YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/5243
KARAR NO : 2016/5232
KARAR TARİHİ : 05.04.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Mahkeme hükmü, davacıya 21.11.2011 tarihinde, davalı vekiline ise 18.11.2011 tarihinde tebliği edilmiş olup, davalı vekili 10/01/2012 havale tarihli dilekçesi ile, hükmün vekalet ücretine ilişkin kısmı yönünden tashih talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, 30/04/3014 tarihli ara kararı ile, 07/04/2011 tarih ve 2011/63 Esas, 2011/219 Karar sayılı hükmün vekalet ücretine ilişkin bendinde yer alan “Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibari ile geçerli avukatlık asgari ücret tarifesi gereği maktu olarak hesaplanan 1.100,00.- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine” ibaresinin “Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibari ile geçerli avukatlık asgari ücret tarifesi gereği maktu olarak hesaplanan 1.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine” şeklinde HMK 304.Maddesine göre tashihine, tashih kararının gerekçeli kararın eki sayılmasına, karar verilmiştir.
Bu aşamadan sonra davalı vekili, bu kez hükmün (07.04.2011 tarih ve 2011/63 E.- 2011/219 K. sayılı asıl kararın) bozulması istemini içerir temyiz dilekçesini, 06/02/2015 tarihinde mahkemeye sunmuş ve aynı tarih itibari ile temyiz harcını yatırmıştır. Bunun üzerine mahkeme tarafından, gerekçeli karar ve davalı vekilinin temyiz dilekçesi taraflara yeniden tebliğe çıkarılmış, davalı vekiline gerekçeli karar, davacı vekiline ise gerekçeli kararla birlikte davalı vekilinin temyiz dilekçesi 13/02/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Ancak yukarıda açıklandığı şekilde mahkeme hükmü, davalı vekiline ilk olarak 18/11/2011 tarihinde tebliği edilmiş; bunun üzerine davalı vekili tarafından önce tashih isteminde bulunulmuş, ardından, 06.02.2015 tarihinde ise davalı vekili tarafından temyiz dilekçesi sunulmuştur. Buna göre davalı vekilinin temyiz dilekçesi HUMK’nun 432.maddesinde öngörülen onbeş günlük yasal süre geçirildikten sonra 06/02/2015 tarihinde verilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, Yargıtay tarafından da karar verilebilir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden REDDİNE, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.