Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/15229 E. 2016/7435 K. 10.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/15229
KARAR NO : 2016/7435
KARAR TARİHİ : 10.05.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle; daha önceden belirlenen, 10.05.2016 tarihli duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av…. geldi. Karşı taraf adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkillerinin murisi … ile 10/10/2004 tarihli daire satış sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşmeye istinaden davalıya 200.000 $ nakden ödediğini, dairelerin devri yapılmadan müvekkilerinin murisinin vefat ettiğini, 06/01/2009 tarihinde davalıya durumun ihtaren bildirildiğini, mirasçılardan … tarafından miras payı ile ilgili bahsi geçen daire sözleşmesi ve alındı makbuzuna istinaden açılan … 3. Asliye Hukuk Mahkemenin 2009/368 Esas- 2012/510 Karar sayılı dosyasında davanın kabulüne karar verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay’ca onandığını ileri sürerek, müvekkillerinin miras payı oranında alacağın tahsili için fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL’nin (ıslahla 264.265,00 TL) faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; talep konusunun miktarı belli olduğundan kısmi dava açılamayacağını, müvekkili ile davacıların murisi …’in her ikisinin de imzasını bir arada taşıyan ortak bir akit olmadığını, bu nedenle davanın akde dayandırılamayacağını, davacıların sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre dava açabileceğini bunun süresinin de 2 yıl olduğunu ve zamanaşımına uğradığını, davanın 10/10/2004 ve 15/02/2005 tarihli taahhütname başlıklı adi belgeye dayandığını ve dolayısıyla tek taraflı tasarruf işlemi olduğunu bunun ise hiçbir zaman sözleşme unsuru içermediği için taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesi olarak kabul edilemeyeceğini, davalının davacıların murisi ile daire satış sözleşmesi imzalamadığını ve para almadığını, davaya konu belgelerin
sahte olduğunu, müvekkilinin imzalamadığını, davacıların murisinin fiili ehliyetinin bulunmadığı davacıların bu işi sürekli meslek edindiğini bir çok sahtecilik olaylarına karışarak yargılandıklarını,davacıların müvekkilinin eşinin işyerinde kiracı olduğunu kirayı ödeyememesinden dolayı menkul mallarının haczedilerek tahliye kararı alındığını kira bedelini bile ödeyemezken bu kadar yüksek bir meblağı elden ödemelerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı …’in muris … ile 10/10/2004 tarihinde daire satış sözleşmesi imzaladığı, murisin bu sözleşmeye ilişkin …’e 200.000 $ bedelini nakden ödediği, söz konusu dairelerin devirlerinin gerçekleşmediği, muris …’in vefat ettiği, davalının imzanın kendisine ait olmadığını iddia ettiği ancak 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/368 Esas – 2012/510 Karar sayılı dosyasında alınan …. Dairesinin 24/10/2011 tarihli raporu ile imzaların davalıya ait olduğunun tespit edildiği, mahkemecede davanın kabulüne karar verildiğinden mahkemece imza incelemesine gerek görülmediği, kesinleşen mahkeme kararı doğrultusunda muris …’in veraset ilamı doğrultusunda ve ödenen paranın hukukçu bilirkişiye güncellettirilerek bilirkişi raporunda belirlenen davacılara düşen bedelin davacılara ödenmesi gerektiği, davanın yazılı sözleşmeye dayandığı 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu ve sözleşmenin yapıldığı 10/10/2004 tarihinden davanın açıldığı 18/12/2013 tarihine kadar 10 yıllık zamanaşımı dolmadığı davanın süresi içerisinde açıldığı gerekçesiyle davanın dava dilekçesi ve ıslah dilekçesi doğrultusunda kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, bilirkişi raporuna, kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 13.539.00 TL bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 10.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.