YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4008
KARAR NO : 2015/12088
KARAR TARİHİ : 01.07.2015
MAHKEMESİ : ANKARA 9. AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/11/2014
NUMARASI : 2014/969-2014/1529
Taraflar arasında görülen yoksulluk nafakasının kaldırılması ve istirdat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı dava dilekçesinde özetle, davalı lehine Ankara 8. Aile Mahkemesinin 2010/805 E.- 2011/ 1135 K. Sayılı kararı ile aylık 250 TL yoksulluk nafakasına hükmedildiğini, davalının 03.04.2012 tarihinden beri sigortalı olarak çalıştığını ve aylık 1.454,24 TL gelirinin olduğunu bu nedenle davalıya ödenmekte olan yoksulluk nafakasının kaldırılmasına ayrıca 03.04.2012 tarihinden dava tarihine kadar ödenen toplam 5.500 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde özetle; asgari ücretle çalıştığını, nafakaya ihtiyacının olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, yoksulluk nafakasının kaldırılması ve Nisan 2012 tarihinden sonra ödenen toplam 5.500 TLyoksulluk nafakası bedelinin istirdadına ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, yoksulluk nafakasının kaldırılması ve istirdat talebine ilişkindir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacının sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Türk Medeni Kanununun 176/3.maddesinde yoksulluğun ortadan kalkması halinde mahkeme kararıyla nafakanın kaldırılacağı, 176/4.maddesinde ise tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde irad biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın artırılması yada azaltılmasına karar verilebileceği düzenlenmiştir. Anılan maddede yoksulluğun hukuksal kavramı tanımlanmamış ise de; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.1998 tarih ve 2-656 E.-688 K.sayılı kararında yeme, giyinme, barınma, sağlık ulaşım, kültür gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul kabul edileceği belirtilmiştir.
Yine; Hukuk Genel Kurulunun yerleşik kararlarında “asgari ücretle çalışılmakta bulunulması” yoksulluk nafakası bağlanmasını imkansız kılan bir olgu olarak kabul edilmediği gibi, yoksulluğu ortadan kaldıracak bir gelir seviyesi olarak kabul edilmemektedir (HGK 07.10.1998 gün 1998/2-656 G.688 K., HGK 28.02.2007 gün ve 2007/3-84 E.-95 K.sayılı kararları).
Somut olayda, tarafların 01.11.2011 tarihinde boşandıkları, boşanma kararı ile birlikte davalı lehine aylık 250,00 TL yoksulluk nafakasına hükmedildiği, davalının boşanma kararından sonra 03.04.2012 tarihinden itibaren çalışmaya başladığı, aylık brüt 1.454,24 TL gelirinin bulunduğu, babasına ait evde yaşadığı; davacının ise itfaiye eri olarak çalıştığı aylık 1.907,53 TL gelirinin bulunduğu, babasına ait evde yaşadığı anlaşılmaktadır.
Nafaka alacaklısı kadının aldığı ücretin, yukarıda belirtilen zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılaması beklenemez. Başka bir anlatımla, davalının eline geçen toplam gelir miktarı, onu yoksulluktan kurtaracak mahiyette değildir. Davalının aldığı ücret, nafakanın kaldırılmasına değil, azaltılmasına etki edecek olgulardandır.
O halde, mahkemece yapılacak iş; tarafların sosyal ve ekonomik durumları gözetilip, nafaka takdir edilirken taraflar arasında mevcut olan denge durumu da dikkate alınarak, davalının yoksulluğunun ortadan kalkmadığı kabul edilerek, nafakanın (çoğun içinde azı da vardır ilkesi gereğince) TMK’nın 4. maddesinde vurgulan hakkaniyet ilkesi gereğince, uygun bir miktarda indirilmesine karar vermek olmalıdır.
Yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde yoksulluk nafakasının kaldırılması talebinin reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.07.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.