YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/18574
KARAR NO : 2016/12983
KARAR TARİHİ : 21.11.2016
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın yetkisizlik nedeni ile reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, dava dilekçesi ile; davacı şirketin bünyesinde yer alan otellerin davalı firmadan elektrik hizmeti satın aldığını, taraflar arasında elektrik teminine ilişkin ticari ilişki bulunduğunu, davalı firmanın her fatura döneminde hukuka aykırı olarak faturaya yansıtmış oldukları kayıp-kaçak bedelini tahsil ettiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, 14.374.40.- TL nin tahsil tarihinden en yüksek banka mevduat faizi ile davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesi ile; yetkili mahkemenin … Mahkemeleri olduğunu, davanın esastan da reddi gerektiğini belirtmiştir.
Mahkemece; davacı ve davalının tacir olduğu, HMK 17.maddesi dikkate alındığında tarafların düzenlemiş oldukları sözleşmedeki yetki şartının geçerli olduğu, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça davanın sözleşme ile belirlenen mahkemede açılması gerektiği gerekçesi ile davalı tarafın yetki itirazının kabulüne, dava dilekçesinin mahkemenin yetkisizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine, davaya bakma yetkisinin … Asliye Ticaret Mahkemelerinin olduğuna karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir .
Davacı ile davalı arasında elektrik satımına ilişkin 01/04/2010 tarihli sözleşme düzenlenmiş, uyuşmazlık halinde İstanbul mahkemelerinin ve icra dairelerinin yetkili olacağı kararlaştırılmıştır.
Yanlar arasında düzenlenen 01/04/2010 tarihli sözleşmenin 30. maddesinde anlaşmazlık halinde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olduğu belirlenmiştir. Sözleşme 1086 Sayılı HUMK’nın yürürlükte olduğu dönemde yapılmıştır. HUMK’nın 9. maddesi uyarınca; her dava, kural olarak davalının ikametgahı mahkemesinde açılır.
Sözleşmeden doğan davalar ayrıca sözleşmenin icra olunacağı (işin yapılacağı) yer mahkemesinde de açılabilir (HUMK md. 10). Taraflar arasında yetki sözleşmesi varsa o yer mahkemesi de yetkilidir (HUMK md. 22). Anılan bu yasal kural dikkate alındığında kamu düzeni gereği istisnalar hariç davacı tarafın bu yer mahkemelerinden birisinde davasını açmak konusunda seçimlik hakkı vardır.
Dava konusu somut olayda; akdin ifa yeri … olduğundan, … Asliye Ticaret Mahkemesi davaya bakmaya yetkilidir. … Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkisini engelleyen herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Sözleşmenin imzalandığı tarih itibariyle, 6100 Sayılı HMK, yürürlüğe girmediğinden, sözleşmede kararlaştırılan yer mahkemesinin kesin yetkili olduğunun kabulü mümkün değildir. Böyle bir kabul, sözleşmenin imzalandığı tarihte değişik yer mahkemesinde dava açma imkânı bulunan, tarafların seçimlik haklarını ortadan kaldıracaktır ve hak kaybına yol açacaktır. Bu bakımdan, sözleşmeyle kararlaştırılan kesin yetkinin 6100 Sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonra imzalanan yetki sözleşmelerinde tatbiki uygun olacaktır. Aksinin kabulü yanların sözleşmeyle kazandıkları ve o tarih itibariyle yasayla yetkili kılınan mahkemelerde dava açma imkânını ortadan kaldıracağından eşitlik ilkesine aykırı olacaktır. Eski Kanun zamanında yapılan yetki sözleşmelerinin, eski Kanuna göre geçerli iseler bugün dahi geçerliliklerini muhafaza ettikleri kabul edilmelidir. Çünkü usul sözleşmelerinin kurulmaları ve geçerlilikleri bakımından maddi hukuk hükümlerine tabi oldukları genel kabul gören bir ilkedir. Buna göre maddi hukuk alanında yapılan yeni Yasalar eski Yasaya göre geçerli olarak yapılmış olan sözleşmeleri hükümsüz hale getirmedikleri gibi usul sözleşmelerine ilişkin yeni Yasa hükümlerinin dahi eski Yasa zamanında yapılmış usul sözleşmelerinin geçerliliğini etkilemeyeceğini kabul etmek gerekir.
Açıklanan olgular gözetilerek, yetki itirazının reddedilip işin esasının incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken; bu hususlar üzerinde durulmadan, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.