YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/6167
KARAR NO : 2016/5409
KARAR TARİHİ : 07.04.2016
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; davacıların murisi… adına kayıtlı olan ticarethane elektrik aboneliğinde 2010/3 dönemi ila 2011/12 dönemleri arasında ödenmeyen elektrik faturaları için davalı tarafından icra takibi başlatıldığını, murisin vefat ettiği tarih olan 28.01.2010 tarihinden sonraki enerji kullanım bedelleri yönünden müvekkillerinin borçlu sıfatının olmadığını ileri sürerek; müvekkillerinin davalıya 24.496,00 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dilekçesinde; davanın haksız, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, aboneliğin mirasçıları olarak sözleşme hükümleri doğrultusunda kullanıcı ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kısmen kabulü ile, davacıların 24.100,47 TL borçlu olduklarının, 481,17 TL borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı tarafın aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
25/09/2002 tarihli ve 24887 sayılı Resmî Gazetede yayınlanan Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 24.maddesine göre; zamanında ödenmeyen borçlar başlığı altında “müşterinin perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşmalar kapsamında öngörülen ödemeleri zamanında yapmaması hâlinde dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından elektriği kesilebilir” şeklindedir.
01/03/2003 tarihinde yürürlüğe giren Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 24/2.maddesine göre, “müşterinin perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşmalar kapsamında öngörülen ödemeleri zamanında yapmaması hâlinde nihai tüketicilere enerji tedarik eden lisans sahibi şirketlerin bildirimi üzerine en az 5 iş günü içerisinde dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından elektriği kesilir” söz konusu durum 2 gün içerisinde dağıtım şirketi tarafından ilgili tedarikçiye bildirilir.
Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin ilgili hükümleri gereğince zamanında ödenmeyen faturalardan dolayı elektriğin kesilmesinin amir hüküm olduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda; davacı tarafın murisi davalının elektrik abonesidir. Davalı kurum, 2010/3. dönemi ila 2011/12. dönem arasındaki elektrik tüketim fatura bedellerinden oluşan alacağın tahsili amacıyla davacı taraf aleyhine takip başlatmıştır. Davacı taraf, aboneliği iptal ettirmedikçe abonelik üzerinden tüketilen normal veya kaçak enerji bedelinden fiili kullanıcı ile birlikte davalı kuruma karşı müteselsilen sorumludur. Davalının uzun sayılabilecek bir süre elektrik tüketim bedeline esas faturaların ödenmemesine rağmen yönetmelik gereği elektriği kesmemesi davalı açısından müterafik kusur teşkil etse de bu kusur tüketilen enerji bedelinin aslından davacı tarafın beraatını gerektirmeyeceği gibi tüketim bedeli olan ana borçtan hukukî sorumluluğunu da ortadan kaldırmaz. Olsa olsa davacının (normal tüketim bedeli dışında) gecikme zammından kusur oranında indirim gerektirir. Aksine düşünce davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açar
Hal böyle olunca, mahkemece; öncelikle dosyanın önceki bilirkişiler dışında başka bir bilirkişiye tevdii ile dava konusu alacak döneminde yürürlükte bulunan tarifenin ilgili maddeleri uyarınca; davacı tarafın normal tüketim bedelinin aslından (ana borçtan) her halükarda sorumlu olduğu, Yönetmelik gereğince elektriğin kesilmesi gereken tarihin belirlenmesi bu tarihe kadar olan borcun tamamının hesap edilmesi, bu tarihten sonraki dönem için ise davalının elektriği kesmemesinin müterafik kusur teşkil edeceği ve bununda ancak davacı için gecikme zammından (en fazla yasal faize kadar) indirim sağlayacağı nazara alınarak rapor alınmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.