Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/6836 E. 2015/14672 K. 30.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/6836
KARAR NO : 2015/14672
KARAR TARİHİ : 30.09.2015

MAHKEMESİ : ALANYA 1. AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/06/2014
NUMARASI : 2013/1224-2014/804

Taraflar arasındaki yardım nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalının kızı olduğunu, halen Başkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi 3. Sınıf öğrencisi olduğunu, davalı ile eşi arasında Alanya 1. Aile Mahkemesi’nin 2013/886 esas sayılı dosyasında derdest boşanma davası bulunduğunu, davalı babanın devam eden boşanma davasında müşterek çocuk olan davacının yanında yer almasını istediğini, baskı kurmak amacıyla okul taksitlerini ödememe ve barınma bedellerini ödememe yoluna gittiğini, davacının eğitimi için şu anda Ankara’da olduğunu, kira ödemeleri, geçim ve iaşe bedelleri ve üniversite ödemelerinin davacının annesi tarafından karşılandığını belirterek 1.000,00.-TL tedbir ve dava sonunda yardım nafakasına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; davacının kendisine karşı şiddet eylemi uyguladığını, gelir ve giderleri dikkate alındığında da talep edilen nafaka miktarının yüksek olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, yardım nafakası talebine ilişkindir.
TMK.’nun 328/1.maddesinde; “çocuk ergin olduğu halde eğitime devam ediyorsa, ana ve babasının durum ve koşullarına göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler”,
TMK.’nun 364/1.maddesinde; “herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve alt soyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür”,
TMK.’nun 365/2 maddesinde; “dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir” düzenlemeleri yer almaktadır.

Hukuk Genel Kurulunun 07.06.1998 tarih, 1998/656 E; 688 K.sayılı ilamında da; “…yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul kabul edilmesi gerektiği…” vurgulanmıştır.
Yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup, ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Yardım nafakası isteyenin kusuru ile yardıma muhtaç duruma düşmüş olması, yükümlüyü borcundan kurtarmamaktadır. Aile bağlarının herhangi bir nedenle zayıflamış olması da yükümlülüğü ortadan kaldıran bir neden olarak düzenlenmemiştir. Bu nedenlerle kanun koyucu, yardım nafakasını kişinin ve toplumun vicdanına bırakmamış, kanuni bir ödev olarak düzenlemiştir. Bu nedenle davacının davalıya sözlü veya fiili saldırıda bulunması nafaka talebinin reddi için tek başına gerekçe olamaz
Okumakta olan kişi kendi emek ve geliriyle yaşamını sürdürmekten yoksun ise ana babasından öğrenimini tamamlayıncaya kadar yardım nafakası isteyebilir. Belirlenen nafakanın; davacının geçinmesi için gerekli, nafaka yükümlüsünün geliriyle orantılı olacak şekilde TMK.’nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek takdir edilmesi gerekir.
Somut olayda; davacının Başkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi 3. Sınıf öğrencisi olduğu, 2013-2014 öğretim yılında eğitim ücretinin 16.000,00 TL olduğu, davacının annesinin Biyoloji öğretmeni olarak çalıştığı, aylık 2.736 TL gelirinin bulunduğu, davalının ise emekli uzman çavuş olduğu, aylık 2.000 TL gelirinin, 2009 model …. marka aracının, Alanya’da bir arsasının, kendisine ait evinin olduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, mahkemece; davacının eğitim ve sosyal durumu nazara alınarak geçinmesi için gerekli olan ve nafaka yükümlüsü olan davalı babanın tesbit edilen gelir durumuna uygun olacak miktarda nafaka takdir edilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.