Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/6068 E. 2015/9186 K. 21.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/6068
KARAR NO : 2015/9186
KARAR TARİHİ : 21.05.2015

MAHKEMESİ : İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/12/2012
NUMARASI : 2012/239-2012/300

Taraflar arasındaki istirdat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili 04.06.2007 tarihli dava dilekçesinde; davacı bankanın BDDK’nın 15.01.2001 tarihli kararı uyarınca bankacılık yapma ve mevduat kabul etme yetkisinin kaldırıldığını ve 09.08.2002 tarihi itibariyle tasfiye kararı alınarak 19.08.2002 tarihinden itibaren tasfiye sürecinde olduğunu, davalının TMSF Yönetim Kurulu’nun 14.04.2003 tarihli kararı ile Bankanın Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdür olarak atandığını ve 19.11.2004 tarihinde kıdem ve ihbar tazminatı ödenerek görevinden ayrıldığını, ancak tasfiye işlemleri devam ederken davalının görev yaptığı döneme ilişkin mevzuata aykırı olarak, öngörülmediği halde Nisan-Temmuz ve Ekim 2004 aylarında 23.634.11 TL ikramiye bedeli ödendiğini, ihtara rağmen iade edilmediğini ileri sürerek (23.634 TL’nin) şimdilik 1.200 TL’nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevabında; zamanaşımının geçtiğini, davalının 17.04.2003-17.11.2004 tarihlerinde genel müdürlük, yönetim kurulu başkanlığı ve tasfiye memurluğu görevinde bulunduğunu, kendisinden önce görev yapan genel müdürlere de ikramiye ödendiğini, ödemenin yönetmeliğe uygun olduğunu belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; davanın reddine ilişkin verilen karar Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 27.12.2010 tarih ve 2008/43389 E.-2010/40916 sayılı kararı ile “….davacı bankanın BDDK’nın 15.06.2001 tarihli kararı ile bankacılık yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılarak Fon’a devredildiği, davalının TMSF’nin 09.04.2003 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında tasfiye memuru olarak seçildiği, aynı zamanda yönetim kurulu başkanı ve genel müdür olduğu, işveren ve işçi sıfatının aynı kişide birleşemeyeceği için taraflar arasında iş sözleşmesi ilişkisi bulunduğundan söz edilemeyeceği, dava konusu olaya ilişkin yargılama yapma yetkisinin genel mahkeme görevine girdiği” belirtilerek bozulmuştur.
./..
Mahkemece bozma ilamına uyularak; bankanın daha önceki genel müdürlerine maaşları yanı sıra Personel Yönetmeliğinin 51.maddesi gereğince ikramiye ödendiği, davalının da yönetmelik gereğince ikramiye hakkından yararlanacağını düşünerek bu görevi kabul ettiği, yönetmelikte belirtilen ikramiyeden yararlanamayacağına ilişkin davalıya bir bildirim yapılmadığı, davalının Yönetmeliğin 8.maddesinde belirtilen üst yönetim kadrosundaki kişilerden olduğu, 51.madde gereğince ikramiye ödenmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçe gösterilerek, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 27.12.2010 tarihli ilamından “işçi işveren sıfatının aynı kişide birleşemeyeceği için taraflar arasında iş sözleşmesi ilişkisinden söz edilemeyeceği” tespitinde bulunulmuştur. Bozma öncesi 1. İş Mahkemesinin taraflar arasında iş sözleşmesine dayalı bir ilişkinin mevcut bulunduğu, davalıya işyeri yönetmeliğine uygun ödemeler yapıldığı gerekçesiyle verdiği red kararının dayanağı bilirkişi raporunu, bozma ilamı karşısında hükümsüz hale gelmiştir.
Davacı vekili tarafından bu hususlara da değinilerek 30.11.2012 tarihli dilekçe ile yeniden bilirkişi incelemesi yapılması talep edilmiş olup, bu durum karşısında mahkemece; davacı bankanın hukuki durumu ile davalının hukuki statüsünün dikkate alınması suretiyle, dosyanın bankacılık hukuku ve iş hukuku alanında uzman(öğretim üyesi) kişilerden oluşan bilikişi heyetine tevdi edilerek mevzuat hükümleri ve ilgili yönetmelik çerçevesinde davacının itirazları da değerlendirilmek suretiyle rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.