Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/18051 E. 2016/12455 K. 07.11.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/18051
KARAR NO : 2016/12455
KARAR TARİHİ : 07.11.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, davalının aboneliğin fiili kullanıcısı olduğunu, her kullanıcının kullandığı kadar suyu kirleteceğini, fiilen hizmetten yararlandığını, suyu kullanan kişinin abone gibi sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 2.896.32.- TL alacağın dava tarihinden gecikme cezası ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir .
Davalı, fiili kullanıcı olmadığını, başka dairede kiracı olarak kaldığını belirtmiştir .
Mahkemece; davanın görev yönünden reddine,
Dosyanın karar kesinleştiğinde ve istek halinde görevli … Tüketici Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2012/8233 esas 2013/21024 karar sayılı 05/12/2013 tarihli kararı ile ” …Dava, haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece Tüketici Mahkemesinin davaya bakmakla görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmişse de, varılan sonuç dosya içeriğine ve yasal düzenlemeye uygun düşmemiştir.
… Bir hukuki ilişkinin 4077 sayılı Yasa kapsamında olduğunun kabulü için, yasanın amacı içerisinde ve az yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin hukuki bir işlem olması gerekir.
Somut olayda, taraflar arasında tutanak tarihinde abonelik sözleşmesi bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda başkası adına abonelik bulunan meskende davalı tarafından fiilen kaçak su kullanıldığının belirlenmiş olmasına göre, yanlar arasındaki hukuki ilişkinin anılan yasa kapsamında bulunmadığı, haksız fiilden kaynaklandığı açıktır.
Davaya bakmaya genel mahkemelerin görevli olduğu gözden kaçırılarak yazılı gerekçeyle görevsizlik kararı verilmesi isabetsiz, davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA” karar verilmiş,mahkemece bozma kararına uyularak yargılamaya devam edilmiş, jeofizik mühendisi bilirkişinin hazırladığı bilirkişi raporu dosyaya sunulmuş,anılan rapor dayanak alınarak hüküm oluşturulmuştur.
Mahkemece; davalının, babası … adına olan sözleşme üzerinden fiilen su kullandığını belirtir somut herhangi bir belgenin bulunmadığı, aynı taşınmazın başka dairesinde oturduğunu beyan ettiği, borcunun bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda; davalı hakkında 03/08/2006 tarihli kaçak su kullanım tutanağının düzenlendiği, tutanakta adres olarak 8/2 nolu dairenin gösterildiği, aboneliğin 1660924 nolu olduğu, kolon borusunun ucuna musluk takarak hortum yardımı ile evde kaçak su kullanıldığının belirtildiği, abone hesap kartında ise 1660924 nolu abonenin … olduğu, abonelik adresinin 8/2 nolu dairenin olduğu anlaşılmaktadır . Kaçak su hesabının ise 301.32.- TL olarak yapıldığı , bu bedelin de toplam 2.896.32.- TL olan alacağın 2006/9.dönem olarak istenilen bölümü olduğu ,diğer dönemlerin ise 2001/3,5,7, 2002/5.dönemler olduğu görülmüştür. Başka bir anlatım ile davacının talebi hem normal aboneli fatura borcundan hem de davalı hakkında tutulan kaçak su tutanağından kaynaklanmaktadır.
Kaçak su tespit tutanakları aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan belgelerdendir. Tutanağın aksinin iddia edilmesi halinde bundan kendisine hak bahşeden kişinin aksini ispat etmesi gerekir. Olayda, tutanağın aksi davalı tarafından ispat edilmemiştir.
Mahkemece; dosyanın başka bir uzman bilirkişi tarafından incelenmesinin sağlanması, kaçak tutanağının tutulduğu tarihte yürürlükte olan tarifeler yönetmeliğine göre kaçak su borcunun hesaplatılması, davalının bunun dışında davacının talebi konusunda ne miktarda sorumlu olduğunun aydınlatılması,Yargıtay ve taraf denetimine açık bilimsel bir rapor hazırlatılması, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekir iken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.