YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/2298
KARAR NO : 2015/10225
KARAR TARİHİ : 04.06.2015
MAHKEMESİ : ELMADAĞ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/09/2014
NUMARASI : 2014/170-2014/299
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerine ait çiftlikte çıkan yangın sonucu, müvekkili Ali’ye ait mandıra, ortak yemlik, 19 adet inek, yarım ton süt yemi ve çoban evi ile müvekkili Samim’e ait samanlık, mandıra, ortak yemlik, 31 adet cins inek, iki adet süt sağma makinası,1 adet yem kırma makinası, 1 ton süt yemi ve 1 adet süt tankının yandığını; yangının elektrik tellerinden kaynaklandığını, bu nedenle enerji nakil hattı sahibi olan davalının doğan zarardan kusursuz sorumlu olduğunu belirterek; fazlaya ilişkin haklarını saklı tutup; her bir müvekkili için ayrı ayrı 1.000,00’er TL tazminatın, 09.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 20.06.2013 havale tarihli ıslah dilekçesiyle tazminat talebini müvekkili Ali için 106.375,00 TL ıslah ederek toplam 107.375,00 TL’ye, müvekkili Samim için 163.600,00 TL ıslah ederek 164.600,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi vermemiş, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde; yangının çıktığı yerin “Branşman Hattı” olup olmadığı hususunun öncelikle belirlenmesi gerektiğini, zira, yangının çıktığı yerin branşman hattı içinde olması halinde sorumluluğun branşman hattı maliki olan davacılarda olacağını bildirmiştir.
Mahkemece; davanın kabulü ile, davacı Ali lehine 107.375,00 TL, davacı Samim lehine 164.600,00 TL tazminatın, olay tarihi olan 09.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyanın temyiz incelemesi dairemizce yapılmış, 30.01.2014 tarih, 2013/15502 E.; 2014/1254 K. sayılı ilamla; davalı vekilinin yokluğunda yapılan 04.07.2013 tarihli duruşmada, dosyanın incelemeye alındığı, duruşmanın bırakıldığı 16.07.2013 tarihli celsede, uyuşmazlığın esası ile ilgili hüküm kurulduğu, tahkikat aşamasına gelinmiş olduğu halde tahkikatın bittiği tefhim edilmeden ve sözlü yargılama için tayin olunacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunulması amacı ile davet hususu yerine getirilmeden karar verildiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamına uyma kararı alan mahkemece, bozma ilamında belirtilen eksiklik giderilmiş; davanın kabulü ile, davacı Ali lehine 107.375,00 TL, davacı Samim lehine 164.600,00 TL tazminatın olay tarihi olan 09.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elektrik tellerinde oluşan şase sonucu çıktığı iddia olunan yangın nedeniyle uğranılan maddi zararın, enerji nakil hattı sahibi davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Temyize konu uyuşmazlık; yangınının davalıya ait elektrik tellerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve elektrik tellerinden kaynaklandığının tespiti halinde, davacıların zararının artmasında müterafik kusurlarının bulunup bulunmadığı husunda toplanmaktadır.
Davalı elektrik şirketi, elektrik enerjisinin dağıtımını yerine getirmekte olup, bu faaliyet, varlığı ve niteliği itibariyle bir tehlike taşıdığından, davalının sorumluluğu, sebep sorumluluğu olan kusursuz (objektif) sorumluluktur. Tehlikeli nesne veya işletme ile gerçekleşen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması sorumluluk için yeterlidir. Sorumlu kişi veya işletmenin, kusurlu olup olmaması, özen ödevini yerine getirip getirmemesi, işletme veya nesnede bir bozukluk veya noksanın bulunup bulunmaması, meydana gelen zararın tazmin borcu yönünden bir etkiye sahip değildir.
