Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/490 E. 2015/20103 K. 11.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/490
KARAR NO : 2015/20103
KARAR TARİHİ : 11.12.2015

MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki su aboneliği tesisi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkilinin, Ankara ili … ilçesi … ada 1 parselde bulunan B Blok 12 nolu dairenin maliki olduğunu, davalı tarafa abonelik başvurusunda bulunulduğu ancak başvurunun reddedildiğini ileri sürerek, söz konusu taşınmaza su aboneliği tesis edilmesini ve tedbiren geçici su aboneliği yapılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; müvekkili idarenin uygulamasının mevzuata uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre; davacının ASKİ’ye abonelik başvurusu yapmadan bu davayı açtığı, davacının ortada bir muaraza yokken dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı, diğer taraftan dava konusu binanın yapı ruhsatının 11/09/2008 tarihinde alındığı, yapı ruhsat tarihi itibariyle de 26/07/2008 tarihinde yürürlüğe giren 3194 sayılı İmar Kanunu’nun geçici 11. maddesinde ifade edilen istisnai halin bu davada uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
HMK. nun 114.maddesinde; davacının dava açmakta hukukî yararının bulunmasının bir dava şartı olduğu hususu açıkça vurgulanmıstır.
Hukukî yarardan maksat, davacının sübjektif hakkına hukukî korunma sağlanması hususunda mahkemeye basvurmasında hâli hazırda hukuken korunmaya değer bir yararının bulunmasıdır. Bir baska ifadeyle, davacı hakkına kavusmak için, hâli hazırda mahkeme kararına muhtaç bir konumda değilse onun hukukî yararının bulunduğundan söz etmek mümkün değildir.
Somut olaya gelince; davacı taraf, su aboneliği ve geçici abonelik talebi amacıyla davalı ile görüştüğünü, davalı kurumun şifahen talebini reddettiğini öne sürmüştür. Davalı kurum ise, gerekli evrak ile başvurulması halinde abonelik tesis edilebileceğini savunmuştur. Davalı kurumun davaya cevabında, dava konusu binaya ilişkin abonelik sözleşmesinin yapılmayacağını savunması dikkate alındığında, davacının davalı kuruma yazılı olarak başvuruda bulunmuş olsa dahi talebinin reddedileceği kuşkusuzdur. O halde, davacının hakkına kavuşmak için, hâli hazırda mahkeme kararına muhtaç bir konumda olduğu, bu nedenle hukukî yararının bulunduğu kabul edilmelidir. Öte yandan, mahkemece hükme esas alınan dava konusu binaya ilişkin, 11.09.2009 tarihli yapı (inşaat) ruhsatının, “yenileme” ruhsatı niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, ilk inşaat ruhsatının istenerek, belirlenecek ruhsat tarihine göre, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun geçici 11.maddesi şartlarının oluşup oluşmadığının incelenmesi gerekmektedir.
Hal böyle olunca, mahkemece; davacının dava açmakta hukuki yararı bulunduğu gözetilip, davanın esası hakkında inceleme yapılması; ilk inşaat ruhsatının istenerek, belirlenecek ruhsat tarihine göre, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun geçici 11.maddesi şartlarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yersiz gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.