YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/15431
KARAR NO : 2016/12716
KARAR TARİHİ : 10.11.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar, 1987 ve 1988 tarihli Satış Mukaveleleri ile davalıların kök murisi …’tan araziyi satın aldıklarını, satış bedelini ödeyip zilyetliğini teslim aldıkları taşınmaz üzerine ev yaptıklarını, 28/11/2013 tarihinde belediyeye vergi yatırılacağı, alan kişilerin birleşerek ödemeleri gerektiği söylenerek tüm davacılardan 143,00 TL tahsil edildiğini, ancak davalıların tapuda devrini vermeyip sözkonusu taşınmazları dava dışı 3.kişiye sattığını belirterek, davacılardan haksız yere kazanç sağlayan kişilerden her bir davacı için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00’er TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiliyle davacılara verilmesine, davacı … hakkında satış tarihinden itibaren bileşik kredi faizi işletilecek ise bu davacı açısından davanın terditli değerlendirilerek dava değerinin şimdilik ve fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla o zamanki değerle 100,00 TL olarak değerlendirilmesine ve faizin satış tarihinden itibaren yürütülmesine, tüm davalılar açısından ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilecek ise davanın terditli değerlendirilerek dava değerinin şimdilik ve fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla o zamanki değerle 100,00 TL olarak değerlendirilmesine ve faizin satış tarihinden itibaren yürütülmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir .
Davalılar vekili dilekçesinde; zamanaşımı itirazında bulunarak, davalıların murisi ile davacılar arasında düzenlendiği belirtilen “Tutanak Tapu Sözleşmesi”nin 26/09/1988, 01/07/1988, 08/04/1988 ve 02/11/1987 tarihli olduğunu, imar planı olmayan yerlerde yapılaşma amacıyla hisseli satışlara kısıtlama getiren 07/11/1985 tarihli 1477 Sayılı Genelgenin 03/10/1997 tarihinde 1997/12 sayılı genelge ile yürürlükten kaldırıldığını, yani taraflar arasında tapu devrini gerçekleştirme koşulları oluştuğunu, taraflar arasında yapılan Tutanak Tapu Sözleşmesi tarihlerinden itibaren yaklaşık 25 yıl geçtiğini, kısıtlamanın kaldırıldığı tarihten itibaren ise yaklaşık 16 yıl geçtiğini, Mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 125. maddesi ile 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesi gereği zamanaşımına uğradığını, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 07/06/1939 tarih ve 1936/32 Esas 1939/47 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere bu tür davalarda zamanaşımı süresinin Borçlar Kanunu’nun 125. maddesi gereğince 10 yıl olduğunu mahkemece somut olayda sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanması gerektiği kanaatine varılması halinde Mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu ile 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu gereği zamanaşımı süresinin dolduğunu, esasa ilişkin olarak davacıların dilekçe ekinde dosyaya sunduğu …’a ait 26/09/1988 tarihli Tutanak Tapu Sözleşmesi incelendiğinde düzenleme tarihinin 26/09/1988 tarihli olmasına rağmen muhtarlığın onay tarihinin 24 Nisan 1998 olduğunu, tarihler arasında çelişki bulunduğunu, davacıların iddialarının yersiz olduğunu, davayı kabul etmediklerini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, Türk Borçlar Kanunu’nun zamanaşımını düzenleyen 146. maddesi ile Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabi olduğundan, davacıların talepleriyle ilgili on yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davalıların da zamanaşımı itirazında bulunduğu anlaşıldığından, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, Harici Taşınmaz Satış Sözleşmesine dayalı sebebsiz zenginleşmeden doğan alacak istemine ilişkindir . 07.06.1939 tarih ve 1936/31 E.-1939/47 K.sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre “Taşınmaz malın haricen satışına ve satış vaadine ilişkin akit ve işlemler yasaca geçerli değilse de, bir tarafın tapu dairesinde ferağın yapılmasını üstlenmesi koşuluna karşı diğer tarafın taşınmaz malın bedelini verdiğine, bedelin geri verilmesi de üstlenilmiş olduğuna göre; bu gibi davalar 10 yıllık genel zamanaşımına bağlı olurlar.( BK 125, TBK 146.md.) Sürenin başlangıcı da ferağdan cayma ve çekinme tarihidir. Davacı alıcı, taşınmazda halen zilyet ise bu 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğundan söz edilemez. (13 H.D 05.06.2001 tarih, 2001/5231 E.-2001/6114 K.)
Ancak, davacıların taşınmazda zilyetliği sürdüğü sürece alacak muaccel olmadığından zamanaşımı süresi işlemeye başlamaz.
Mahkemece; dava konusu taşınmazı satın aldıktan sonra sözkonusu taşınmaz üzerine ev inşa ettiğini ve 28.11.2013 de sözkonusu taşınmaza ait vergileri ödediğini iddia eden davacıların zilyetliklerinin devam edip etmediği araştırılarak, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir .
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.