YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/18160
KARAR NO : 2016/12364
KARAR TARİHİ : 01.11.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hüküm davacı vekili, davalı … vekili ve feri müdahil … Sigorta A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir. Hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalı … vekili tarafından istenilmekle daha önceden belirtilen 01.11.2016 duruşma günü için tebligat üzerine temyiz eden davalı adına gelen olmadı. Karşı taraf temyiz eden davacı vekili Av. … ile hükmü ve tavzih kararını temyiz eden feri müdahil … Sigorta A.Ş. vekili Av. … geldi. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli gün ve saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin ticaret ve gayrimenkul alım satım işi ile uğraştığını, davalılardan …’i davalılardan …’a ait emlak ofisinde tanıdığını, …’in kendisine satılık bir taşınmazdan bahsettiğini, taşınmazı görüp beğendiğini ancak …’in vekaletnamenin … Noterliği tarafından düzenlenebileceğini beyan etmesi üzerine …’ya giderek kendisini arsa sahibi olarak tanıtan şahıstan vekaletname aldığını ve anlaştıkları şekilde 340.000 TL’yi arsa bedeli olarak verdiğini, ertesi gün tapuya gittiğinde vekaletnamedeki kimlik bilgileri ile tapu malikine ait kimlik bilgilerinin tutmaması nedeniyle işlem yapamadığını, kendisine vekalet veren şahsın arsa maliki olmadığını ve dolandırıldığını bu şekilde anladığını, davalılardan … ve …’in ceza davası sonucu resmi evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından cezalandırıldıklarını, davalı noterin ise; sahte kimlik belgesindeki …’ün …’ya bağlı olmadığını bilmesi gerektiğini ileri sürerek, 340.000,00 TL tazminatın olay tarihi 20.09.2006 tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ve feri müdahil vekili dilekçelerinde; davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkemece 12.02.2010 tarih ve 2007/535 E. 2010/38 K. sayılı karar ile, davanın davalı … yönünden reddine, davalılar … ve … yönünden kabulüne karar verilmiş, verilen hükmün davacı vekili ve davalı … vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 23.09.2013 tarih ve 2013/10637 -14726 E.K. sayılı ilamı ile; davalı noterin Noterlik Kanunu’nun 162. maddesi hükmünce kusursuz sorumluluğunun bulunduğu ancak, davacının da arsa bedelinin tamamını ödemesi nedeniyle bölüşük kusuru gözetilerek zarardan hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği gerekçesiyle hüküm bozulmuş, mahkemece Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin anılan bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, 12.12.2010 tarihinde verilen ilk karar davacı vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiş olup, davalılar … ve … yönünden verilen karar kesinleştiğinden, davalılar … ve … yönünden bir karar verilmesine yer olmadığına, davalı … yönünden bozma ilamı doğrultusunda %30 hakkaniyet indirimi yapılarak 238.000,00 TL’nin davalı …’ten, diğer davalılar ile müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak kaydıyla tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili, davalı … vekili ve feri müdahil … Sigorta A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 23.09.2013 tarih ve 2013/10637-14726 E.K. sayılı bozma ilamına uyularak, bozma doğrultusunda işlem yapılmış olmasına ve özellikle mahkemece fer’i müdahil hakkında olumlu olumsuz herhangi bir karar verilmemiş olmasına göre, davalı …’in ve fer’i müdahilin tüm, davacının aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davanın kabul oranına göre karar tarihinde yürürlükte bulunan … gereğince davacı vekili lehine 19.480,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davacı lehine 17.920,00 TL hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Bundan ayrı; Borçlar Kanununun 43 ve 44. (6098 sayılı TBK m. 51,52) maddesi uyarınca mahkemece hakkaniyet indirimi yapılması sebebiyle davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmemesi gerekirken, davalı lehine 10.560 TL vekalet ücretine takdir edilmesi ve yapılan hakkaniyet indirimi nedeniyle alınması gereken harç miktarından kabul-red oranı dikkate alınarak davalı … yönünden eksik harca hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK’nun 438/7.maddesi gereğidir.
SONUÇ; Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davalı … ve fer’i müdahilin tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 7. bendinde yer alan ”…17.920,00 TL” yerine ”19.480,00 TL” ifadesi yazılarak, hüküm fıkrasının 5. bendinde yer alan ”…(davalı …’in, belirlenen 18.635,40 TL harcın, davanın kabul-red oranı dikkate alınarak 13.044,78 TL’lik kısmından, diğer davalılar ile müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere)” ifadesi ile davalı lehine vekalet ücretine dair hüküm fıkrasının 8. bendinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı taraf için takdir edilen 1.350 TL vekalet ücretinin davalı …’ten alınıp davacı tarafa verilmesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01.11.2016 günü oybirliğiyle karar.