Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/19982 E. 2016/7389 K. 10.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/19982
KARAR NO : 2016/7389
KARAR TARİHİ : 10.05.2016

MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının … İli, … ilçesi, … B-1 Blok 15 nolu bağımsız bölümün maliki olduğunu, dava konusu yerin iskan ruhsatının 29.10.2010 tarihinde alındığını, dairenin su aboneliği için davalı kuruma başvurulduğunda kanal katılım ve şebeke hisse bedeli adı altında ödemenin talep edildiğini ancak iskandan sonra davalı tarafından yeni bir kanal şebeke döşenmediği gibi herhangi bir ıslah çalışmasının da yapılmadığını ileri sürerek, davalıya borçlu olunmadığının tesbiti ile su aboneliğinin tesisine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kanal katılım ve şebeke tesis bedelinin, Belediye Gelirleri Kanununun 87 ve 88. maddeleri ile … Tarifeler Yönetmeliğinin 39. maddesi uyarınca idarece sunulan hizmet karşılığı ilk malikten ferdi abonelik sırasında alınan bedel olduğunu, müvekkili idarenin davacı tarafa ait bağımsız bölümün yer aldığı taşınmazın su şebekesi ve kanal hatlarını inşa ettiğini, bu nedenle ilk malik olan davacıdan davaya konu edilen altyapı hizmet bedellerinin yasa gereği tahsil edildiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, davacının, davalı kuruma kanal katılım ve şebeke hissesi bedeli olarak 271,90 TL’den sorumlu olduğunun, bunu aşan kısımdan (3.399,72 TL) sorumlu olmadığının tespitine karar verilmiş, verilen bu hüküm süresi içinde, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizin; 05.06.2013 tarih, 2013/6320 esas , 2013/9270 karar sayılı ilamı ve “… O halde mahkemece; davalı idarece, davacıya ait taşınmazın bulunduğu bölgede kanalizasyon ve içme suyu tesislerinin yapıldığı ve davacının bu hizmetten yararlandığı ispat edildiğinden; bilirkişi marifetiyle bu hizmetten yararlanan bağımsız bölümün ilk maliki olan davacının
ödemekle yükümlü bulunduğu kanal katılım ve şebeke tesis bedelinin, abonelik başvuru tarihinde yürürlükte bulunan tarife hükümleri dikkate alınarak belirlenmesi suretiyle uyuşmazlığın çözümlenmesi ve sonucu dairesinde bir hüküm tesis edilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. ..”gerekçesi ile bozulan karar, mahalli mahkemesine iade edilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyulması neticesinde, bozma kararı öncesi yapılan yargılama sırasındaki bilirkişi raporu esas alınarak, davanın kısmen kabulü ile, davacının 498 TL bedelden sorumlu olduğunun tespitine karar verilmiş,verilen bu hüküm büresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Zira, bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi, … Tarifeler Yönetmeliğinin 39. maddesinde; “Su ve kanalizasyon harcamalarına katılma payları: … Formülüne göre hesaplanan değerdir. Bu değer gayrimenkulün vergi değerinin %2’sini geçemez.” denilmektedir. Yine formülde “Adil bir katılımın sağlanmasına yönelik katsayının”: N ile ifade edildiği, “Gayrimenkulün toplam inşaat alanının”: ile ifade edildiği, N’nin ise … olduğu … olduğu” belirtilmiş bulunmaktadır. Bilirkişi raporunu hazırlarken, formülde ifade edilen birim değerleri tek tek ele alıp, uygulamak zorundadır.
Hükme esas alınan raporda, abonelik başvurusundan önceki yıllarda inşaat aşamasındaki dava dışı kişi tarafından avans olarak yapılan ödeme sırasındaki resmi veriler ve birim fiyatları esas alınmak suretiyle hesaplama yapılmıştır. (…. Oysa, aradan uzun bir zaman geçtikten sonra inşaat tamamlanmış ve davacı bireysel abonelik başvurusunda bulunup 02.09.2011 tarihinde iş bu davayı açmıştır.
Bu durumda hükme esas alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Metre tül maliyeti, abonelik başvuru tarihindeki … birim değerleri esas alınmak suretiyle güncelleştirilerek saptanması gerekir.
O halde mahkemece, aboneliğe başvurulduğu sırada, Kanunun 89. maddesi uyarınca arsa vergi değerinin %2’si oranında kanal katılım payı tahsiline dair evraklar ile ödenen avansın mahsubunu içerir, katılım paylarının hesabına ilişkin … Tarifeler Yönetmeliğinde bulunmakta olan formüldeki hesaplama “gayrimenkulün toplam inşaat alanı ile güncel metre tül maliyeti ve gayrimenkulün yola nazaran cephesi” esas alınarak yasa ve yönetmeliğe uygun denetimi mümkün yeniden rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurmak gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.