” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ve murise ait banka hesap ekstresi getirtilerek; asıl ve birleşen 2007/86 Esas sayılı davanın kabulüne, birleşen 2007/89 Esas sayılı davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmün davalı vekili tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 13.05.2013 gün, 2013/2403 Esas, 2013/7877 Karar sayılı ilamı ve “…Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle asıl davada hükmedilen alacağa dava tarihinden faiz yürütülmesine karar verilmiş olmasına göre, davalı tarafın sair temyiz itirazları yerinde değildir. Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar vermek mükellefiyeti meydana gelir. Somut olayda ise; mahkemece, sadece murise ait banka hesap ekstresinin getirtilmesiyle yetinilmiş, murisin hesabından 24.01.2005 tarihinde çekilen 218.130,33 TL’nin tekrar muris hesabına (aynı hesaba veya başka yeni hesaba) yatırılıp yatırılmadığı konunun uzmanı bilirkişi marifetiyle araştırılmamıştır. Mahkemece; murise ait banka hesap ekstreleri üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılması ve murisin hesabından 24.01.2005 tarihinde çekilen 218.130,33 TL’nin tekrar muris hesabına (aynı hesaba veya başka yeni hesaba) yatırılıp yatırılmadığı, yatırılmış ise hesapta yapılan diğer işlemlerin niteliği konusunda rapor aldırılması, ondan sonra ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir hüküm tesis edilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırıdır…” gerekçesi ile ikinci kez bozulmuştur.
Mahkemece; asıl dava yönünden; Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Başkanlığının 13/05/2013 tarih 2013/2403 Esas, 2013/7877 Karar sayılı bozma kararı kapsamı gözetilerek 10.000,00 TL ‘nin dava tarihi olan 23/02/2007 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Birleşen 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/89 esas sayılı dosyası yönünden; 17. İcra Müdürlüğünün 2010/9508 sayılı dosyası ile yapılan takip nedeni ile mükerrer ödemeye neden olmamak üzere 4.936,50 TL nin 03/03/2006 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Birleşen 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/86 Esas sayılı dosyası yönünden davanın kısmen kabulü ile; 59.746,13 TL nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, verilen bu hüküm süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak; Birleşen 8. Asliye Hukuk mahkemesinin 2007/86 Esas sayılı dosyası yönünden, Dairemizin bozma kararı öncesi yapılan yargılama sırasında, bilirkişi raporunda, davalı tarafından muris için ve onun adına yapılan masraf ve harcamalar, dava konusu alacaktan mahsup edilmiş ve bu şekilde davacının talep edebileceği alacak tutarı belirlenmiş, mahkeme tarafından da bu rapor esas alınarak hüküm tesis edilmiştir.
Yargıtay’ın bozma kararına gerek iradi, gerekse kanuni şekilde uymuş olan yerel mahkeme, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm kurmak zorundadır. Mahkeme, uyma kararını kaldırarak, direnme kararı veremeyeceği gibi; hükmün bozma kararı kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz. Bozmaya uyulmakla, bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğar.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda ve Hukuk Muhakemeleri Kanununda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır.
Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Y.İ.B.K.).
Bu ilke, kamu düzeni ile ilgili olup; Yargıtay’ca kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Hakimin değişmesi dahi açıklanan bu hukuki ilkeye etki yapamaz.(Aynı yönde HGK.nun 26.2.1986 gün ve 1986/1-50 E.-174 K.; 11.5.1994 gün ve 1994/8-252 E.-314 K.; 1.12.1999 gün ve 1999/18-1041 E.-1006 K.; 11.5.2005 gün ve 2005/2-315 E.-333 K.; 27.09.2006 gün ve 2006/19-635 E.-573 K. sayılı ilamları).
Dairemizce bozma kararında, “..sair temyiz itirazlarının reddine..” denilmek suretiyle, mahkeme kararının asıl alacaktan mahsup yapılmasına ilişkin bölümü kesinleşmiş bulunmaktadır.
Hal böyle olunca, mahkemece Birleşen 8. Asliye Hukuk mahkemesinin 2007/86 esas sayılı dosyasında, davalı tarafından, murise ilişkin olarak yapılan masrafların, asıl alacak tutarından mahsup edilerek, hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Diğer yandan; Birleşen 2007/89 esas sayılı dosyasına ilişkin olarak verilen karar, Dairemizin bozma kararları kapsamında, sair temyiz itirazlarının reddedilmesi sonucu kesinleşmiş bulunduğundan, artık bu dava dosyasına ilişkin yeniden hüküm tesisi de usul ve yasaya aykırıdır.
Bu itibarla, birleşen 2007/89 esas sayılı dava dosyası hakkında ” ..yeniden karar verilmesine yer olmadığına…” şeklinde bir karar verilmesi gerekirken, bu dava hakkında yeniden hüküm tesisi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 1.350 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı tarafa verilmesine,
ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.