Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/15989 E. 2016/8514 K. 31.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/15989
KARAR NO : 2016/8514
KARAR TARİHİ : 31.05.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle daha önceden belirlenen 31.05.2016 duruşma günü için tebligat üzerine temyiz eden davalı … vekili Av. … geldi. Diğer davalı ile davacı adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldügünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin, davalılar ile dava dışı babasının paydaşı olduğu taşınmazın giriş katını işyeri olarak kullandığını, müvekkilinin işyerinde yapmış olduğu imalatlar nedeniyle davalılar aleyhine açmış olduğu alacak davasının Yargıtay tarafından müvekkilinin taşınmazı tahliye etmediği gerekçesi ile bozulduğunu, müvekkilinin işyerini 15.03.2011 tarihinde tahliye ettiğini, bu nedenle davalıların yapılan imalatlar nedeniyle sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek; müvekkilinin dava dışı babasının payına düşen kısmın dışında kalan imalat bedeli olan 58.070 TL den, 29.035 TL nin davalı …’den, 29.035 TL nin ise davalı …’den 11.12.2006 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsilini istemiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davaya konu alacak talebinin zamanaşımına uğradığını, esas yönünden ise davacının taşınmazı davalıların rızası hilafına kullandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davacının, babası ve davalıların eşit hisselerle malik olduğu dava konusu taşınmazın 1. katını kafe olarak işlettiği, bu nedenle taşınmazda tadilatlar yaptığı, davacının taşınmazı tahliye etmesi nedeni ile yapmış olduğu tadilatların davalıların uhdesine geçtiği,… 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen 2006/277 Esas sayılı dosyada aldırılan bilirkişi raporu ile değer artırıcı hususların tesbit edildiği gerekçesiyle; davanın kabulüne, 29.035’şer TL alacağın 11.12.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ayrı ayrı davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerden; davacının, davalılar ile dava dışı babasının paylı mülkiyet hükümlerine göre malik olduğu arazideki yapının 1. katını kendi malzemesini kullanarak yaptığı imalatlar ile işyerine dönüştürdüğü, bu kullanımı nedeniyle davacı ve babası aleyhine davalıların açmış olduğu ecrimisil davasının, tüm paydaşları bağlayan fiili bir kullanma biçiminin bulunmaması ve yararlanmadan tümüyle men edilmeyen paydaşların diğer paydaşa ve ona tebaen kullanan oğlunun müdahalenin önlenmesini isteme yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle reddedildiği, davacının yapmış olduğu imalatlar nedeniyle 11.12.2006 tarihinde davalılar aleyhine açmış olduğu davada görüşüne başvurulan bilirkişinin taşınmazın değerini artıran toplam 57 adet imalatın dava tarihindeki değerini 87.107 TL olarak belirlenerek, davanın kabulüne dair verilen kararın Yargıtay’ca taşınmazı kulanmaya devam eden davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesi ile bozulduğu, mahkemece davanın reddinden sonra davacının taşınmazın anahtarını mahkemece tevdi mahalli tayin edilen Adliye Yazı İşleri Müdürlüğüne teslim ettiği anlaşılmaktadır.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle yukarıda açıklanan delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
22.2.1991 gün ve 1990/1 E-1991/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı üzere; iade borcunun kapsamının belirlenmesinde; imalatların iade tarihindeki değeri gözönünde tutulmalıdır. Zira, zenginleşme iade anında doğmaktadır. Ancak, imalatların iade tarihindeki değerleri belirlenirken, yapıldıkları tarihe göre oluşan yıpranma payının düşülmesi gerektiği de unutulmamalıdır.
Somut olayda, davacı, imalat bedelinin tahsili istemiyle davalılar aleyhine 11.12.2006 tarihinde açmış olduğu ilk davada bilirkişi raporu ile belirlenen 87.107 TL’den, davalıların paylarına düşen 29.035 şer TL’nin tahsilini talep etmiştir. Diğer bir anlatımla; davacı, yapmış olduğu imalatların 2006 yılındaki değerinin tahsilini istemiştir.
Mahkemece, ilk davada alınan bilirkişi raporu ile yetinilerek, davanın kabulüne karar verilmiştir. Ne var ki, ilk davada alınmış olan bilirkişi raporu karar tesis etmeye yeterli değildir. Zira, 2003 ve 2004 yıllarında yapılmış olduğu sabit olan imalatların, davanın açıldığı 2006 tarihi itibariyle değerleri belirlenmiş ise de; bu değerlerden yıpranma payı düşülmemiştir. Mahkemece, yetersiz rapor esas alınarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Öte yandan, davalıların iş bu davanın açıldığı 14.09.2011 tarihinden önce temerrüde düşürüldüğü davacı tarafça iddia ve ispat edilmemiştir. Mahkemece, 818 sayılı BK’nun 101/1 maddesi uyarınca, davalıların iş bu dava ile temerrüde düşürüldükleri gözetilerek, hüküm altına alınan alacağa dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, davacı tarafından açılan ilk dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı … için takdir edilen 1.350 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınıp davalı tarafa verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 31.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.