Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/1393 E. 2015/20385 K. 16.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/1393
KARAR NO : 2015/20385
KARAR TARİHİ : 16.12.2015

Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ADIYAMAN 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/10/2014
NUMARASI : 2014/23-2014/1178
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 12.03.2004 tarihli harici satış sözleşmesi ile davalıdan 250 m2 ev yeri satın aldığını, söz konusu yere ev yaptığını, uzun bir süre sonra arsanın diğer paydaşları tarafından aleyhine Adıyaman 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/260 E. Sayılı dosyası ile elatmanın önlenmesi davası açıldığını, söz konusu dava sonucunda davacının evinin yıkıldığını, tapulu gayrimenkullerin harici satışının geçersiz ise de tarafların aldıklarını sebepsiz iktisap hükümleri dairesinde iade etmekle yükümlü olduklarını, davalının davacıya karşı aynı konum ve değerde 250 m2’lik arsa değerinden sorumlu olduğu gibi, evin yıkılmasından da sorumlu olduğunu ileri sürerek, davacının toplam 75.000 TL zararının faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile davalı arasında taşınmaz alım satımı olmadığını, bahse konu yerin malikinin davalı olmadığını, öncelikle davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; taraflar arasında harici gayrimenkul alım satım sözleşmesi imzalandığı, tarafların sözleşmedeki imzalarını inkar etmedikleri, bir kimsenin kendisine ait olmayan bir gayrimenkulü dahi harici satım konusu yapabileceği, mahkemenin 2012/260 Esas sayılı dosyasında konuya ilşkin bilirkişi incelemesi yaptırıldığından usul ekonomosi açısından yeniden bilirkişi incelemesine gerek görülmediği gerekçesi ile davanın kabulü ile 75.000 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı taraf, iş bu dava konusu harici satış sözleşmesinin hile yoluyla düzenlendiğini ileri sürerek 09.07.2014 tarihinde Adıyaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesin de dava açmıştır. Bahsi geçen mahkemenin 08.09.2014 tarih ve 2014/1171 Esas – 2014/726 Karar sayılı ilamı ile dosyanın, eldeki temyize konu dosya ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 166/1. maddesi; ” Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar.” hükmünü ihtiva etmektedir.
Ayrı ayrı açılmış davaların aralarında bağlantı bulunmaları koşulu ile birleştirilerek bakılabilmeleri mümkündür. Ancak, birleştirme kararı, taraflar arasındaki uyuşmazlığı esastan çözümleyen bir karar değildir. Bu karar, sadece birleştirilen davaların tahkikat safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğurmaktadır. Diğer bir anlatımla, asıl ve birleşen davalar birbirinden bağımsız, müstakil davalardır. Bu nedenle, asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı karara bağlanması gerekir.
Mahkemece; asıl dava hakkında hüküm tesis edilmiş ise de, birleşen dava hakkında olumlu veya olumsuz bir hüküm tesis edilmemiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bozma nedenine göre, davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.