YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/15334
KARAR NO : 2016/15650
KARAR TARİHİ : 21.12.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki eşya alacağı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalılardan …’in 2011 yılında evlendiklerini, evlendikten sonra davacının kapınpederi ve kayınvalidesi ile birlikte aynı çatı altında oturduklarını, tarafların evliliği sırasında davacıya dava dilekçesine ekli listede yazılı bulunan ziynetler ve çeyiz eşyalarının verildiğini, ziynetlerin düğünün hemen akabinde kayınpederi, kayınvalidesi ve eşi tarafından kasaya koyacağız diyerek elinden alındığını, davacıdan alınan ziynetler ile kayınvalide adına ev alındığını, diğer eşyaların da davalıların yedinde olduğunu belirterek, dava dilekçesine ekli listede yazılı olan eşyaların dava tarihindeki belirlenecek değere göre bedellerinin dava tarihinden itibaren kanuni faiziyle birlikte, ziynetlerin bulunduklarında aynen, bulunmadıkları takdirde misliyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, davacı tarafından el yazısı ile yazıp kendilerinden talep etmiş olduğu eşya ve ziynet eşyalarının olmayan eşyalar olup, gerçeği yansıtmadığını, evlilik sırasında davalıya belirtilen eşyaların verilmediğini, aksi kabul edilse dahi, davacının ortak haneden dövülerek yada kovularak gitmeyip, kendi isteği üzerine eşi tarafından baba evine bırakıldığını ileri sürerek, açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1) Dava; ziynet ve ev eşyalarının bedellerinin davalılardan tahsili istemine ilişkin olup, bu talep kişisel malların iadesi kapsamındadır.
4787 Sayılı Aile Mahkemeleri’nin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 4.maddesinde; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun ikinci kitabındaki üçüncü kısım hariç olmak üzere, TMK’nun 118-395 maddelerinden kaynaklanan bütün davalara Aile Mahkemesinde bakılacağı hükme bağlanmıştır.
Kişisel malların iadesi Türk Medeni Kanunun 226. maddesinde düzenlenmiş olup, davanın bu madde hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Bu nedenle müstakil Aile Mahkemesi bulunan yerlerde müstakil Aile Mahkemesinde, müstakil Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde ise Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemesinde davanın Aile Mahkemesi sıfatıyla görülüp karara bağlanması gerekmektedir.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraf ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilir.
Somut olayda; mahkemece davaya Aile Mahkemesi Sıfatı ile bakılırken 10.02.2015 tarihli celsede; “yargılamanın alacak davasına ilişkin olduğu, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kabul edildiğinden Aile Mahkemesi sıfatının kaldırılarak Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla yargılamaya devam edilmesine” karar verilmiş ve dava asliye hukuk mahkemesince incelenerek karara bağlanmıştır.
Hal böyle olunca mahkemece; davanın Aile Mahkemesi sıfatıyla görülüp sonuçlandırılması gerekirken, Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla yargılamaya devam olunarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
2) Bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/III-3 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 21.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.