YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/19351
KARAR NO : 2016/6679
KARAR TARİHİ : 27.04.2016
MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki yardım nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkilinin anne ve babasının 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/400 Esas- 2002/469 Karar sayılı ilamı ile boşandığını, boşanma sonucunda müvekkilinin velayetinin annesine verildiğini, aylık 50 TL iştirak nafakası takdir edildiğini, müvekilinin ergin olduğunu,…Üniversitesi İktisadi ve …Ticaret bölümünde öğrenci olduğunu, davalının müvekkiline maddi yardımda bulunmadığını, davalının maddi durumunun iyi olduğunu, belirterek; müvekkili için aylık 1.000 TL yardım nafakasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davacının üzerine kayıtlı taşınır ve taşınmaz mallar olduğunu, davacının kayıt dışı çalıştığını, dava dışı annenin ekonomik durumunun iyi olduğunu, müvekkilinin işyerinin kapandığını, gelir elde edeceği bir işinin bulunmadığını savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 02.10.2013 tarihinde belirlenen aylık 400 TL tedbir nafakasının kararın kesinleşmesine kadar devamına, kesinleşmeden sonra 600 TL’ye artırılarak yardım nafakası olarak davalıdan tahsiline karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 19.01.2015 tarih, 2014/14758 E., 2015/873 K. sayılı ilamı ile “…sair temyiz itirazlarının reddi ile … Yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre, nafaka ve nafakanın artırılması davaları, kanundan doğan bir alacağın tespiti ve tahsili davası niteliğinde olup, davanın açıldığı tarihten itibaren hüküm ifade eder. (28.11.1956 gün, 15 E.- 15 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı) Mahkemece yapılacak iş; anılan İBK.uyarınca ve infazda tereddüt yaratmayacak şekilde dava tarihinden itibaren nafakaya hükmetmek olmalıdır…” gerekçesi ile bozularak mahkemesine iade edilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulü ile dava tarihinden itibaren aylık 600 TL yardım nafakasının davalıdan tahsiline karar verilmiş; verilen bu hüküm davalı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Taraflardan yalnız birinin temyizi halinde, Yargıtay, hükmü temyiz edenin aleyhine bozamaz. (Aleyhe bozma yasağı). Bundan başka, taraflardan yalnız birinin hükmü temyiz etmesi halinde, Yargıtay’ın (temyiz eden tarafın lehine olarak) verdiği bozma kararına uyan yerel mahkeme de artık, temyiz eden tarafın, önceki (bozulan) karara oranla daha aleyhine olan bir hüküm veremez. Buna da “aleyhe hüküm verme yasağı” denir.
Taraflardan yalnız birinin temyizi üzerine verilen bozma kararına uyan mahkemenin temyiz eden tarafın, önceki (bozulan) karara oranla daha aleyhine olan bir hüküm vermemesi ilkesi, usule ilişkin kazanılmış hak müessesesi ile de yakından ilgilidir.” (Prof.Dr.Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, Cilt ;5, 2001, s; 4732 -4737)
Somut olayda; mahkemece ilk kararda (bozmadan önce) 02.10.2013 tarihinden kararın kesinleşmesine kadar aylık 400 TL, bu tarihten sonrası için 600 TL nafakanın davalıdan tahsiline karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiş, Dairemiz tarafından hüküm davalı yararına bozulmuştur. Bozmaya uyan mahkeme yaptığı yargılama neticesinde bu defa dava tarihinden itibaren aylık 600 TL nafakanın davalıdan tahsiline karar vermiştir. Oysa önceki karar davacı tarafından temyiz edilmemiş olduğundan o kararda hükmedilen miktar davalı yararına kazanılmış bir hak oluşturmuştur. O halde mahkemenin davalı yararına kazanılmış hakkı ihlal ederek ilk karardaki miktardan fazlaya hükmetmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.