YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14060
KARAR NO : 2016/8401
KARAR TARİHİ : 30.05.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; mülkiyeti … ait 154 nolu parselin 500 m² sini ev yeri olarak kullanmak,1592 nolu parselin 1.239,47 m² lik kısmını yapı yapmak ve ağaç dikmek suretiyle ecrimisil ödeyerek 1996 yılından bu yana kullandığını, bu araziye spor kompleksi yapılacağının karara bağlandığını, bu karardan sonra İlçe Mal müdürlüğü tarafından müvekkiline gönderilen yazı ile taşınmazın 30 gün içinde teslim edilmesinin istenildiğini,aksi takdirde yapının yıkılacağı ve ağaçların kendileri tarafından söküleceğinin belirtildiğini,müvekkilinin davalı taraftan ev ve ağaç bedellerinin kendisine ödenmesini talep ettiğini ancak talebinin kabul edilmediğini belirterek 5.000 TL nin tahsilini talep ve dava etmiş,21.05.2013 havale tarihli ıslah dilekçesi ile taşınmaz üzerindeki toplam ağaçların değerinin 15.010 TL olduğunu belirterek talebini ağaç bedeline hasren 15.010 TL ye çıkarmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının hazine adına kayıtlı arazi üzerine haksız olarak müdahalede bulunduğunu, Toprakkale Mal Müdürlüğünce alınan idari karar ile arazi üzerindeki yapıların yıkılmasına ve ağaçların sökülmesine karar verildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; idarenin dava konusu yerin spor kompleksi yapılmak amacı ile boşaltılmasını talep ettiğini, dava konusu taşınmaz üzerindeki ağaçların idareye her hangi bir gelir veya fayda sağlamasının mümkün olmadığını, kaldı ki, davacının dava konusu taşınmaz üzerinde, bir nevi kiracı veya fuzuli işgalci konumunda olduğunu,davacının bahse konu muhdesatı idarenin izni ile yaptığına dair her hangi bir delilin mevcut olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmiş,hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Medeni Kanunun 722. maddesi gereğince bir kimse kendi arazisindeki yapıda başkasının malzemesini ya da başkasının arazisindeki yapıda kendisinin veya bir başkasının malzemesini kullanırsa, bu malzeme arazinin bütünleyici parçası olur. Ancak, sahibinin rızası olmaksızın kullanılmış olan malzemenin sökülmesi aşırı zarara yol açmayacaksa, malzeme sahibi, gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere bunların sökülüp kendisine verilmesini isteyebilir. Aynı koşullar altında arazinin maliki de, rızası olmaksızın yapılan yapıda kullanılan malzemenin, gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere sökülüp kaldırılmasını isteyebilir.
Aynı Kanunun 723.maddesi gereğince malzeme sökülüp alınmazsa arazi maliki, malzeme sahibine uygun bir tazminat ödemekle yükümlüdür. Yapıyı yaptıran malzeme sahibi iyi niyetli değilse, hâkimin hükmedeceği miktar bu malzemenin arazi maliki için taşıdığı en az değeri geçmeyebilir.
Somut olayda, dava konusu taşınmazın tapuda hazine adına kayıtlı olduğu ve davacı tarafından ecrimisil ödenmek sureti ile kullanıldığı,ayrıca keşif raporunda belirtilen ağaçların davacıya ait olduğu yanlar arasında tartışmasızdır. Davacının kendisine ait olmayan taşınmaz üzerine ağaç diktiği dosya kapsamı ile sabit olduğundan, iyiniyetli olarak kabulüne olanak yoktur. Hiç kuşkusuz, dava konusu taşınmaz üzerindeki ağaçlar sökülüp götürülürse hayatiyetini kaybedecek, ekonomik değer taşımaları nedeniyle de aşırı zarar ortaya çıkacaktır. Sökülüp götürülmemesi durumunda ise de arazi sahibi olan davalı sebepsiz zenginleşecektir. O yüzden arsa sahibi davalı ağaçlar nedeniyle iyiniyetli olmayan malzeme sahibine bir miktar tazminat ödemelidir. Türk Medeni Kanunun 723/son maddesince bu gibi durumlarda ödemesi gereken tazminat ağaçların arazi maliki için taşıdığı en az değerle sınırlıdır. Bu takdirde ödenecek tazminat ağaçların arazi maliki davacı için arz ettiği subjektif değeri aşamayacağından burada olayların özelliğine bakan hakimin Türk Medeni Kanununun 4.maddesini kendisine tanıdığı takdir yetkisini kullanması gerekir.
O halde, bu yönler üzerinde durulmadan yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya uygun görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.