YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4991
KARAR NO : 2015/17154
KARAR TARİHİ : 03.11.2015
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : EDİRNE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/12/2014
NUMARASI : 2014/66-2014/553
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil-alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davacının tapu iptali ve tescil talebinin reddine, alacak talebinin kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle; daha önceden belirlenen, 03.11.2015 tarihli duruşma günü için yapılan tebligat üzerine; temyiz eden davalı vekili Av. G… Ç… Ç… geldi. Karşı taraftan davacı ve vekili gelmedi. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; satın alındığı tarihte iki ayrı parsel olan (tevhitle 1… parsel) taşınmazlardan büyük olan 6.. parselin davalı baldız adına, küçük olan 5… parselin ise davacının boşandığı eşi Yeşim (dava dışı) adına tapuya tescil edildiğini, taşınmazların ortak alındığını ve satış bedellerinin yarısını davacının ödediğini, taşınmazlar tevhit ile birleştirildikten sonra davacı hissesinin tapuda devri kararlaştırılmış iken, davalının buna yanaşmadığını, dava dışı Yeşim’in hissesini(468/2400) daha sonra davalıya devrettiğini, taşınmazın davalı tarafından satışa çıkartıldığını, bu durumun taşınmazdaki hissenin müvekkiline devredilmeyeceğini gösterdiğini, yarı hisse olan 1200 hisseden, davacının eşine ait hissenin düşümünden sonra kalan hisse yönünden davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini, olmadığı takdirde hisseye isabet edecek 10.000 TL bedelin (ıslah ile 19.626,20 TL) davalıdan yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevabında; tanık dinlenmesine muvafakatlarının olmadığını, davanın yazılı belge ile ispat edilmesi gerektiğini, infaz öncesi 599 parsel sayılı taşınmazın bedelinin davalının kızkardeşi tarafından, 639 parselin bedelinin ise davalı tarafından ödenerek satın alındığını, müvekkilinin daha sonra kardeşinin de hissesini satın aldığı taşınmazı, ilgilenemeyeceğini düşünerek satışa çıkardığını, iddiaların yerinde olmadığını ileri sürerek, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; tevhit öncesi 5.. parsel’in davacının eşi Yeşim adına, 6…parselin davalı adına tapuya tescil edildiği, ancak davacının ve davalının bu iki taşınmazı 1/2 hisse ile ortaklaşa aldıkları satıcı ile 12.000 TL bedel karşılığında anlaştıkları bedelin yarısı olan 6.000 TL’sini davacının satıcıya ödediği, satıcının taşınmazların devrini gerçekleştirdiği, ancak bu ortaklık konusunda tarafların yazılı anlaşma yapmadıkları, davacının anlaşma gereği parayı ödemesine rağmen davalının anlaşma gereğini yerine getirmediği ve davacıya devretmesi gereken hisseyi devretmediği, davacının tapu kaydının iptalini talep ettiği, ancak usulüne uygun bir satış vaadi sözleşmesi olmadığından tapu kaydının iptalinin gerekmeyeceği, ancak davalı, davacıdan aldığı parayı iade etmediğinden bu miktarda sebepsiz zenginleştiği, nitekim davalının parayı iade ettiğini iddia etmediği, davalının parayı ödemediğini iddia ettiği, ancak taşınmaz için 23.04.2003 tarihinde 6.000 TL ödediğinin sabit olduğu, bu paranın dava tarihinde ulaşacağı bedelin 16.626 TL olduğu, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre bu alacağın tahsili gerektiği belirtilerek, tapu iptali tescil talebinin reddi, alacak davasının kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmektedir.
Somut olayda; davacı, davalı ile 1/2 olarak ortak alınan ve başlangıçta davalı ile eşi adına tescil edilen taşınmazların, tevhit edildikten sonra davacı adına tescil edilmesi gerektiğini, bedelin yarısının davacı tarafından ödendiğini iddia etmekte, davalı taraf ise bunları inkar etmektedir. Taraflar arasında davacı tarafından ileri sürülen iddia ve satış bedelinin ödendiğine ilişkin yazılı sözleşme bulunmamaktadır.
Medeni Kanunun 6.maddesine göre “kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Bu durumda ispat yükü kendisine düşün davacı taraf, davalı ile aralarındaki taşınmaz devrine ilişkin anlaşmayı ve satış bedelini ödediğini ispat etmekle yükümlü olacaktır.
1086 sayılı HMUK.nun 288. ve devamı maddeleri (6100 sayılı HMK.nun 200. maddesi) gereğince olayda miktar itibari ile tanık dinlenemeyeceği gibi davalı da tanık dinlenmesine muvafakat etmemişlerdir. Davalı tanık dinlenmesine muvafakat etmediğinden, olayda tanık dinlenemez.
Bu durum karşısında, ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmesi gerekirken, tanık beyanlarına itibar edilmek suretiyle alacak talebinin kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 1.100 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı tarafa verilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.