YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4666
KARAR NO : 2016/4535
KARAR TARİHİ : 24.03.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, dava dilekçesinde; davalı tarafından, … tesisat numaralı ticarethane aboneliği nedeniyle tahakkuk ettirilen 3.553,40 TL elektrik tüketim bedelinin tahsili amacıyla Artvin İcra Müdürlüğü’nün 2011/1984 Esas sayılı dosyası ile aleyhinde icra takibi başlatıldığını, anılan tahakkukun haksız olduğunu ileri sürerek; davalıya 3.553,40 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davaya konu … tesisat nolu abonelik sözleşmesinin 07/11/2012 tarihinde davacı tarafından imzalandığını, anılan sözleşmenin iptal edilmediğini, bu nedenle davacının tahakkuktan sorumlu olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre; davanın kabulü ile; davacının Artvin İcra Müdürlüğü’nün 2011/1984 Esas sayılı takibe konu tahakkuk nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
HMK 266.maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkes gibi hakimin de bildiği konularda bilirkişi dinlenmesine karar verilemeyeceği gibi, hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konularda da bilirkişi dinlenemez. Her halde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir.
Somut olaya gelince; mahkemece bilgisine başvurulan bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, dava konusu tahakkuk tarihinde yürürlükte olan Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği hükümlerine göre değerlendirme ve hesaplama yapılmamış, sadece dosya içeriği tekrar edilerek her iki tarafın da kusurlu olduğu vurgulanmış; mahkemece, davacının elektrik aboneliğini iptal ettirmediği gerekçesi ile kusurlu olduğu yönündeki bilirkişi görüşünün hakkaniyete uygun bulunmadığı belirtilerek rapora itibar edilmeksizin karar verilmiştir. Bilirkişi raporu yetersiz olup, denetime elverişli değildir. Dava konusu olan tahakkuk esas alınarak bilirkişi tarafından denetime elverişli bir şekilde hesaplama yapılması gerektiği kuşkusuzdur. Öte yandan, bilirkişi raporunu yetersiz bulan mahkeme hakiminin aynı bilirkişilerden ek rapor yada yeni bir bilirkişiden yeni bir rapor almaksızın kendi hukuki bilgisi ile değerlendirme yapması ve bilirkişi düşüncesine aykırı biçimde karar vermesi de yasal olarak mümkün değildir.
Hal böyle olunca, mahkemece; öncelikle dosyanın önceki bilirkişi dışında başka bir elektrik mühendisi bilirkişiye verilmesi, bilirkişiden davalı kurumun davacı taraftan isteyebileceği elektrik bedelinin Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği hükümlerine göre değerlendirilip hesaplanması konusunda denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bilirkişi raporuna aykırı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.