İlliyet bağının tespiti için bilgisine başvurulacak bilirkişinin konusunda uzman olması gerekir. Zira; HMK’nın 266 ve devamı maddeleri gereğince hakim; çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Bu nedenle bilirkişinin kendisinden sorulan husus hakkında özel ve teknik bir bilgiye sahip olması gerekir.
HMK’nın 281.maddesi gereğince; taraflar bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. Bu halde mahkemece, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulması için, bilirkişiden ek rapor alınabileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için yeni görevlendirilecek bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir.
Yangının, davalı şirkete ait enerji nakil hattındaki tellerin kopması nedeniyle meydana geldiği uzman bilirkişi tarafından hazırlanan denetime elverişli raporla tespit edilir ise elektrik şirketinin zarardan sorumluluğu cihetine gidilebilir. Ne var ki, zararın kapsamının tayininde, zarar gören davacının da zararın meydana gelmesinde kusurunun olup olmadığının araştırılıp, tartışılması gerekir. Zira; TBK’nın 52/1. (BK m.44/1) maddesi gereğince; zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yüklümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hakim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.
Somut olayda; yangının çıkış nedeninin tespiti ve oluşan zararın kapsamının belirlenmesi amacıyla; veteriner, inşaat mühendisi ve hukukçu bilirkişiden oluşan üçlü heyetten rapor alınmıştır. Raporda; yangının, yangın raporunda, elektrik direğine gelen kabloda oluşan şase sonucu meydana geldiğinin tespit edildiği belirtilerek; tesisatın sahibi olan davalının sorumlu olduğunun düşünüldüğü belirtilmiştir. Oysa ki;yangının çıkış nedeninin hiç bir tereddüte mahal vermeyecek şekilde tespit edilebilmesi için, içinde elektrik bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekirdi. Mahkemece, yangının çıkış nedeninin tespiti hususunda uzman olmadıkları anlaşılan bilirkişi heyetinden alınan rapor doğrultusunda hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, davalı vekili bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, yangının çıktığı yerin branşman hattı içinde olduğunu ileri sürmüş ancak mahkemece, davalı vekilinin rapora itirazı dikkate alınmamış, yangının çıktığı yerin “Branşman Hattı” içinde olup olmadığı hususu araştırılmamıştır. Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği’nin 4. maddesinin 34. bendinde; branşman (İrtibat) hattı; müşterinin dağıtım sistemine bağlandığı bağlantı noktasına kadar müşteri tarafından tesis edilen, müşterinin mülkiyetinde olan ve münhasıran müşterinin bağlantı talebinin karşılanması amacı ile kullanılan tüm teçhizat, hat, kablo, direk, kesici ve ölçü sistemi olarak tanımlanmış olup, yangının bu hat üzerinde çıkıp çıkmadığının araştırılması gerekirdi.
Diğer taraftan, her ne kadar mahkemece, davacıların, yangın nedeniyle oluşan tüm zararlarının davalı tarafça tazminine karar verilmiş ise de, zararın meydana gelmesinde ve artmasında davacıların müterafik kusuru olup olmadığı, somut olayda müterafik kusur indirimi yapılıp yapılamayacağı hususu üzerinde hiç durulmamıştır.
Hal böyle olunca mahkemece; öncelikle yangının çıktığı alanın branşman hattı içinde olup olmadığının belirlenmesi, ardından önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak aralarında elektrik bilirkişinin de bulunduğu üç kişilik uzman bilirkişi kurulundan, yangının çıkış nedenine ilişkin denetime açık rapor alınması, yangının çıkış nedeni ve yeri tam olarak tespit edildikten sonra şayet yangının elektrik tellerinden kaynakladığı sonucuna varılır ise, yangının ve zararın artmasında davacıların müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı husunda gerekli değerlendirme yapılarak, davacıların müterafik kusuru var ise TBK’nın 52/1.maddesi gereğince hesaplanan tazminat miktarından, müterafik kusur indirimi yapılarak, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, tüm bu hususlar göz ardı edilerek, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu doğrultusunda yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.