Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/15568 E. 2016/12493 K. 07.11.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/15568
KARAR NO : 2016/12493
KARAR TARİHİ : 07.11.2016

MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki (asıl davada) ziynet-eşya alacağı ,(karşı davada) ziynet alacağı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, (asıl ve karşı davanın )kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı- karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı-karşı davalı, dilekçesinde; tarafların 2012 yılında evlendiklerini, evlilikleri süresince davalının anne ve babası ile aynı evde ikamet ettiklerini,nitelik,adet ve gramlarını tek tek belirttiği çeyiz ve ziynet eşyalarının davalı tarafta kaldığını,bunların toplam değerinin 20.730,00 TL olup bu eşyalardan 22.sıradaki sandık içi,21.sıradaki 2 adet halı,20.sıradaki tencere takımları ,17.sıradaki yün yastıkların tamamen davacıya ait olduğunu,diğer ziynet ve çeyiz eşyalarının da davacıya bağışlandığını; çeyiz senedi düzenlenirken sehven karı -kocaya ait olduğunun yazıldığını,bu yöndeki haklarını saklı tuttuklarını belirterek,17,20,21,22. sıradaki eşyaların aynen davacıya teslimine,bu mümkün olmaz ise değeri olan 2.320,00 TL’nin ve davacı ile davalıya ait olduğu senette belirtilen eşyaların da ½ değeri olan 9.205,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müşterek müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı-karşı davacılar, cevap dilekçelerinde; söz konusu çeyiz senedinde belirtilen eşyalar ile ziynetlerin ayrılık olması halinde taraflar arasında eşit olarak paylaştırılacağının belirtildiğini,ziynetlerin davacıda kaldığını,bunun aksini davacının ispat etmesi gerektiğini; davacının öncelikle aynen teslim olmaz ise bedel talebinde bulunabileceğini,bu nedenle bir kısım eşyaların şahsi eşya olduğu iddiasının yerinde olmadığını; talep edilen eşyaların bir kısmının davacı tarafça götürüldüğünü, bir kısmının ise senette bulunmadığını savunarak,davanın reddini istemiş;karşı dava dilekçesinde ise, davaya konu edilen ziynet eşyalarında ½ oranda hak sahibi olduğunu belirterek,fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere ziynet eşyalarının ½ bedeli olan 5.000,00 TL’nin davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece;davanın ve karşı davanın kabulü ile,adet ve nitelikleri tek tek belirtilen çeyiz ve ziynet eşyalarının tarafların müşterek mülkiyetlerine ait olduğunun tespiti ile tarafların ortaklığın giderilmesi davası açma hususunda muhtariyetlerine karar verilmiş; hüküm, süresi içinde davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 4.maddesi uyarınca; 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun’un Üçüncü Kısım hariç olmak üzere İkinci Kitabı ile 03/12/2001 tarihli ve 4722 sayılı Türk Medeni Kanunun’un Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna göre aile hukukundan doğan dava ve işler Aile Mahkemesinde görülür.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33.maddesi (mülga 1086 sayılı HUMK’nun 76.maddesi) uyarınca; davanın esası olan maddi olayların ileri sürülmesi taraflara ait ise de, dava dilekçesini bir bütün olarak değerlendirerek, davayı nitelendirmek ve uygulanacak kanun maddesini belirlemek hakime aittir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 30.10.2013 gün, 2013/5-603 Esas- 2013/1503 Karar sayılı ilamı.)
Tespit davası, bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının tespitine ilişkin davadır. Eda davası ise aynı konudaki tespit davasını da içeren daha geniş kapsamlı bir dava olması nedeniyle tespit davası eda davasının öncüsüdür.
Somut olayda;davacı,çeyiz senedinden kaynaklı eşya ve ziynetlerinin davalı tarafta kaldığını belirterek,eşyaların bir kısmının aynen teslimini,olmaz ise bedelini;ziynet eşyalarının ise bedelini talep etmekte olup,bu kapsamda söz konusu uyuşmazlığın çeyiz senedinden kaynaklı alacak davası olduğu,uyuşmazlığın çözümünde yukarıda ifade edilen yasa hükmü de gözetildiğinde Aile Mahkemelerinin görevli olduğu kuşkusuzdur.Yine,taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliği nazara alındığında uyuşmazlığın esasını çözümlemeye yönelik inceleme ve değerlendirme yapılarak eda hükmü kurulması gerekmektedir. Davaya konu tüm menkullerin karı-kocanın ortak mülkiyetinde olduğu ve bu menkuller ile ilgili ortaklığın giderilmesi sonucunu doğuracak şekilde hüküm kurma görev ve yetkisinin mahkemelerine ait olmadığı gerekçe gösterilerek, sadece söz konusu eşyaların eşlerin mülkiyetinde olduğunun tespitine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece;yukarıdaki yasa hükümleri ve açıklamalar dikkate alınmak suretiyle,taraflar arasındaki uyuşmazlığın çeyiz senedinden kaynaklı alacak davası olduğu gözetilerek,uyuşmazlığın esasını çözümlemeye dair inceleme ve değerlendirme yapılması suretiyle eda hükmü kurulması gerekirken; eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.