YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/19272
KARAR NO : 2016/12366
KARAR TARİHİ : 01.11.2016
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından istenilmekle; daha önceden belirlenen, 01.11.2016 tarihli duruşma günü için yapılan tebligat üzerine; temyiz eden davacı vekili Av…. geldi. Karşı taraf temyiz eden davalı adına gelen olmadı.Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; davalı tarafından müvekkilinin kaçak elektrik kullandığı gerekçesiyle 65.641,10 TL bedelli fatura düzenlendiğini, müvekkilinin kaçak elektrik kullanmadığını, fatura bedellerindeki artışın yeni makinelerin işyerinde kullanılmasından kaynaklandığını ileri sürerek, davalıya borçlu olunmadığına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili dilekçesinde; davacının işyerinde 26.04.2004 tarihinde yapılan kontrolde davacının sayacının (R) fazının sarfiyat kaydetmediğinin belirlendiğini, 04.05.2004 tarihinde 3 adet sayaç ve akım trafolarının yenisi ile değiştirildiğini, sökülen sayaçların … ve … … Şube Müdürlüğünce yapılan labaratuar incelemesinde sayaçlara müdahale edildiği ve mühürlerin orjinal olmadığı tespit edildiğinden hükümleri ve kararları gereğince dava konusu tahakkukun yapıldığını, davacı hakkında daha önce de 09.06.2003 tarihinde kaçak elektrik kullanımı nedeniyle kaçak zaptı bulunduğundan yönetmelik gereği bu defa ikinci kez kaçak elektrik kullanımı nedeniyle ve yeni sayaçların takıldığı 04.05.2004 tarihi ile 23.06.2004 tarihi arasındaki ortalama esas alınarak günlük 1602 kwh bulunarak (R) fazının bornosunun yanık ve tüketim kaydetmediğinin tespit edildiği 26.04.2004 tarihli tutanak ve davacının 09.06.2003 tarihinde tespit edilen kaçak tutanağı esas alınarak eksik tüketim tahakkuku yapıldığını, kaçak elektrik tahakkukunun usul ve esasları önceden belirlenen yönetmelik hükümleri doğrultusunda, … Müdürlüğünün Labaratuar raporları ve 26.04.2004 tarihli tutanak esas alınarak yapıldığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur..
Mahkemece; 10.12.2007 tarih ve 2004/463 E. 2007/464 K. sayılı karar ile, davacının işyerindeki enerji tüketiminin bilirkişi raporu doğrultusunda kaçak kullanım niteliğinde bulunmadığı, davacının tüketim seyrindeki değişikliğin, tutanaktan önceki iki fazın enerji kaydetmesi ve ilave yüklerin bağlanmasından kaynaklandığı, dava konusu fatura dönemi itibariyle davacının sorumlu olduğu tüketim miktarının 20.182,12 TL olduğu, gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve davacının davalıya 45.458,98 TL borçlu olmadığına karar verilmiş, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 23.06.2010 tarih ve 2009/11741 E. 2010/7996 K. sayılı ilamı ile; ”…Mahkemece alınan 10.11.2005 tarihli ilk raporda davacının sayaca müdahale ederek kaçak elektrik kullandığı kabul edilerek kaçak elektrik kullanım bedeli hesaplanmıştır. Bu rapordan sonra alınan 24.4.2007 tarihli ikinci ve 29.10.2007 tarihli üçüncü raporda bilirkişiler her nekadar kaçak kullanımı olmadığından söz etmişlerse de dosyada örneği bulunan 26.4.2004 tarihli kaçak elektrik tespit tutanağında sayaçların mühürsüz olduğu yönünde saptamada bulunulmuştur. … ve … Şube Müdürlüğünün 13.5.2004 tarihli raporunda da sayaçların mühürleriyle oynandığı, bu nedenle sayaçların muayeneye alınmadığı belirtilmiştir. Bu belgeler dikkate alındığında ikinci ve üçüncü bilirkişi raporlarının oluşa ve dosya içeriğine uygun olmadığının kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece kaçak elektrik kullanımı ve kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan bedel konusunda uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece anılan bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile davacının davalıya 41.812,29 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hükmün taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine; Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 14.05.2012 tarih ve 2011/16450 E. 2012/7950 K. sayılı ilamı ile, ”…Kaçak elektrik tüketimi tespiti ve hesabı konusunda bozmadan önce alınan 02.12.2005 havale tarihli 1. bilirkişi heyet raporu ile bozmadan sonra alınan bilirkişi heyet raporları arasında kaçak tüketim bedelinin miktarı hususunda açıkça farklılık bulunmaktadır. Bu nedenle mahkemece, aldırılan bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla, oluşturulacak üçüncü bir bilirkişi heyetinden rapor aldırılarak varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 14.05.2012 tarihli ikinci bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulü ile davacının davalıya 27.504,46 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir
Davalı tarafın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davacının kaçak elektrik kullandığı dosya kapsamında kesin biçimde saptanmış olup, davalı tarafından istenebilecek bedelin,tutanak ve tahakkuk tarihinde yürürlükte bulunan Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği’nin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları .
düzenlemek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından alınan 21.03.2003 tarihli 122 sayılı kararının ”Tüketim Miktarı Hesaplama” başlıklı bölümünde açıklanan yöntemle hesaplanması gerektiği kuşkusuzdur.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunda, ihtilaflı dönem olan 09.06.2003-26.04.2004 arasındaki ek tahakkukun, 26.03.2004-26.04.2004 tarihleri arası için mükerrer kaçak tarifesinden, 09.06.2003-26.03.2004 tarihleri arasındaki eksik tüketimi ise ihtilaf tarihinde yürülükte bulunan ‘nin 20. maddesine göre hesaplanması gerektiği belirtilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık; davacının kaçak elektrik kullanımı nedeniyle tahakkuk ettirilen bedelden, kaçak elektrik kullanılmadığı iddiasına dayalı menfi tespit davasıdır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplamaya baz alınan ‘nin 20. maddesi ise; sayacın müşterinin kusuru dışında herhangi bir nedenle doğru tüketim kaydetmediğinin tespiti halinde yapılacak işlemleri göstermekte olup, söz konusu madde dava konusu ile ilgili değildir.Bu nedenle hükme esas alınan bilirkişi raporu yetersizdir.
Hal böyle olunca, mahkemece; dosyanın önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik konusunda uzman bilirkişi heyetine verilmesi, bilirkişi heyetinden davalının davacıdan isteyebileceği bedelin tutanak ve tahakkuk tarihinde yürürlükte bulunan … ve EPDK’nın 122 sayılı kurul kararı hükümlerine göre hesaplanması konusunda, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bir rapor alınarak, oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, davalı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01.11.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi..