YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/17442
KARAR NO : 2016/12507
KARAR TARİHİ : 08.11.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın görev yönünden reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmesi üzerine, HUMK’nun 438/2 maddesi uyarınca görevsizlik kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılmayacağından bu yöne ilişen istemin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar vekili dilekçesinde; müvekkilleri ile davalının kurmuş olduğu konsorsiyumun,… A.Ş.’nin özelleştirilmesine ilişkin danışmanlık hizmetleri ihalesini kazandığını, müvekkillerinin konsorsiyumun hukuk danışmanı olarak çalıştığını, … AŞ’nin özelleştirilmesindeki hukuki sürecin başarıyla tamamlandığını, hizmet bedelinin konsorsiyumun lideri olan davalı şirket tarafından … Başkanlığı’ndan tahsil edildiğini, konsorsiyum anlaşması gereği Danışmanlık Hizmet Sözleşmesi çerçevesinde elde edilen kazancın %20’sinin müvekkillerine ait olduğunu, davalı şirketin tahsil ettiği danışmanlık hizmet bedelinden müvekkillerine düşen payı ödemediği gibi bu nedenle müvekkilleri tarafından başlatılan icra takibine de haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek; icra takibine vaki itirazın iptali ile davalı tarafın icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu olayın, tacir olan müvekkili şirketin işletilmesini ilgilendirdiğini, bu nedenle açılan davanın ticaret mahkemelerinde görülmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; taraflar arasındaki temel ilişkinin … A.Ş’nin özelleştirilmesine ilişkin danışmanlık sözleşmesi olduğu, davacıların verdiği hizmetin vekalet hukukundan kaynaklanmadığı, davalı yanın sıfatı da gözetildiğinde taraflar arasındaki ilişkinin ticari ilişki olması nedeniyle davaya bakma görevinin ticaret mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle, davanın görev yönünden usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacı tarafça verildiği ileri sürülen hukuki danışmanlık hizmetine ilişkin bedelin tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Eldeki dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra, 24.03.2014 tarihinde açılmıştır.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4.maddesine göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın maddede altı bent halinde sayılan davalar, ticari dava sayılır. Taraflardan biri, tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.
6335 Sayılı Kanun’un 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 1.maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re’sen incelenir.
Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; avukat olan davacılar, mesleki çalışmalarını birlikte yürütmek için kurmuş oldukları (…) avukatlık bürosunun, davalı şirket liderliğinde kurulan konsorsiyum tarafından kazanılan ihalenin hukuki (alt) danışmanlık hizmetini yerine getirdiğini, ancak davalı şirketin verilen hizmetin bedelini ödemediğini ileri sürerek, eldeki davayı açmışlardır. Avukatlık mesleğini ifa eden davacıların tacir olmadığı açıktır. Öte yandan, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 44/A maddesi uyarınca, aynı baroya kayıtlı birden çok avukatın mesleki çalışmalarını bir arada yürüttüğü avukatlık bürosu da, ticari işletme değildir.
Bu durumda, mahkemece; davacıların sıfatı ve kurmuş oldukları avukatlık bürosunun ticari işletme olmadığı gözetilerek, uyuşmazlığın esasının incelenmesi ve ulaşılacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/III-3 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 08.11.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.