Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/14185 E. 2016/5366 K. 06.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14185
KARAR NO : 2016/5366
KARAR TARİHİ : 06.04.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, mahkemenin görevsizliğine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil idare ile davalı arasında … nolu abonman mukavelesi imzalandığını, müvekkilinin normal (su bedeli) abonesi olduğunu, dava konusu borçtan abone sıfatıyla sorumlu olduğunu, borcun ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhinde… İcra Müdürlüğünün 2012/10354 E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı sonucu takibin durduğunu ileri sürerek, itirazının iptaline ve % 40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; davacı tarafından başlatılan takipte herhangi bir belge sunulmadığını, icra takibinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ilk abonman sözleşmesinin ile Ahmet Soykan arasında olduğunu, daha sonra mal sahibi… ile.. arasında yapılmak üzere kira sözleşmesi yapıldığını, bu kira sözleşmesi ile Bölge Müdürlüğü ve … arasında abonman sözleşmesinin yapımı için müracaat edildiğini, bu kişi adına kira sözleşmesi devam etmekte iken taraflar arasında yapılan sözleşme gereğince … Unvanlı şirket kurularak aynı yerde bilahare işletmeciliğe devam edildiğini, bu şirkette kurucu hisselerinin tamamını 13.07.2001 tarihli sözleşme ile 3.sahıslara devrettiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun 28.11.2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmış ve Kanun’un 87. maddesi uyarınca, 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Dava tarihi itibariyle somut olayda uygulanması gereken yasa 4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’dur.
4822 sayılı Yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1.maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2.maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3.maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade eder, şeklinde tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı Yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde, yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. 4077 sayılı Yasanın 23.maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür.
Somut olayda, dosyada mübrez abone föyünden de anlaşıldığı üzere … nolu abonman mukavelesi işyeri ile ilgili olarak imzalanmıştır. Bu durumda 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. Bir diğer anlatımla, uyuşmazlığın çözümü genel mahkemelerin görevi içerisindedir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görev konusunda kazanılmış hak da olmaz.
Hal böyle olunca, mahkemece; işin esasına girilerek oluşacak sonuç dairesinde hüküm tesisi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.