Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/15618 E. 2016/7447 K. 10.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/15618
KARAR NO : 2016/7447
KARAR TARİHİ : 10.05.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle daha önceden belirlenen 10.05.2016 duruşma günü için tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Av. … geldi. Karşı taraf davacı adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldügünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; davacının, davalıların murisi …. ile yaptığı bakım anlaşması gereği 1413 parsel sayılı taşınmaza 2000 yılında fıstık ağacı ve bağ diktiğini, yerel örf ve adet ile yapılan anlaşmaya göre, dikilen ağaç ve bağlar ürün verir hale geldiğinde taşınmazın mülkiyetinin 1/2 sinin davalıların murisi tarafından davacıya devredileceğini, murislerinin ölümünden sonra davalıların davacının taşınmaz üzerindeki zilyetliğine müdahale etmeyerek yapılan sözleşmeye zımnen muvafakat ettiklerini, ancak davalıların taşınmazı 09.04.2013 tarihinde 3. kişiye sattıklarını, yeni malikin de davacıyı taşınmazdan çıkardığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hak saklı kalmak üzere, davacının emeğinin karşılığı olarak şimdilik 10.000 TL nin işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, 12.06.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 81.534,04 TL ye yükseltmiştir.
Davalılar ayrı ayrı vermiş oldukları cevap dilekçeleri ile; yetkili mahkemenin ikametgahı mahkemeleri olduğunu, esas yönünden ise muris … ile davacı arasında iddia edildiği gibi bir anlaşma yapılmadığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece; davacının, davalıların murisi ile yaptığı sözlü anlaşma uyarınca taşınmaza fıstık ağacı ve bağ diktiği, davalıların da davacının taşınmaz üzerindeki zilyetliğine müdahale etmeyerek anlaşmaya muvafakat verdiği, davacının dava konusu taşınmazda yetiştirdiği ağaçlar ve bağ nedeni ile davalıların sebepsiz olarak zenginleştikleri, bu zenginleşme tutarının aynı değeri içeren 1. ve 3. bilirkişi raporları ile 81.534,04 TL olduğunun belirlendiği gerekçesiyle; davanın kabulü ile 81.534,04 TL’nin (10.000 TL nin dava tarihinden, bakiye 71.534,04 TL nin ıslah tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte) davalılardan veraset ilamındaki hisseleri nispetinde tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Mahkemece; aynı değeri içermeleri nedeniyle hükme esas alınan 02.05.2014 tarihli 1. bilirkişi raporu ile 29.04.2015 tarihli 3. bilirkişi raporunda, taşınmazın kapama bağ olarak değerlendirilmesi suretiyle bulunan değerinden, taşınmazın tarla olarak belirlenen değerinin düşülmesi suretiyle zenginleşme tutarının belirlendiği anlaşılmaktadır.
Ancak, yukarıda belirtilen bilirkişi raporları ile yine mahkemece aldırılan 18.11.2014 tarihli 2. bilirkişi raporu ve eklerinde yer alan fotoğraflardan; davaya konu edilen taşınmaz üzerinde 13-15 yaşlarında 140 adet bağ omcası, aynı yaşlarda 30 adet fıstık ağacı ile 5-8 yaşlarında 38 adet fıstık ağacının bulunduğu, taşınmazın yüzölçümü ve ağaç sayısı nazara alındığında, kısmen kapama bağ, kısmen kapama fıstık bahçesi ve kısmen de tarla vasfında olduğu anlaşılmaktadır. Bu haliyle, hükme esas alınan 1. ve 3. bilirkişi raporlarının, yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Buna göre, mahkemece; yeniden teşkil edilecek bilirkişi kurulu marifetiyle keşif yapılması, taşınmaz üzerinde bulunan fıstık ağaçları ve bağ omcalarının nitelikleri ve kapladıkları alan itibariyle taşınmazın bir bölümünün kapama bağ, bir bölümünün kapama fıstık bahçesi ve bir bölümünün de tarla olarak kabul edilmesi, bunların zemindeki yüzölçümleri fen bilirkişi marifetiyle tespit edildikten sonra, kapama bağ bölümüne üzüm net gelirine göre, fıstık ağaçları bölümüne Antep fıstığı net gelirine göre değeri biçilmesi, taşınmazın sulanmayan arazi olduğu nazara alınarak (bağ omcaları ve fıstık ağaçlarının dikilii olduğu bölümün) kuru tarım arazisi olarak değerinin belirlenip, yukarıda tespit edilen kapama bahçe bedellerinden düşülmesi suretiyle davalıların zenginleştikleri tutarın tespit edilmesi gerekirken, hüküm vermeye yeterli olmayan bilirkişi raporlarına itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan ilke ve esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, davalı tarafın temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA,Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı taraf için takdir edilen 1.350 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınıp davalı tarafa verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.